Darbeye karşı demokrasi için, hep birlikte!

Suat BOZKUŞ yazdı —

18 Temmuz 2020 Cumartesi - 12:56

15 Temmuz karanlık darbe girişiminin yıldönümü nedeniyle bol bol demokrasi nutukları atıldı. Darbecilik ve fetöcülük taşlanırken demokrasi göklere çıkarıldı. Trajikomedi dedikleri budur işte. Aslında teşebbüs aşamasında kalmış darbe taşlanırken başarıya ulaşan Erdoğan darbesi kutlanmış ve kutsanmış oldu.

Demokratik sistem işlediği sürece darbecilik olanaksızdır. Demokrasinin gelişmiş olduğu yerlerde darbenin lafı bile olmaz. Çünkü darbecilik kimsenin aklına bile gelmez. Gelse de başarı şansı yoktur. Ama demokratik bir sistem yerleşmedikçe de darbelerin gündemden çıkması olanaksızdır. Askeri ya da sivil çeşit çeşit darbeler birbirini takip eder. Matruşka bebekleri gibi darbe içinde darbeler görülür. Bir darbe teşebbüsü engellenirken bin tanesi oluşmaktadır. Zaten “Bir fetö gitti, bin fetö geldi” diyen ilahiyat profesörünün dediği bu durumdur.

Diyalog sürecinin müzakereye ve çözüme evrilmesi için çaba gösteren Öcalan “Bu süreci başarıya ulaştırmalıyız. Yoksa darbeler mekaniği devreye girer” diyerek herkesi uyarmıştı. Erdoğan-Bahçeli çetesi bu süreci sabote ederek kendi darbelerini yaptılar. Bunun sonucu olarak HDP başta olmak üzere demokrasi adına mücadele eden herkesi susturma ve ezme çabasına girdiler. Demokrasi isteyen halkı da bastırmak için “çöktürme planı”nı devreye soktular. Darbelerin panzehiri demokrasidir. Demokrasi gelişmiş ve kurumsallaşmışsa darbecilik hayal olur ve kendisine yaşam alanı bulamaz. Halkın demokratik örgütlülüğü darbelenirse her türlü darbecilik cirit atar ve ortama egemen olur. 15 Temmuz şaibeli darbe girişimi Erdoğan darbesini örten bir şal rolü oynamıştır. Bu nedenle Erdoğan bu sahte darbeyi “Allah’ın bir lütfu” olarak değerlendirmiş ve tepe tepe kullanmıştır.

Erdoğan diktası muhalefeti susturmak için HDP başta olmak üzere tüm örgütlü güçlere saldırmıştır. Seçilmiş vekillerin çoğu, belediye eşbaşkanları ve HDP üyeleri hala zindanlardadır.

Erdoğan-Bahçeli diktası iktidarda kalabilmek için bir tek muhalif bile bırakmamak istiyor. Bu nedenle HDP’li olsun olmasın muhalif herkesi potansiyel tehlike görerek ezmek istiyor. Akademisyenlere, medyaya hukuk dışı saldırılarının amacı budur. Bunlar da yetmemekte sistemin geleneksel yasal kurumları olan barolara, tabip odalarına, mühendis odalarına ve tüm meslek odalarına da saldırmaktadır. Kendi kontrolünde olmayan bir tek dernek hatta kişi bile bırakmak istemiyor.

Diktasına ve zulmüne vatanseverlik-kahramanlık şalı örtmek için de dışarıda saldırgan bir politika izliyor. Balkanlardan Kafkaslara, İran’dan Libya’ya ve Fas’a kadar “bakiye topraklarımız” diyerek başlattığı “Yeni Osmanlıcılık” budur. Ayasofya’nın açılışı deyip millete gaz vermenin amacı da budur. Erdoğan-Bahçeli diktası her türlü dinci-ırkçı gericiliği de arkasına alarak, her türlü kışkırtmayı yaparak yeni Osmanlı’yı kurmaya çalışıyor.

Bütün bu hayaller demokrasi içinde denenmesi olanaksız maceralardır. Bu nedenle de demokrasiyi bir teferruat olarak görüyorlar. Kendileri de hakiki darbeci olan Erdoğan-Bahçeli diktası her türlü darbenin de zeminini hazırlıyor, yolunu açıyor. Bu güne kadar birçok gerekçe uydurarak demokrasiyi değil de bu diktayı destekleyenler de onunla birlikte suç ortağıdır

Bu şartlarda “Otobüse omuz vuran, trene çelme takan, tayyareye kafa atan, tankların egzozuna havlu sokan, 15 Temmuz darbesini ezen halkımız” gibi hamaset nutukları atmak, Ayasofya benzeri şovlar eşliğinde “15 Temmuz şehit ve gazileri”ni, yakınlarını AKP genel merkezi önünde, Beştepe sarayı önünde dövdürmek de gerçek durumu özetliyor.

Erdoğan-Bahçeli diktası dışarıda işgal ve saldırılarını sürdürebilmek için içeride de diktasını şiddetlendirecektir. Ta ki buna dur diyecek güçler ortaya çıkana kadar.

Bu gidişata “Hep birlikte” dur diyebiliriz, demeliyiz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.