“Geççek geççek” ama nasıl?

Suat BOZKUŞ yazdı —

18 Şubat 2022 Cuma - 23:30

  • Millet İttifakı partileri hala HDP ile birlikte görünmeye korkuyor. Onlar böyle yaptıkça oyları yerinde sayıyor ama HDP’nin oyları da hiç durmadan artıyor. Üçüncü yol güçleniyor. 

Sanatçılar halkı güldürür, ağlatır, eğlendirirken düşündürmesini de başarmalı ama her zaman halka umut vermelidir. Yoksa sanatçılar ne örgüt propagandacısı ne siyasetçilerin alternatifidir. Ne de sanatçı onlardan rol çalma kavgasına girebilir. Sanatçı sanatını yapar, gerisi dinleyenlerin algısına kalır. Sanatçı bunu yapabilirse başarılı sayılmalı. Bunu sorgulamak ve yorumlamak çokça yapılsa da fazla anlamlı olmaz.

Sanatçının hayallerini gerçekleştirmek siyasetin işidir. Siyasetçiler hem halka umut vermek, hem de somut çözüm yollarını göstermekle yükümlüdür. Siyasetçiler halka umut ve güven verdikleri takdirde halkın desteğini de alır ve programlarını gerçekleştirme fırsatını kazanır.

Türkiye bir seçim atmosferine, eskilerin diliyle seçim “sathı mailine” girmiş bulunuyor. Muhalefet, erken seçim istediğini çokça dillendirmişti. Erdoğan-Bahçeli ise inatla zamanında yapılacağını iddia etmişti. Bu saatten sonra 3-5 ay önce ya da sonra yapılmış fazla fark etmez. Bir seçim kapıya gelip dayanmıştır. Şimdiden her şey seçime endekslenmiştir.

Şu açıkça ortaya çıkmıştır ki, savaş ve siyaset daima iç içe geçer. Zaten “savaş siyasetin en üst biçimidir” denir. Bir diğer kural da “Savaş hiledir”.

Erdoğan-Bahçeli diktası bu kurala bağlı olarak her türlü savaş hilesini yaparak, her türlü silahı kullanarak, savaş kurallarını da çiğneyerek savaşı çoktan başlattı ve sürdürüyor. Örneğin İstanbul Belediyesinden üç kadın personel yolsuzluk yaptığı için çıkarılıyor. İktidar medyası bunun nedenini açıklamıyor. Onların söylediği “Üçü de türbanlı” diyerek işi türban yasağına getiriyorlar. Erdoğan’ın tek bildiği beka, ezan, türban, din-iman ve kuran ticaretidir. Sanki türbanlılara her türlü yolsuzluk-hırsızlık serbestmiş gibi. Bakara-makaracı AKP’lilerin Müslümanlığı da bu kadardır. Onlar yolsuzluk-soygun-hırsızlık iddialarına cevap vermek yerine palavradan dinciliğe ve din ticaretine öncelik veriyor. Çünkü tek bildikleri yer, çalıştıkları yer orası.

Çoktan açığa çıktı ki, AKP-MHP şefleri işledikleri suçların hesabını vermemek için, besledikleri çeteler de imtiyazlarını sürdürebilmek için her türlü hileyi ve zorbalığı yapacaktır. Onların geçmişten beri yaptıklarını hatırlarsak, bu seçim sürecinde yapabileceklerini de öngörebiliriz. Hiç aklımıza gelmeyen hilelere, zorbalıklara başvuracaklarını öngörerek muhalefet cephesi de hazırlıklı olmalıdır. Bu sadece seçim günü ve sandık güvenliği meselesi değildir. Şimdiden başlayan ve seçimlerden sonra güçlenerek devam etmesi gereken bir önlemler zinciridir. Yoksa atı alan gene kaçacaktır.

En önemli konu ise HDP konusudur. Millet İttifakı partileri hala HDP ile birlikte görünmeye korkuyor. Onlar böyle yaptıkça oyları yerinde sayıyor ama HDP’nin oyları da hiç durmadan artıyor. Üçüncü yol güçleniyor. Onların yapmadığını, yapamadığını halk kendisi yapıyor.

Millet İttifakı’nın HDP’yi davet etmemesi çok önemli değil. Çünkü davet etseler de HDP katılmayabilir. Çünkü HDP’in şimdiye kadar böyle bir talebi olmadı ve  esas olarak Üçüncü Yol İttifakı-Sol ittifak kuruyor. Ama bu diğer güçlerle demokrasi için mücadele birliği yapmayacağı anlamına gelmez. Tam tersine, HDP her zaman en geniş güçlerin demokrasi için mücadele birliğini savundu. Özellikle bu dönemde bu birlik çok önem kazanmıştır.

Bu süreçte, hiçbir güç HDP’yi sadece oy yüzdesi olarak düşünmemeli. HDP’nin oy yüzdesi de önemlidir, tahminlerin üstündedir ve her geçen gün artmaktadır. Ama demokrasi mücadelesinin geçmişinde ve geleceğinde taşıdığı “özgül ağırlık” muhtemel oy yüzdesinden çok daha önemlidir.

“Geççek, geççek, bu da geççek” ama nasıl geççek?

Açık ki, beklemekle kendiliğinden geçmeyecek.

 

suatbozkus@gmail.com

twitter.com/suatbozkus

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.