Gene mi HDP?

Suat BOZKUŞ yazdı —

16 Mayıs 2020 Cumartesi - 11:45

Türkiye’de topluma egemen olan siyaseti değiştirmek kolay değil. Bu ilk günden beri belliydi. Zaten bu nedenle uzun sürüyor ve acılı, sancılı oluyor. Son günlerde yeniden gündeme getirilen ve kışkırtılan HDP düşmanlığı bunu bir daha gösteriyor.

Eğer HEP’in kuruluşuyla başlarsak otuz seneyi aşan süredir bu çizgi Türkiye ve bölge siyasetinde güçlenerek sürdü. Bütün hukuk dışı saldırılara, tutuklamalara, cinayetlere ve katliamlara rağmen halkın ilgisi ve desteği azalmadı tersine arttı. Halk düşmanları ne yaparsa yapsın halkı korkutamadı, sindiremedi, teslim alamadı. Ne dışarıdan yapılan saldırılar ne de Metiner-Miroğlu gibi Truva atları HDP’yi durdurabildi.

Şimdi Türkiye yeni bir yol ayrımına gelirken HDP’ye yönelik saldırılar yeniden artıyor. Bir yandan Çin işkencesi gibi taksit taksit kayyım atamaları ve tutuklamalar sürerken bir yandan da AKP merkezli besleme medyada HDP’yi linç kampanyası canlandırılıyor ve kapatılması çağrıları yapılıyor. Bunlar hiç de yabancısı olmadığımız sindirme-yıldırma ve teslim alma operasyonlarıdır.

Bunlara göre “HDP terörle ilişkisini kesmeli, Türkiye partisi olmalı”ymış. Tabii ki bu kavramların içini kendi keyiflerine göre dolduruyorlar. Bunun için de bir sürü yalan uydurup birçok hayali senaryo yazıyorlar. İçinde bir tek doğru kelime bulunmayan bu operasyon senaryolarını temel alarak bir tartışma yapılamaz.

İşin gerçeğine bakarsak gerçekte Türkiye partisi olan tek parti HDP’dir. Çünkü belli bir farklılığa, bölgeye, milliyete, dine-mezhebe dayanmayan, onlardan birinin egemenliğini ya da tasfiyesini değil, tam tersine bütün farklılıkların eşit-özgür-demokratik birlikteliğini savunan tek parti HDP’dir. Bu nedenle de HDP halkların eşit ve özgür, ortak yaşamının tek adresidir, güvencesidir.

Medyada yaptıkları sorumsuz çağrılarla, asılsız suçlamalarla HDP’nin kapatılmasını, Meclis’ten atılmasını istiyorlar. Bu şahıslar şunu unutmamalı ki HDP onların lütfuyla kurulmadı. Milletvekilliklerini, belediye eşbaşkanlarını ve seçimle geldikleri yerleri padişah efendi bahşetmedi. Hepsi de halkın oylarıyla oldu.  Ancak gene halkın kararıyla giderler. Demokrasi halkın kendisini yönetmesi ise bunun aracı siyasi partilerdir. Siyasi partileri halk kurar, halk kapatır. Padişahın keyfine göre kurulup kapanmaz. Çünkü siyasi partiler göçebe çadırı değildir.

Türkiye’nin birliği, Türkiye’yi böldürmeyiz gibi iddialarla her gün HDP’ye saldırıyorlar. Böyle yapa yapa Türkiye’yi kırk parça yaptılar. Sadece Türkiye değil AKP kendisi de paramparça oldu. Medyada yapılan cihat çağrıları sonrasında komşu komşuya selam vermeye korkar hale geldi. HDP’nin varlığı halkların özgür, eşit, demokratik var oluşunun, bir arada yaşamasının garantisidir.

Tek adam-tek parti diktasını sürdürebilmek için, korona pandemisini de fırsata çeviren Erdoğan,  barolar-odalar gibi kurumları da susturup halkı teslim almak için saldırıya geçti. Bu saldırının baş hedefi HDP gibi görünüyor. Çünkü HDP bütün muhalefetin ve özgürlük mücadelesi verenlerin kalesidir.

HDP siyaset sahnesine bugüne kadar kimsenin davetiyle, izin vermesiyle değil, onların engellerini yıka yıka, bu uğurda şehitler vere vere geldi. Bugün de onların git demesiyle, onların saldırılarına tehditlerine boyun eğerek kayyımlarla gitmeyecektir.

Şunu herkes görmeli ki, HDP Türkiye ve bölge siyasetinde ana akımlardan biridir. HDP’siz siyaset senaryolarını nasıl denerlerse denesinler başarı şansı yoktur. Halklara zaman ve kan kaybettirmekten başka işe yaramaz. Aklı, vicdanı olan, halka karşı sorumluluk duyan çevreler HDP ile çatışmayı değil, diyalog ve uzlaşmayı tercih eder.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.