Hepimiz George Floyd’uz

Cihan DENİZ yazdı —

4 Haziran 2020 Perşembe - 12:49

Kapitalizmin “normal”inin ırkçılık olduğunu, devlet şiddeti olduğunu, adaletsizlik olduğunu George Floyd’un ırkçı bir polis tarafından herkesin gözleri önünde boğularak katledilmesi bir kez daha bizlere gösterdi.

Floyd’un katledilmesi ve son sözleri “Nefes alamıyorum” kapitalizmin ne olduğunun bir simgesidir adeta. Kapitalizmin altında ezilenlerin yaşadıklarının bir özetidir. Bundan dolayı da ezilenler Floyd’un katledilmesinde kendi ezilmişliklerini, kendi ötekileştirilmişliklerini, kendi yoksulluklarını ve yoksunluklarını, maruz kaldıkları ayrımcılıkları, maruz kaldıkları şiddeti, maruz kaldıkları adaletlisizlikleri gördü.

Ezilenler, bir avuç sermayedar rahatça yaşasın, dünya üzerindeki tüm zenginlikleri talan etsin diye kapitalizmin sömürü çarkları arasında, her gün farklı şekil ve boyutlarda maruz kaldıkları şiddet ve adaletsizlik karşısında nefes alamaz hale gelmiştir. Sadece insanlar değil, doğa bile kapitalizmin sınırsız kar hırsı karşısında “nefes alamıyorum” demektedir.

Bu nedenle de, boğazları üzerine çökmüş kapitalizmin, faşizmin varlığını hisseden ezilenlerin dünyanın dört bir yanında ağzından aynı anda “nefes alamıyorum” sözü çıktı.

Amerika’da başlayan ve giderek dünyanın dört bir yanına yayılan öfke, kapitalizmin bir nefesi bile çok gördüğü ezilenlerin özgürlük, adalet ve eşitlik için gösterdiği bir tepkidir. Amerika’da insanlar o ülke için artık neredeyse sıradan bir olay haline gelmiş beyaz polisi bir siyahı öldürmesini ve sonrasında beyaz adalet tarafından aklanmasına karşı değil aynı zamanda korona salgını sırasında yoksulları adeta ölüme terk eden sağlık sistemine, bir avuç sermaye sahibinin yaşadığı zararların telafisi için milyonların neredeyse açlığa mahkûm edilmesine karşı bir isyandır.

Bunlara maruz kalan sadece Amerika’daki siyahlar mı? Bunun böyle olmadığının, kapitalizmin artık ırkçılıktan, ayrımcılıktan, eşitsizlikten ve adaletsizlikten başka halklara verebileceği bir şeyin kalmadığını en iyi kanıtı, Amerika’da başlayan eylemlerin kısa sürede kapitalizmin merkezleri olmak üzere dünyanın birçok yerine yayılmasıdır.

Aslında çok da uzağa ve çok da geriye gitmeye gerek yok. Floyd ve Amerikalı siyahların hikayesi aslında ırkçılık ve ayrımcılık günlük yaşamlarının bir parçası olan Kürtlere, Ermenilere, Rumlara, kadınlara, LGBTİQ’lara ne kadar da benzemektedir. Mardin’de korona günlerinde iyice ayyuka çıkan polis şiddetinin mağduru çocukta, daha birkaç gün önce Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde sırtında polis postalı ve çıplak bir halde fotoğrafları basına yansıyan Kürt gencinde, Kürtçe müzik dinlediği için öldürülen gençte, salgın sırasında bile çalışmak zorunda bırakılan emekçilerde, her gün bir yenisi eklenen kadın cinayetlerinde, her türlü kötülüğün kaynağı gibi gösterilerek iblisleştirilen LGBTİQ’larda gördüklerimiz aynı hikayenin başka bölümleridir sadece.

Ne yaparsa yapsın ceza almadan paçasını kurtaran beyaz polisin hikayesi bize çok mu yabancıdır? Bu coğrafyada da ezilenlere karşı şiddet uygulayanlar verilen komik cezalarla adeta ödüllendirilmiyor mu? Bugünküne benzer ırkçı bir atmosferin kurbanı olan Hrant Dink adına kurulan vakfın ve Rakel Dink’in, sanatçıların, gazetecilerin ırkçılar tarafından tehdit edilmesi hangimizi şaşırtmaktadır.

Bu nedenle, yarın bir kez daha iş işten geçtikten, açılar yaşandıktan sonra “Hepimiz Hrant’ız” dememek için, kapitalizmin ve faşizmin karanlığı içinde “nefes alamıyorum” dememek için bugün hepimizin, tüm renkleri, kimlikleriyle tüm ezilenlerin “Hepimiz Floyd”uz diyerek bir araya gelmesi ve yaşadığımız coğrafyadaki ırkçılıklara, ayrımcılıklara, adaletsizliklere, eşitsizliklere, devlet şiddetine karşı mücadeleyi yükseltmemiz gerekmektedir.

Toplum içinde mayalanmakta olan öfkenin farkında olduğundan mevcut iktidar, yaptığı resmi açıklamalarda Amerika’daki ırkçılığı, polis şiddetini, eylemleri takip eden gazetecilere yönelik saldırıları kınasa da, bizzat kendisi sözde kınadığı eylemlerin kat ve kat fazlasını yapmakta, uyguladığı baskı ve şiddetle, tüm halkları adeta nefes alamaz hale getirmeye çalışmakta ve daha da fazlasını yapmaya hazırlanmaktadır.

Sonuç olarak ya direneceğiz ya da ağzımızdan çıkan son sözler “nefes alamıyorum” olacak.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.