İkinci Paris Katliamı

Suat BOZKUŞ yazdı —

2 Ocak 2023 Pazartesi - 09:30

  • Sakine, Fidan ve Leyla’nın şehit edildiği birinci katliam aydınlatılmadan İkinci Paris katliamı yapıldı. Emine Kara (Evîn Goyî), Mehmet Şirin Aydın (Mîr Perwer) ve Abdurrahman Kızıl kalleşçe katledildi.
  • Erdoğan “Türkiye, bu seçimlerde sadece gelecek 5 yılının değil; gelecek 25 yılının, 50 yılının hatta 100 yılının nasıl olacağına karar verecektir” diyor. Erdoğan’ın ikinci yüzyıl planı budur. İkinci Paris katliamı da bu planın göstergesi olmuştur.

Üçüncü cumhurbaşkanı, eski Teşkilat-ı Mahsusacı Celal Bayar, 1979 Aralık ayında, Maraş katliamından sonra “Bu kış komünizm gelebilir” demişti. Böylece açık gizli tüm gericiliği sola karşı kışkırtmıştı. 1980 yılı soğuk, kıtlık ve katliamlarla dolu olarak geçti. Ecevit hükümeti düşürüldü. Resmi-sivil tüm çeteler sola karşı saldırıya geçirildi. Bu hazırlıklardan sonra 12 Eylül 1980 tarihinde faşist Evren cuntası yönetime el koydu.

Aralık ayı katliamlar ayı olarak tarihte yerini çoktan almıştı. Maraş katliamı, zindan direnişleri ve katliamları, Roboskî derken ikinci Paris katliamı yapıldı. Paris, Osmanlı’dan beri diplomasinin ve istihbaratın en önemli merkezidir. Özal, MİT’i sivilleştirelim deyince MİT’in başına getirilen ilk sivil Paris Büyükelçisi Sönmez Köksal olmuştu. Esasen MİT bir dış istihbarat ve operasyon örgütüdür. Siyasetçilerin ve darbeci generallerin kendi iktidar kavgalarında, iç politikada MİT’i de kullanmaları söz konusu olsa da, MİT’in temel karakteri hiç değişmemiştir.

Sakine, Fidan ve Leyla’nın şehit edildiği birinci katliam aydınlatılmadan İkinci Paris katliamı yapıldı. Emine Kara (Evîn Goyî), Mehmet Şirin Aydın (Mîr Perwer) ve Abdurrahman Kızıl kalleşçe katledildi.

Bu katliam en ince ayrıntısına kadar aydınlatılınca, Erdoğan-Bahçeli diktasının kirli yüzü daha iyi görülecektir. Katliamın faşist çetenin kirli yüzünü göstermesi kadar, gelecek için de bir gösterge olması önemlidir.

2023 seçimleri Türkiye’nin geleceğindeki tercihi belirleyecektir. Bu seçimlerde Erdoğan-Bahçeli diktasıyla hesaplaşma olacaktır. Erdoğan-Bahçeli diktasının kazanma şansı çok zayıf görünüyor. Ama Erdoğan-Bahçeli diktası şu ya da bu biçimde iktidarını sürdürmek için her yola başvuracaktır. Bunun için en kolay yol beka-bayrak-ezan palavralarıyla Kürtlere ve bütün muhalefete saldırmaktır. Aralık ayı boyunca tutsak yakınlarına, HDP yöneticilerine azgınca saldırmalarına ve Paris katliamına bakarsak Erdoğan-Bahçeli diktasının yapacakları açıkça görülüyor. Bütün politikaları her türlü iç-dış ve gizli açık güçlerle birlikte Kürtler başta olmak üzere tüm muhalif güçlere saldırmaktır. Amaçları katliamlarla herkesi susturmak, bastırmak ve teslim almaktır.

Türkiye tarihinde iktidarlar muhalefeti hep “dış güçlerin ajanı” olmakla suçlayıp ezmeye çalışmıştır. Erdoğan da bu kuralı bozmadı. “Dış güçler” Erdoğan’ı destekleyince “Erdoğan’ı bütün dünya takdir ediyor, o bir dünya lideri” diyorlar. Ama eleştiren olunca da “Dış güçler devirmeye çalıyor” diyerek masumiyet ve mağduriyetten rant devşirmeye çalışıyorlar. Oysa her türlü dış güçle anlaşarak muhalefeti ezmeye çalışan Erdoğan’dır. İç ve dış politikada her türlü oportünizmi, ilkesizliği yaparak ayakta kalmaya çalışmaktadır.

Erdoğan’ın bütün dış ilişkilerinde, askeri-siyasi ve ekonomik anlaşmalarında temel konu Kürtlerin ve muhalefetin ezilmesidir.

Son günlerde Rusya, İran ve Suriye ile anlaşarak Kürtleri ve her türlü muhalefeti ezmeye, bir yüz yıl daha susturmaya çalışıyor.

Erdoğan “Türkiye, bu seçimlerde sadece gelecek 5 yılının değil; gelecek 25 yılının, 50 yılının hatta 100 yılının nasıl olacağına karar verecektir” diyor. Erdoğan’ın ikinci yüzyıl planı budur. İkinci Paris katliamı da bu planın göstergesi olmuştur.

Şimdi HDP’yi kapatarak mı daha kolay ezeriz yoksa tutuklamalarla, cinayetlerle yıpratarak mı diye hesap yapıyorlar.

Öcalan üzerindeki ağır tecridi sürdürerek Kürtleri bölüp parçalamaya çalışıyorlar. Bunu başarırlarsa geride kalan muhalefeti ezmenin çok kolay olacağını düşünüyorlar.

Bunlara karşı Emek ve Özgürlük İttifakı başta olmak üzere tüm direnişçi güçler her alanda ortak bir mücadeleyle bu saldırıya karşı çıkmalı, Erdoğan-Bahçeli diktasının tırmanışını durdurmalıdır.

Öcalan’a ve tüm siyasi tutsaklara özgürlük!

2023 yılı bu mücadelenin zafer yılı olsun.

 

suatbozkus@gmail.com

twitter.com/suatbozkus

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.