Kadın-erkek bütünsel millet ya da “kendisi için millet” 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

28 Nisan 2022 Perşembe - 23:30

  • O halde bu “ölüm-kalım savaşı”, “son savaş” yalnız gerillanın savaşı değildir. Bütün Kürt milletinin savaşıdır. Türklerin, Arapların savaşıdır.

 HDP ve Kürt seçmen seçimlerde ne yapar? 
HDP’nin ne yapacağı hakkında konuşmak olmaz. Tahmin yürütmek de.  
Ama Kürt halkı politikadan çok sosyolojinin ve sosyal psikolojinin konusudur. Marksist sosyoloji (tarihi materyalizim) ve Marksist sosyal-psikoloji (devrim teorisi) hakkında biraz mürekkep yalamış bir arkadaşınız olarak bazı tahminlerde bulunabilirim.  

“Tahmin” ya da öngörü ya da projeksiyon mutlaklıktan elbette yoksundur. Okura ancak gri bir fikir verebilir. 
Geçenlerde yazdığım bir yazıda kimi ulusalcı ve Cemaatçi yazarların “Erdoğan Öcalan’ı İmralı’dan ev hapsine alırsa, HDP’li esirleri bırakırsa, belediyelere kısmi özerklik verirse Kürt oylarının önemli bir kısmı AKP’ye kayar” mealindeki zırvalarından söz etmiştim. 

Erdoğan seçimden önce Kürt halkına ne kadar yaltaklanırsa yaltaklansın, Kürt oylarında zırnık dalgalanma yaratamaz. Bu zırvaları dillendirenler, şu anda Kürt halkıyla Türk devleti arasında “ölüm-kalım savaşı” sürdüğünü gizliyor, Kürt seçmen sanki özgürlüğünü faşist rejim altında yapılacak seçimlere bağlamış da, oy verirken Millet İttifakı ya da Saray İttifakından birini tercih etmek zorunda imiş gibi konuşmaktalar. 

Kürt seçmen için ne Millet İttifakı’nın “güzellikleri” ne de Erdoğan’ın parmağındaki zehirli balın ağzına çalınması en küçük bir değer taşımaz. Sosyolojik ve sosyal psikolojik durum odur ki, artık Kürt halkı “kendisi için millet” kategorisine yükselmiştir, Türk siyasi propagandasına kulaklar tıkanmıştır, gözler kapanmıştır.  

Başûr Kurdistan’ı ile Bakur Kurdistan’ı arasında bu açıdan yapılan bir kıyaslama gerçeği gözler önüne serer. Başûr’daki Kürt toplumu bugün de “kendiliğinden millet” halini aşamamıştır. “Kendiliğinden millet” bir tür “aşiret toplumudur.” Üstelik “devleti” olduğu halde böyledir.  KDP’nin Kürt ulusal birliğini baltalaması bu sosyolojik gerçeklikle ilişkilidir. “Kendisi için millet” demek ise, modern milletlerden bile farklı bir kategoridir. Bakur Kurdistanı’nda Kürtlük ne feodallerin ne de milli burjuvazinin öncülüğünde değil, tümü yoksul-emekçi halk çocuklarının örgütlendiği Kürt özgürlük hareketinin, PKK’nin, gerillanın ve yepyeni bir milli özellik yaratan, Kürt milletini diğerlerinden farklı olarak “kadın/erkek bütünsel millet” haline getiren kadın devriminin öncülüğünde milletleşmiştir. Pek çok feodal ve burjuva bu öncülüğü içselleştirmiş ve Kürt demokratik ulusal birliği saflarında yerini almıştır. Bu milli birlik Kürt halkının farklı dinlerden, Hristiyan ve Müslümanları, farklı mezheplerden Sünni ve Alevileri saflarında birleştirmiştir. Bu farklı inançlar arasındaki birlik, Fransız Jakobenlerinin ve Türk Kemalistlerinin “laisizminden” farklı olarak toplumda “demokratik laikliği” temellendirmiştir. Hiç kuşkusuz bu eşsiz milletleşme süreci tamamlanmamıştır, savaş ve politik mücadele sürecinde devam etmektedir. Kürt milleti, bu tarihsel ve sosyolojik özelliği ile nitel olarak, hepsi de kendi burjuvazisinin milli bayrağı altında birleşen, ancak sınıf çelişkileri temelinde ayrışan, emekçi sınıflarının kimi öncülerinin dahi sınıf işbirliği yapması yüzünden yine de aynı bayrağın altında toplanan dünya milletleri içinde biricik, eşsiz bir millet tarih sahnesine çıkmıştır. Sosyalist devrimlerin ideal “devrimci proleter milleti”, Kürdistan’da devrimden önce, devrimci savaşlar içinde inşa edilmiştir.  

Bu sosyolojik hakikat, kapitalist modernite devletlerinin Kürt düşmanlığının yalnız ırkçı bir karakter taşımadığını, sınıfsal bir özellik taşıdığını gösterir. Aynı zamanda da Kürt milleti ile bütün kapitalist devletler arasına aşılmaz bir duvar örer.  

Gelelim seçim işine…  
Bu yazdıklarımız da gösterir ki, ne Erdoğan’ın vaatleri, ne ABD’nin işveleri, ne AB’nin kölelere acıma hassasiyeti, ne Millet İttifakının şirinlikleri Kürt seçmen üstünde hiçbir belirleyiciliği yoktur. 
O halde seçimlerde Kürt seçmenin tavrı ne olacak? Kürt milleti Millet İttifakını mı, Saray İttifakını mı destekleyecek? Onun bu konudaki tutumunu hangi faktör etkileyecek? 
Sorunun tek kelimelik cevabı var: Savaş. 

Murat Karayılan’ın, Duran Kalkan’ın ANF’de ve Özgür Politika’da yayınlanan röportajlarını okuyan her insan, şimdi yaşanan savaşın geçmişteki savaşlardan farkını anlar. Karayılan bu savaşın “ölüm/kalım” savaşı olduğunu, Kalkan bu savaşın “son savaş” olacağını çok güçlü ifadelerle dile getirdiler. 

Her şey olabilir. Düşman bu savaşta HPG, YJA-Star’a karşı “Pirus zaferi” de kazanabilir. Pirus zaferi, zafer kazananın yıkıma uğradığı zaferelere verilen bir isimdir. 

Böyle bir “zafer” Türk devletinin bölünmesinden başka hiçbir sonuç doğurmaz. Neden? 
Çünkü bu devletin karşısında yalnız PKK yok, tarihin şahit olmadığı bir millet var. Bugün ortak vatan için yaptığı mücadeleyi, bu defa “vatan” için yapar. PKK nedir? Halktır. Halk varsa PKK yenilmez. PKK yenilmez ise, Türk devleti, hain Barzani yönetiminin ve NATO’nun desteği ile tam “gerillaya karşı zafer kazandım” dediği gün, yeni bir gerilla ordusu ile burun buruna gelir. 

O nedenle Kürt seçmeninin seçimde ne yapacağının hiçbir stratejik önemi yoktur. Eğer seçimler savaş devam ederken yapılırsa, Kürt seçmen işgalci ordunun başkomutanı Erdoğan’ı devirmek için bir kere daha bağrına taş basar, onun aynı iplikten dokunmuş rakipleriyle taktik bir eylem-seçim birliği yapar. Bunun sonucu taktik bir değişiklikten öteye geçmez.  
Ama gerilla bu “ölüm/kalım savaşını” kazanırsa, bu “son savaş” olur, bunun sonucu stratejiktir, demokrasi demektir, barış demektir, refah demektir ve hatta Türkler açısından Türkiye’nin, Kürdistan özerkliği temelinde toprak bütünlüğü demektir. Başûr Kurdistan’ın işgalden kurtulması, Arap halklarının “Yeni Osmanlıcı” hegemonyaya kurban gitmemesi demektir. 
O halde bu “ölüm-kalım savaşı”, “son savaş” yalnız gerillanın savaşı değildir. Bütün Kürt milletinin savaşıdır. Türklerin, Arapların savaşıdır.  

Seçimi değil, bu son savaşı kazanmak için görev başına.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.