Komplo zinciri ve tecrit

Suat BOZKUŞ yazdı —

21 Ocak 2022 Cuma - 23:30

  • Tek adam-tek parti diktası sarsılan, karizması çizilen ve yıkılmaya yüz tutan Erdoğan, her ne pahasına olursa olsun diktatörlüğünü sürdürmek istiyor. Bu amaçla da her yola başvuruyor.

Ekim 1998’de başlayan uluslararası komplo süreci bir zincirin halkaları gibi sürüyor. Komplonun başlangıç dönemi büyük ölçüde deşifre edilmiş olsa da, sonraki ve günümüzdeki gelişmeler enteresandır, açıklığa muhtaçtır.

Tek adam-tek parti diktası sarsılan, karizması çizilen ve yıkılmaya yüz tutan Erdoğan, her ne pahasına olursa olsun diktatörlüğünü sürdürmek istiyor. Bu amaçla da her yola başvuruyor. Her türlü yasayı, her türlü kuralı pervasızca çiğniyor.

Komplo süreci zaten baştan aşağı hukukun çiğnendiği, yok sayıldığı bir süreçtir.

İmralı sistemi yargısıyla, infazıyla baştanbaşa dört başı mamur maddi-manevi bir zulümdür.

Tek kişilik özel yasa, tek kişilik özel mahkeme, tek kişilik özel yargı, tek kişilik özel infaz sisteminin Türkiye tarihinde bir başka örneği yoktur.

Türkiye cezaevlerinde bütün tutsakların yararlandığı haklar, Öcalan için yıllardır hep yasaktır.

Radyo-TV, kitap-dergi-gazete ve görüş-mektup, avukat görüşü gibi en temel haklar, bilinmez bir otoritenin insafına ya da keyfine kalmıştır.

En temel yasal haklar, bir tehdit-şantaj ve pazarlık konusu haline gelmiştir. Yıllardır tekrarlanan hava muhalefeti yalanlarının yerini her gün yepyeni yalanlar ve uydurma gerekçeler almaktadır.

Türkiye’nin en eski yasaları Öcalan aleyhine yani tek kişi için değiştirilmiştir. Eskiden milletvekillerinin her vatandaşla, her an, her yerde görüşme hakkı vardı. Buna gözaltı yerleri ve zindanlar da dahildi. 12 Eylül sonrası döneme geçerken, o zamanki bazı muhalif vekiller işkenceyi önlemek için gece yarısı karakol ziyaretlerine başlamıştı. İktidar tarafından karakol baskını olarak nitelenen bu ziyaretler işkenceyi durduramasa da, işkencecileri korkutmuştu. Öyle ki, bu vekiller dokunulmazlıkları kaldırılmak suretiyle tehdit altına alınmıştı. Bazı vekiller de saldırıya uğramış ve öldürülmüştü. 

O zamana kadar herkes için var olan bu hak, Öcalan için kaldırılmıştır. Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile görüşmesi bile uzun süredir yasaklanmaktadır. Öyle ki bazen Öcalan’ın yaşamı tehlikeye atılmaktadır. Sadece Öcalan ile değil, adadaki diğer tutsaklarla da irtibat kopmaktadır. Diyalog sürecindeki bazı geçici gevşemeler dışında kapkara bir zindan düzeni sürmektedir.

Erdoğan bir meddah gibi tek başına oynamaktadır. Gün geliyor tek adam olarak iktidar adına, gün geliyor sanki iktidarda olan kendisi değilmiş gibi muhalefet adına konuşuyor. Boş konuşmalarla herkesi suçlayıp hedef gösteriyor. Adliyeyi de, tapu dairesi gibi kendi kontrolüne aldığı için her konuda istediği kararları çıkartıyor.

Erdoğan, 7 Haziran 2015 seçimlerinden beri girdiği her seçimi-referandumu kaybettiği halde, her gün anketlerde oyları düştüğü halde, hala ayakta kalabilmesinin tek gerekçesi uydurduğu dış güçler ve beka sorunu kışkırtmasıdır. Erdoğan baş edemediği demokrasi güçlerini bastırabilmek için her yola başvurmaktadır. Kapıya gelen seçimlerden kaçmak biraz zorlaşmaktadır. Olası seçimleri kazanmak ya da kazanmış göstermek için manevralara başlamıştır.

Komplonun son halkası, önümüzdeki süreçte Kürt muhalefetini kendi içinde ve müttefikleriyle ayrıştırıp çatıştırmaktır. Bu da HDP üzerindeki baskılarda kendisini gösteriyor. Oysa HDP ilk günden beri bir savaş gücü değil, bir çözüm ve barış gücü olmuştur.

Öcalan üzerinde bu kadar ağır bir tecrit sürdürülürken, Öcalan adına da Erdoğan konuşmaktadır. Erdoğan’ın bu konudaki hayalleri gülünç olmakla birlikte, bir o kadar da tehlikelidir. Son günlerde ortaya attığı Öcalan-Demirtaş kışkırtması darı ambarı hayali kuran aç tavuğu çağrıştırmaktadır.

Erdoğan böyle yalanlar atacağına, kendisine güveniyorsa zaten hukuk dışı olan tecridi kaldırmalı ve Sayın Öcalan her konuda düşüncelerini, önerilerini topluma kendisi açıklama hakkına kavuşmalıdır. Ancak o zaman tüm topluma barış, çözüm ve demokrasi atmosferi hakim olabilir.

Yoksa Erdoğan’ın kışkırtmalarıyla şiddetlenen bir yangın, komployu daha da büyütecek ve Erdoğan’ın kendisini de cehennemin dibine atacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.