MS’in feministçesi: Güneş her gün yeniden doğar

Hatice ERGÜN Haberleri —

21 Mart 2022 Pazartesi - 23:30

  • Kendisini feminist siyaset bilimci olarak tanımlayan Simten Coşar, MS’li yaşamının başlangıcını böyle anlatıyor: “Doktora ilk sorum, yüzebilecek miyim, yazabilecek miyim, oldu.” 

“Nörolog ‘şaka gibi,’ dedi. Boyun ve beyin MR sonuçlarına bakarak listelediği üç hastalıktan, omurilik sıvısından alınan örnekle kesinleşen Multiple Sclerosis tanısını anlatıyordu. Şaka gibi olan, son bir yıldır birlikte yaşadığım boyun ağrısı dışında MS’e işaret eden bir semptom olmamasıydı; ya da, MS’le yaşadıkça ve okudukça farkettiğim, yıllara yayılmış ataklar dışında.” 

Kendisini feminist siyaset bilimci olarak tanımlayan Simten Coşar, MS’li yaşamının başlangıcını böyle anlatıyor: “Doktora ilk sorum, yüzebilecek miyim, yazabilecek miyim, oldu.” Onlarca yıl sürdürdüğü ve pandemi nedeniyle ara verdiği yüzmeye bir gün yeniden döneceğini umuyor; ritmi gittikçe düşse de çok önceleri başlamış olduğuna artık ikna olduğu bu oyuncu hastalığın semptomlarının bu kadar aralıklı görünmesini, bedenindeki izlerin gecikerek ortaya çıkmasını yüzmeye bağlıyor.

MS tanısı sonrası Türkiye’deki akademik yaşamını soramıyorum; zira tanıyla, ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisi sonrası üniversitelerdeki gelişmeler neredeyse örtüşüyor. Simten ihraç edilmiyor; erken emekliye ayrılıyor: Çalıştığı devlet üniversitesinde soruşturmada verdiği ifadeye ek olarak gayrı resmî bir şekilde iletilen tuhaf metni imzalayıp, talep edilmeyen ek ifade olarak rektörlüğe postalaması söylendiğinde kabul etmiyor. Sürecin baskısında boğuluyor; çıkışa yöneliyor, erken olduğu için cüzi bir maaşla devam ettiği tez danışmanlıkları ‘malûm nedenlerle’ sonlandırılıyor; kendi isteğiyle ayrılmış gibi yapılıyor. 2021 Temmuz başına kadar önce ziyaretçi profesör olarak, ardından risk altında akademik olarak yurt dışında yaşıyor. MS’li olduğunu gerektiğinde paylaşıyor; ilaçlarına devam ediyor. İlaçları yıllar içinde artıyor; bedensel zorlukları da: “Aynı gün içinde birden fazla iş yapamaz oldum; yavaşladım. Ağrısızlığı unutayazdım; bakışım değişti. Ağzımdaki eğrilik her yıl daha görünür oldu. MS’e teslim olmamaya çalışsam da bir şekilde halleşmem gerekti; her gün yeniden gerekiyor. MS’le yaşamda güneş her gün yepyeni doğuyor.”

Modernin gündeliğinde bedenini kontrol edemediğinde güvenilmez addedilirsin. Çocukluk çağından itibaren içine doğru eğitildiğin aile, kolluk kuvvetleri, serbest piyasa üçlüsüne uyum sağlayabilmenin yolu tanımlanmış sağlamlık kriterlerini karşılamaktan geçer: Sabah işe hazır kalkmak; evli ve çocuklu kadınsan kocanın, çocukların ihtiyaçlarını gidermek, işe yılmadan gitmek. Neoliberal düzende zamanı esneterek, yapılacakları birbirine çarpıp örterek aynı dilime sığıştırmak. Yapılanın niceliği niteliğe yetişemediğinde nicelikle sorgulanmak; sayılar yükseldikçe nitelikle eleştirilmek. Sancılı bir dinamik.

Simten’in örneğinde bu sancılı dinamik bedenine yayılan sızının hareketlerine ket vurmasıyla, süreğen bitkinlik – ‘metal yorgunluğu’ deniyor – uyku düzensizliği, anlık tükenmişlik dalgasıyla seyrediyor: “Güvenilmez oluyorsun; bir an yapabileceğini sandığın, yarım saat gibi kısa bir süre sonra imkânsızlaşıyor. İstihdamda, söz gelimi, Kuzey Amerika’da engelliler kategorisinde yer alıyorsun. Bir süre sonra günde sekiz saat çalışmanın gerçekdışılığıyla yüzleşmen gerekiyor.”

Haftada altı gün 09.00-17.00 çalışma koşullarının, daha fazla işin yapılması kaydıyla neoliberal esneklik taleplerine göre uyarlanmasının kişisel seçim olarak sunulduğu zamanlardayız. İster gece çalışırsın, ister gündüz; ister her gün ister bir gün, günlere ve haftalara göre değişkenlik gösteren işi hallettiğin sürece sorun olmaz. Ama bu, iş güvencesi sağlamıyor. Simten neoliberal akademide sosyalleşen, atama kriterlerini karşılayan, ders anlatan, neoliberalizmi ve neoliberal bilgi üretim süreçlerini araştıranlardan. Bedeni, esnekliği başka türlü tanımlıyor. Başka nedenlerle Türkiye üniversitelerinden uzaklaşmış; yurtdışı üniversitelerde MS nedeniyle kalıcılık aramıyor. 

MS’le yaşamayı bilgi paylaşımının, yazmanın ve okumanın kolektif, feminist formları açısından öğretici kabul ediyor: “Gündelik yaşamı kökten etkileyen, ağrılarla, engellerle yaşarken birarada yazabildiğin, birlikte söz üretebildiğin, bunları yaparken zamana, yüke, takılmadığın, yapılanları mesaiye kilitlemediğin örnekler çok değerli. Benim için bu, MS’le yaşamanın mümkün kıldığı bir şey: Yaşam ders dönemlerinden ve mesailerden bağımsızlaştı.”

Simten bu nedenle kendisini şanslı hissederken MS’in feministçesine Woolf’un hastalık anlatısından doğru bakmayı gelecek yazıya bırakıyorum.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.