Müjde gazı!

Suat BOZKUŞ yazdı —

28 Ağustos 2020 Cuma - 23:00

  • Diyelim ki büyük gaz ve maden yatakları bulunmuş olsun. Bunlar vatandaşın dertlerine derman olabilir mi? Şu anda Venezüela’dan Irak’a, İran’a kadar gaz ve petrol yataklarına sahip olan birçok ülkenin haline bakarsak hiç de iç açıcı olamadığını görürüz.

Erdoğan sıkıştıkça bir çılgın proje ya da bir mucize uyduruyor. Böylece halkı oyalayıp kirli savaş senaryolarına destek olmasını, en azından sessiz kalmasını sağlamaya çalışıyor. Buna karşı çıkanları da hain-ajan ilan edip işin içinden çıkıyor. Erdoğan beslemesi medya tetikçileri ise boynuzun kulağı geçmesi gibi Erdoğan’ı da yaya bırakıyor. Bin bir gece masalları gibi gaz masalları anlatıyorlar. Böyle kalsalar bize ne deyip geçeriz. Ama inanmayanları da hemen hain, casus, ajan ilan edip iç savaşı kışkırtıyorlar. Sanki gaz bulundu da, işletmeye açıldı da sabotaj yapıldı.

Erdoğan devrinde “bulunan” ama hala bir gramını görmediğimiz gaz-petrol, altın ve diğer maden yatakları hakkında medyada birçok belge yayınlandı. İsteyen internetten tarayıp kendisi de bulabilir.

Daha önce de “Çılgın proje” diye tutturmuşlardı. İlk zamanki hızı ve gazı kalmasa da hala bunuda gündemde tutuyorlar. İstanbul’un parsellenip satılmasından ibaret olan bu projenin İstanbul’un felaketi olacağına dair uzman görüşleri şimdiye kadar dikkate alınıp tartışılmış değil. Bu proje kapsamında Katar’a gizli taahhütler verildiği de iddialar arasında. Böylece üretmeden yemeye dayalı rant sistemi ayakta tutuluyor.

Diyelim ki büyük gaz ve maden yatakları bulunmuş olsun. Bunlar vatandaşın dertlerine derman olabilir mi?

Şu anda Venezüela’dan Irak’a, İran’a kadar gaz ve petrol yataklarına sahip olan birçok ülkenin haline bakarsak hiç de iç açıcı olamadığını görürüz. Yani zengin maden-petrol-gaz yatakları tek başına kurtuluş değildir. Öncelikle bu zenginlikleri işletebilecek ve üretimi adilce paylaştırabilecek demokratik bir sistem gerekir.

AKP-MHP diktası böyle bir işi becerebilir mi?

Erdoğan-Bahçeli diktası tam tersine içte ve dışta bir savaş hükümetidir.

Şu anda Kürtleri imha savaşı azgınca sürdürülmektedir. Bu amaçla Irak ve Suriye’de işgalci durumdadır. Gene gaz araması adı altında Akdeniz iyice ısınmış ve bir kıvılcıma bakmaktadır. Somali’den Libya’ya kadar her yerde askeri güç bulundurmaktadır. Azerbaycan ile birlikte Ermenistan’a karşı askeri hazırlık yapılmaktadır.

Türkiye bölgede ulusal çıkarlarını savunmasın mı? Savunsun elbette ama bunun için önce iç barış şarttır. Oysa Erdoğan-Bahçeli diktası iç savaşı kazanabilmek için dışarıda da saldırgan bir politika ile gerginliği tırmandırmaktadır. Ekonomik krizin ezdiği halk bulunan yeni enerji yatağı masallarıyla ve kazanılan-kazanılacak olan askeri “zaferler”in hayalleriyle, seferberlik-kahramanlık türküleriyle oyalanmaktadır.

Bu ortamda her türlü yolsuzluk, hırsızlık ve katliam gizlenmekte, maniple edilmektedir. Giresun’daki büyük felaketin üstü örtülüyor. HES rezaletinin sözünü eden yok.

Ne kadın cinayetleri, ne devlet görevlilerinin tecavüz ve cinayetleri, ne hapishaneler, ne de açlık grevinde direnenler gündeme geliyor.

Avukat Ebru Timtik’in açlık grevi direnişinde can vermesi bile dikta tarafından arsızca kullanılmaktadır.

Bütün bunlar yetmeyince muhalif sesler iyice kısılmak isteniyor. Fox TV ve Fatih Portakal’ın susturulması bunun son örneğidir.

Bir de ne olur ne olmaz deyip özel “Takviye Kuvvetler” kuruyorlar. Bu kadar ordu, polis, MİT, özel kuvvetler, Korucular, yeni bekçi örgütü yetmiyor mu acaba? Bu takviye kuvvetler doğrudan merkeze bağlı olduğuna göre kimi, kimden koruyacak? Erdoğan bütün diktatörler gibi kendisini ve ailesini korumak için özel birlikler mi kuruyor?

Erdoğan kendisine “Kızıl elma” marşı besteletmiş. Mehteri bırakıp Kızıl Elma marşıyla ve kaz adımlarıyla yürüyor.

“Yeni Osmanlı” olacağız dediler ama Fatih, Kanuni derken ola ola Turan diye yola çıkan “Yeni Enver” ya da “Yeni İttihatçı” oldular. Eski İttihatçıların sonu biliniyor.

Yenilerinin sonunu da göreceğiz.

Halka verilebilecek en iyi müjde barış, çözüm ve demokrasi müjdesidir.

İçte ve dışta savaşla, kanla ayakta kalmaya çalışanlar tarihin çöplüğünde Hitler, Mussolini ve Saddam gibilerle buluşacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.