Suçüstü

Suat BOZKUŞ yazdı —

28 Mayıs 2021 Cuma - 23:00

  • “Organize suç örgütü” lideri deyip geçemezsiniz. Onunla içli dışlı olanlar, ondan 10 bin dolar maaş alan vekiller, ona seçim propagandası yaptıranlar, hepsi de bu örgütün üyesi sayılmaz mı? Hepsi de bir arada, olay yerinde suçüstü yakalanmıştır. 

Kamuoyu haftalardır Sedat Peker’in ifşaat ve itiraflarıyla çalkalanıyor. Erdoğan ve Bahçeli uzun süren sessizliklerini bozarak Sedat Peker’i yalanladılar. Bu sürede perde arkasında ne tür pazarlıkların yapıldığı, şantaj ve tehditlerin havada uçuştuğu daha bilinmiyor. Erdoğan-Bahçeli ve Soylu ne derse desin kamuoyunun kanaati Peker’in doğru söylediği, en azından söylediklerinin çoğunun doğru olduğudur. Ayrıca hala birçok gerçeğin daha söylenmediği de açıktır. Sedat Peker’in çeşitli nedenlerle dile getirmediği birçok gizli gerçek vardır. Eğer susturulmazsa bildiklerini taksitle söylemeye devam eder.

Teşkilat-ı Mahsusa’dan kontrgerillaya-JİTEM’e ve Yakup Cemil’lerden, Topal Osmanlara, oradan da Çatlı, Ağca, Çakıcı, Yeşil gibilere kadar aslında hep aynı bildik olay. Bir kez daha dejavu!

Devletin istihbarat örgütü, ihbarcı-tetikçi ağı: Uyuşturucu, siyasi cinayetler, çatışmalar ve iş çıkmaza girince de çeteler arası savaşlar.

Susurluk skandalında bu çeteler suçüstü yakalanmıştı ama devletin bekası denip üstü örtüldü. Çete varlığını değişik biçimlerde sürdürdü. Yalıkavak Marinası’nda ortaya çıkan Ağar, Eken, Alan ve Çakıcı fotoğrafı, bu çetenin simge isimleridir. Kamuoyunun tepkisi üzerine bir dönem geri çekilen bu isimlerin faaliyete devam ettiği görülmüştür.

Son itiraflarla bir kez daha görüldü ki, bunlar basit bir çete faaliyeti ya da “organize suç örgütü” değildir. Doğrudan gizli bir devlet örgütlenmesidir. Zaten Soylu da son skandalı “Bir haber elemanı ‘speaker’lık yapmaya(ötmeye) başladı.” diyerek açıklamıştır. Sedat Peker’in örgüt içindeki yerini biz bilemeyiz. Ama Soylu’nun doğruyu söylemediği bellidir. Yıllardır devlet tarafından korunan, araba verilen, taraftarlarıyla silahlı gösteriler yaparak aydınları, muhalifleri tehdit eden ve şimdiye kadar hiç dokunulmayan, tersine sırtı sıvazlanan bu şahıs devletin birçok sırrına vakıf olan bir devlet görevlisidir. Susturulamazsa ifşaatları nereye kadar gider göreceğiz.

Peker’in açıklamalarında yer alan Kıbrıs ve Kutlu Adalı cinayeti ayrı bir öneme sahiptir. Türkiye adada birçok siyasi cinayetten sorumludur. Ama daha öncekiler solculara yönelik olduğundan fazla üzerinde durulmamıştır. Oysa Kutlu Adalı eski cumhurbaşkanı Denktaş’a yakın bir isimdir. Bu çete tarafından öldürülmesi ve sebebi önemlidir.

1974’de, ‘Barış Harekatı’ denerek Kıbrıs’ın işgalinden sonra adaya bir kolordu yerleştirilmiştir. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı (KTBK), Türk Kara Kuvvetleri'nin 9 kolordusundan biri olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki askeri gücüdür. Bu kolordunun karargahı kontrgerillanın merkezi olmuştur. Kumarhaneler, uyuşturucu ve kaçakçılık merkezidir. Öldürülen Ömer Topal’ın Kıbrıs’taki kumarhanesi meşhurdur ve bu nedenle öldürüldüğü bilinmektedir. Kıbrıs’taki bu kolordunun komutanlarını gözden geçirirseniz sonradan hepsinin özel savaşta önemli rol oynadığını görürsünüz. Bazıları şunlardır:

- Korgeneral Bedrettin Demirel (1974-1975)
- Korgeneral Ali Haydar Saltık (1977-1978)
- Korgeneral Necip Torumtay (1978-1979)
- Korgeneral Kemal Yamak (1979-1982)
- Korgeneral Doğan Bayazıt (1987-1988)
- Korgeneral Eşref Bitlis (1988-1990)
- Korgeneral Hasan Kundakçı (1995-1996)
- Korgeneral Işık Koşaner (2003-2004)
- Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu (2006-2008)
- Korgeneral Adem Huduti (2010-2013)
 

“Organize suç örgütü” lideri deyip geçemezsiniz. Onunla içli dışlı olanlar, ondan 10 bin dolar maaş alan vekiller, ona seçim propagandası yaptıranlar, pasaport, resmi araç ve koruma tahsis edenler, koltuğunun altında “abicim abiciim” diye miyavlayan “gazteciler”, infaz siparişi veren devlet görevlileri, ihale alıp veren işadamları vb… Hepsi de bu örgütün üyesi sayılmaz mı? Hepsi de bir arada, olay yerinde suçüstü yakalanmıştır. Bağımlı yargının harekete geçmesi çok zordur.

HDP ve demokratik kamuoyu hepsinin de teşhir edilmesi, yargılanması için harekete geçmelidir. Bu kirli özel savaş örgütü dağıtılmadıkça ne demokrasi ne de barış olur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.