Suriyeliler ve savaş

Suat BOZKUŞ yazdı —

13 Mayıs 2022 Cuma - 23:30

  • Diktatörlüğü ayakta tutan ve diktatörlüğün her türlü pisliğini örten bu kirli savaş politikasıdır. Bu politika açığa çıkarılıp mahkum edilmedikçe muhalefetin gelişmesi çok zordur.

Erdoğan-Bahçeli diktası sıkıştıkça daha da saldırganlaşıyor. Hukuk dışı saldırganlık ve zorbalıkla ayakta kalmaya çalışıyor. İşin kötü yanı, bu keyfi ve zulme dayalı diktasını vatanın-milletin bekası için şart gibi yutturuyor.

Sözde muhalefet partileri, bugüne kadar süren yanlış politikalarıyla Erdoğan diktasına açık ya da dolaylı destek oldular. Bunun sonucunda bu keyfi diktatörlük tam bir istibdada dönüştü.

Geçmişte “Anayasaya aykırı ama EVET” deyip HDP’lileri zindana gönderenler, şimdi sıranın kendilerine geldiğini ibretle görüyor. Geçmişte Kılıçdaroğlu’na, Akşener’e yönelik saldırılar gündeme geldiğinde “HDP’lilerle birlikte görünmeyelim” politikası yerine, HDP’lilerle ve tüm demokrasi güçleriyle birlikte demokrasi bloku kurulabilseydi, diktatörlüğe taa o zaman dur denilebilirdi.

Bunları belirtmemizin nedeni bundan sonrası için bir çıkış yolu bulabilmektir. Açık ki, Erdoğan-Bahçeli diktasına ve işgal-saldırganlık başta olmak üzere tüm temel politikalarına karşı çıkmadan, bu diktatörlüğe son vermeden hiçbir konuda olumlu bir gelişme sağlanamaz.

Erdoğan-Bahçeli diktası, bir beka sorunu bahanesi yaratıp yaptıkları bütün kirli işleri bu bahaneyle savunmaya ve muhalefeti de bu sloganla susturmaya çabalıyor. Muhalefetin gerçek bir demokrasiyi savunmak yerine muğlak ve yalpalayan politikaları da Erdoğan diktasına güç ve cesaret veriyor.

Yıllardır Erdoğan’ın Kürt düşmanı işgalci-saldırgan politikalarına sözde muhalefet de destek oldu. Bütün savaş tezkerelerine evet dedi. Hala daha da, işgal politikalarına karşı çıkmak yerine “Askerimizin ayağına taş değmesin” diyerek Erdoğan’ın saldırganlığına destek oluyor. Bunun sonucu olarak ortaya çıkan Suriye krizi sonucu milyonlarca Suriyeli Türkiye’ye göç etti. Şimdi Erdoğan’ın en büyük kozu bu Suriyeli göçmenler oldu. Erdoğan, hem AB ülkelerini mülteci kriziyle tehdit edip hem de Suriyelileri Türkiye’nin iç politikasında ve Orta Doğu’da kullanıyor.

En ucuz işgücü olarak kullanmanın tadını AKP’li bakanlar açıkça anlatıyor. Hatta, Libya’dan Ukrayna’ya kadar her yerde paralı asker olarak kullanılmaları söz konusu. Muhalefet ise Erdoğan diktasının işgal-savaş politikasına karşı çıkmak yerine, sadece “Suriyeliler gitsin” diyerek ucuz ve tehlikeli bir politika yapıyor. Bu politika da Erdoğan diktasına hizmet ediyor.
Diktatörlüğü ayakta tutan ve diktatörlüğün her türlü pisliğini örten bu kirli savaş politikasıdır. Bu politika açığa çıkarılıp mahkum edilmedikçe muhalefetin gelişmesi çok zordur.

Türkiye’nin bölgedeki işgalci-yayılmacı ve Kürt düşmanı politikası sonucu DAİŞ-ÖSO-Nusra-Hizbullah vb. örgütlerle birlikte girilen Yeni Osmanlı politikaları batağa saplanmıştır. Bu politikalara son verip içte ve bölgede barışçı bir politika izlenmeden hiçbir temel sorun çözülemez. Savaş politikaları sürdükçe demokratikleşme de hayal olur.

Son günlerdeki Gezi davası kararı, HDP’ye yönelik saldırılar, Canan Kaftancıoğlu hakkında onaylanan kararlar hep bu savaş politikasının yansımalarıdır. Bunların hepsinin üstüne, Erdoğan’ın gündemde olan seçimi kazanma ya da kazanmış gösterme, gerekirse erteleme gibi tercihleri de gelince karanlık gidişat daha iyi görünür.

Türkiye’nin tüm sorunları Erdoğan-Bahçeli diktası elinde hızla büyümekte ve her biri ayrı bir felakete dönüşmektedir. Bu şartlarda bu diktatörlüğe son vermek ve bütün farklılıkların eşit ve özgür yaşamını hedefleyen yeni bir atılım için şartlar olgunlaşmaktadır.

Demirtaş’ın çağrısı ile gündeme gelen “bütün farklı nehirlerin aynı denize dökülmesi” mümkündür, şarttır ama kendiliğinden olmaz. Bunun için diktatörlüğe karşı olan herkesin elini taşın altına koyması ve her alanda görevini tam olarak yapması gerekir. Seçimler de bunun bir alanı olmalıdır ama seçimleri beklemeye gerek yoktur. Kaybedilen her gün, geri dönülmez gelişmelere gebedir. Kaybedecek fazla zaman da kalmamıştır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.