Taşlar yerinden oynuyor

Suat BOZKUŞ yazdı —

19 Kasım 2021 Cuma - 23:00

  • Sorun Erdoğan gitsin de, ne olursa olsun meselesi değildir. Zaten halk da öyle bir şeye destek vermez. Erdoğan diktası yerine ne önerdiğimizi de netleştirmek zorundayız.

Türkiye’nin yakın tarihini irdelersek ortaya çıkan belli başlı güçler şunlardır:

Kurucu irade denen ve siyasi ifadesini CHP çevresinde bulan akım.

İkincisi ilk günden beri muhalif olan liberal akım, ki bu genelde siyasi İslam ile bütünleşmiştir.

Üçüncüsü ise gerçek muhalefet olan sol güçler ve Kürt Özgürlük Hareketi…

TC tarihi boyunca bu üç akım çekişip durmuştur. Bazen biri üstün görünse de hiçbir zaman mutlak egemenlik kuramamıştır. Zaten hiç bir zaman tam bir demokratikleşme olmadığı için, sık sık askeri darbelerle, gizli açık müdahalelerle büyük acılar yaşanarak bugünlere gelinmiştir.

Ondokuz senedir iktidarda olan AKP vesayetçi rejime son verme ve demokratikleşme, hatta ileri demokrasi vaadiyle yola çıkmıştı. Toplumun her kesimine mavi boncuk dağıtarak yalancı bir umut da yaratmıştı. Ancak vaatlerini bir bir unutarak halkın ensesinde boza pişiren bir fırsatçılar çetesine dönüştü. Seçimle ayakta kalması imkansız hale gelince de MHP ile bütünleşip faşist bir diktatörlük oluşturdu. 7 Haziran-1 Kasım 2015 süreci de, bu kanlı diktanın iktidarını ilan ettiği bir süreç oldu.

AKP-MHP oyları sürekli düşmesine rağmen zorbalıkla o günden beri iktidarlarını sürdürüyor. Halkı kışkırtıp bölerek, birbiriyle çatıştırarak gerilim siyasetiyle ayakta kalmaya ve çete diktalarını sürdürmeye çalışıyor. Muhalif güçlerin bölünmüşlüğünden ve kendi aralarındaki çelişkilerinden de yararlanarak bugüne kadar ayakta kaldılar. Ama artık ayakta duramaz haldeler. Halka söyleyecekleri yeni bir yalanları bile yok. Ama böyle diye hiçbir iktidar kendiliğinden yıkılmaz. Onu yıkmak isteyen güçlerin demokratik bir seçenek oluşturmaları ve halka sunmaları gerekir. Bugüne kadar böyle bir seçenek ve umut yaratılamadığı için Erdoğan diktası varlığını sürdürebilmiştir. Türkiye siyasetindeki kilitlenme böyle oluşmuştur. Ama böyle ne kadar daha gidebilir, bu durum ne kadar daha sürebilir? 

Toplumun geniş kesimleri bu diktadan bıkmıştır ve kurtulmak istemektedir. Çökmüş ekonominin yükünü çeken aç ve işsiz milyonların sabrı taşmaktadır. Zulüm ve haksızlık karşısında halkın isyanı her olayda görülmektedir. Bu durum uzun süre böyle gidemez. Muhalefet bir çözüm yolu oluşturup halkı harekete geçiremezse, kendisini ve tüm toplumu da çürütür.

Demir tavında dövülür. Halkın isyanı sönmeden, umutları çürümeden, iktidar iyice batmışken harekete geçilmezse, bu şartların yeniden oluşması çok uzun zaman alabilir.

Kılıçdaroğlu’nun son aylardaki çıkışları ve art arda gelen hamleleri ile yeni bir dönem açılıyor.

Şimdiye kadar muhalefet sadece "istemezük" diye bağırıyor ve Erdoğan'a karşı sözde sert muhalefet yapıyordu. Biz de bunu eleştirip “Boş teneke gibi gürültü çıkarmayın, temel konularda somut önerilerinizi, programınızı açıklayın” diyorduk.

Kılıçdaroğlu'nun "Kürt sorununun çözümünde HDP muhataptır" diyerek başlattığı helalleşme çağrısı ve "Hemen seçim" açıklamasıyla birlikte işler yeni bir mecraya doğru gidiyor.

Taşlar yerinden oynuyor ve gelecek yeniden planlanıyor.

Sadece HDP değil, değişim isteyen tüm güçler ortak bir çözüm üretmek zorundadır. Bu sadece bir seçim hazırlığı değil, ortak geleceğimizi kurma çalışması olmalıdır. Bu dönem basmakalıp sloganları tekrar etmekle, "istemezük" kampanyalarıyla geçiştirilemez.

Hele sol adına statükoya teslim olanların siyasette hiçbir yeri olmayacaktır. Çünkü sol demek statükoya teslim olmak değil, her şartta değişim yolunu gösterebilmektir.

Kılıçdaroğlu’nun söylediklerinde birçok eksik hatta yanlış olabilir. Perspektifi net olmayabilir. Ama bunları telafi etmek, tamamlamak bütün demokratik güçlerin ortak çabasıyla olacaktır.

Örneğin bu helalleşmede Efrîn de, Kerkük de olmalıdır.

Türkiye’nin bile fiilen tanımadığı KKTC kışla devleti de olmalıdır.

Geçmişten geleceğe daha birçok sorun eklenebilir.

Sorun Erdoğan gitsin de, ne olursa olsun meselesi değildir. Zaten halk da öyle bir şeye destek vermez. Erdoğan diktası yerine ne önerdiğimizi de netleştirmek zorundayız. Halka bunu anlatabildiğimiz zaman Erdoğan diktası yıkılıp gidecektir.

Tarihte ve günümüzde nice padişah kavuğu kandil olup asıldı. Sıra Erdoğan diktasına gelmiş bulunuyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.