Tezkere: Yurtta savaş, dünyada savaş!

Suat BOZKUŞ yazdı —

22 Ekim 2021 Cuma - 23:00

  • Bu tezkere çıktıktan ve de Türkiye’nin anahtarı Erdoğan’a verildikten sonra seçimlerin yapılması şüpheli hale gelecektir.
  • Seçimler yapılsa ve muhalefet kazansa bile Erdoğan seçim sonuçlarını tanımamak için elinden gelen melaneti yapacaktır.
  • Bu nedenle muhalefet bu tezkerenin çıkmaması için açık, kesin ve net tavır koymalıdır.

Sonuçta Erdoğan’ın seçim politikası belli oldu: Yurtta savaş, dünyada savaş!

Erdoğan, anketlerde her gün düşen oy oranlarına rağmen, “seçimlerde ne yapacak” diyenlere karşı cevabını bu cümleyle vermiş oldu. Birçok ifadesinden böyle bir sonuç bekleyen çoktu.

Ama meclise gönderilen son tezkere ile bu durum kesinleşti. Böylece hem Sünni İslam’a dayalı Yeni Osmanlı projesi sürdürülüyor, hem de Türkiye ve bölge halklarının özgür iradesine karşı bir darbe indiriliyor. Kürdistan halkının tüm kazanımları da ezilmek isteniyor.

Erdoğan’ın tezkeresinde:

“Bu mülahazalar ışığında, Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye'deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler istikametinde Türkiye'nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için….” deniyor.

Ne kadar süslenirse süslensin, cilalanırsa cilalansın, bu bir işgal harekatıdır. Kapsamı ve hedefi de bellidir.

İyi bilinir ki, savaş politikaları bir bütündür. Dışarıda işgalci-savaşçı içeride ise demokrat ve barışçı olmak mümkün değildir. Bazen birisi öne çıksa bile bu iki savaş daima iç içe ve birlikte yapılır.

Şimdiye kadar tezkereler birer yıllık olurdu. Bu defa tezkere iki yıllık isteniyor. Yani seçim sürecini de içine alacak şekilde bir tezkere söz konusu. Erdoğan bu yetkilerle seçim sürecine girerse, meclis zaten devrede olmadığı için süreci istediği gibi yönetebilecek demektir.

Muhalefet partileri, özellikle de “Millet ittifakı” bu tezkereye şiddetle karşı çıkmaz da, tersine destek olursa şimdiden teslim bayrağını çekmiş demektir.

Bu tezkere çıktıktan ve de Türkiye’nin anahtarı Erdoğan’a verildikten sonra seçimlerin yapılması şüpheli hale gelecektir. Seçimler yapılsa ve muhalefet kazansa bile Erdoğan seçim sonuçlarını tanımamak için elinden gelen melaneti yapacaktır.

Bu nedenle muhalefet bu tezkerenin çıkmaması için açık, kesin ve net tavır koymalıdır.

Tezkere sokakta geçmemelidir

Bu tezkere eğer meclisten geçse de, sokaktan geçmemelidir. Yani meclisten geçse bile savaşa karşı olan demokratik-barışçı kamuoyu direnerek tezkereyi boşa çıkarabilir.

Zaten AKP-MHP’nin meclisteki sayısı ve İYİP’in Millet İttifakını boşa çıkaran baştan destek açıklaması başka yol bırakmıyor.

Ekonomi çökmüşken üstüne bir de savaşın maddi manevi yükünün binmesiyle halkın sefaleti ve tepkisi iyice artacaktır.

Yoksul halkın sefaleti ve savaşın yükü uzun zaman hamaset ile, seferberlik ve kahramanlık türküleriyle bastırılamaz.

Halka gerçekler açıklanırsa durum tam tersine dönebilir ve Erdoğan’ın lehine gibi görünen savaş politikası tam tersine onun ayaklarına dolanabilir.

Erdoğan’a Saddam’ın sonunu hatırlatmak
İktidarını korumak ve güçlendirmek için Kuveyt’i işgal eden Saddam orada boğuldu. Diktatörlüğünü korumak ve sürdürmek için kahramanlık edebiyatı yaparak Irak, Suriye ve Lübnan’ı yani fiilen tüm Kürdistan’ı işgal etmek isteyen Erdoğan da orada boğulabilir.

Böylece DAİŞ’e dayalı Yeni Osmanlı rüyası da biter. Bütün halkların eşitliğine, özgürlüğüne dayalı bir Orta Doğu özlemi gerçekleşme fırsatı bulur. Yoksa dünya uzun süre herkese cehennem olur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.