Toplumsal direniş ve zindanlar

Suat BOZKUŞ yazdı —

8 Ocak 2021 Cuma - 23:00

  • Boğaziçi gençlik direnişi şimdiden yaygın bir etki yarattı ve halk desteği kazandı. Evet, ama yetmez! BÜ’nün kapısına takılan kelepçe takanların-taktıranların bileğine ve ağzına vurulmalıdır. Yoksa demokratikleşme olanaksızdır.

Her devirde, baskıya ve zulme karşı yükselen direnişin sembolü olan kitle eylemleri, zindan direnişleri vardır. Erdoğan-Bahçeli faşist diktasına karşı direnişin hızla yükseldiği bir döneme girdik. Erdoğan halkların iradesini tanımayıp iktidarı gaspetti. Seçimle geldi ama seçimle gitmeye hiç niyeti yok. Ne uluslararası hukuka ne de kendi mahkemelerine saygısı var. Anayasa Mahkemesi kararları işine gelmezse kesekağıdı bile olmadan hurdacıya gidiyor. Halka sessiz sedasız teslimiyet dayatılıyor. Bu şartlarda halkların her alanda “meşru direnme hakkını” kullanarak direnişi yükseltmesi en doğal hakkıdır.

Yeni yıla zindan direnişleri ve birçok yerde işçi direnişleri ile girilmişti. Bunun ardından Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) öğrencilerinin direnişi patladı. Köy ve mahalle halkı kendi muhtarını seçebilirken, üniversitelere dışarıdan rektör tayin etmek üniversite gençliği tarafından tepkiyle karşılandı. Erdoğan, kendisi gibi bir sahte diplomalıyı rektör olarak tayin edince öğrencilerin ve akademisyenlerin direnişi başladı. Bu direnişi bastırmak için vahşice saldıran polis adeta Erdoğan’ın fedaileri gibi hukuku çiğneyip saldırıya geçti. İstanbul’un göbeğinde öğrencilerin barışçı eylemlerini bastırmak için her türlü zorbalığı yaptı. Öğrencilerin evleri askeri hedef gibi basıldı. Kürdistan’da yapıldığında savaş medyası aracılığıyla üstü örtülen zorbalıklar İstanbul’da gizlenemedi. Bu da gençliğin halk içinde geniş destek bulmasına yol açtı. Öyle ki gençlerin bütün eylemleri halkın alkışlarıyla desteklendi. Kadıköy’de yapılan dayanışma eylemine bütün üniversitelerden gençler katıldı. Ayrıca sokaktaki halk da alkışlarla destek verdi.

Açık ki bu eylem nerede yapılırsa yapılsın geniş halk kitlelerinin desteğini alacaktı. Çünkü yıllardır darbeci faşist çetenin zulmü altında bunalan halk her fırsatta tepkisini gösteriyordu. 15 Temmuz danışıklı darbe teşebbüsünü bahane ederek OHAL ilan eden Erdoğan-Bahçeli çetesi diktasını ilan etti. Bu diktayı ayakta tutmak için de her türlü melaneti yaptılar. Pandemi riskini bile buna alet ettiler. Bu bahaneyle bütün halkı evlerine kapattılar. Pandemi bahanesiyle her türlü gösteri yasaklanıyor. Bu nasıl pandemiyse Erdoğan’ın şovlarını etkilemiyor. Ayasofya’nın açılışında toplanan insanları etkilemiyor, Cuma namazı bahanesiyle yapılan Erdoğan şovlarında bulaşmıyor ama kitle eylemlerinde bulaşıyor. Hala halka hastane ve aşı temin edemeyen faşist diktatörlük pandemi bahanesiyle hemen yasaklara sarılıyor.

Boğaziçi Üniversitesinin kapısına vurulan kelepçe aslında her şeyi özetliyor. Saatlerce konuşmaya ya da sayfalarca yazmaya gerek kalmıyor. Bu resmi ne zaman ve nereye gönderirseniz gönderin Erdoğan-Bahçeli diktasının sefaletini ve melanetini anlar. Bu kelepçe kapıya değil halkların eline, koluna ve en önemlisi de beynine vurulmak isteniyor.

Bu eylemler şunu gösterdi ki seçimle gelen ama 2015’ten beri seçimle gitmemek için her türlü melaneti yapan bu faşist diktaya karşı mücadele sokakta ve meydanlarda yükselecektir. Erdoğan-Bahçeli çetesi bunu gördüğü için korkuya ve dehşete kapılıyor. “Yeni bir Gezi direnişi mi geliyor” diyerek saldırıyorlar. Böyle bir direnişi bastırmaya hazırlanıyorlar. Korkmakta haklılar. Onlar bilsin ki yeni bir Gezi değil ama onu da mumla arayacağınız bir direniş süreci başlıyor. Kendilerine lazım olunca halkı sokaklara, meydanlara çağıranlar işleri bitince halkı evlerine geri sokamaz. Halk şimdi Erdoğan-Bahçeli darbesine karşı sokağa çıkıyor ve çıkacak. İstedikleri kadar HDP’yi kapatsınlar sokaklar yine halkların olacak.

Boğaziçi gençlik direnişi şimdiden yaygın bir etki yarattı ve halk desteği kazandı. Bunun üzerine iktidar çetesi geri adım attı.

Evet, ama yetmez! O kapıya takılan kelepçe takanların-taktıranların bileğine ve ağzına vurulmalıdır. Yoksa demokratikleşme olanaksızdır.

Toplumun bütün kesimleri ve zindanlar yaygın direniş eylemlerinde buluşma aşamasına geliyor. Bu da bize cesaret, egemen çeteye ve uşaklarına ise korku veriyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.