Ya biat ya da hakikat arayışı!

Demir ÇELİK yazdı —

11 Kasım 2021 Perşembe - 23:30

  • Aleviler olarak karar vermek durumundayız:
  • Ya tarihsel hakikatımızın gerçekliği ile hareket edip sorunlarımızın üstesinden geleceğiz.
  • Ya da zalimin sofra artıklarından beslenen günümüzün düşkünleri ile yeni fermanların kurbanı olacağız.

AKP, yeni oyun tezgahlarına Alevileri oturtmuş görünüyor. Bunun birinci nedeni; Alevilerin ulus devlet tarafından karşılanmamış taleplerine dönük beklentilerini satın almaktır.

İkinci nedeni ise CHP liderinin Alevi kimliğini canlı tutarak, CHP’ye Sünni İslam duyarlılığına sahip toplum kesimlerinin yönelmesine ön almak, CHP’ye umut bağlamış olan Alevilerin aklını çelmek, kendi partisine rızalık üretmektir.

Bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığı gibi işlevsel ve fonksiyonel olmamak kaydıyla; ‘Alevi Cemaati Başkanlığı’ kurmak, dede sıfatı verdiği Alevi Pîrlerine maaş bağlama arayışı içindedir.

Sapkın mezhep diyenden çözüm beklenmez

Bu adımların ne kadarını, nereye kadar gerçekleştireceği belli olmamakla beraber, AKP’nin Alevilere dönük iyi niyetli yaklaşmayacağını herkesten önce biz Alevilerin biliyor olması gerekiyor.

AKP’nin ne kadar omurgasız bir parti olduğu ve genel başkanının da ne denli pragmatist olduğunu, son yirmi yılda yaşadıklarımızdan hareketle, herkes ödediği ağır bedellerle öğrenmiş bulunuyor.

Eğer Türkiye’nin ekseriyetini oluşturan mazlum ve mağdur Türkiye halkları ve inançları olarak bizler temel sorunlarımızın çözümünde, yan yana gelebilseydik; çözüm iradesi geliştirmiş olsaydık, hem AKP’nin bu oyunlarına yeniden alet olmamış olurduk, hem de kendi çözüm birlikteliğimiz sayesinde adil, demokratik ve hukukun üstünlüğü olan bir ülkede çokluk içinde birlikte özgür yaşamı var etmiş olurduk.

Ezilenler, yoksullar, mazlum ve mağdur farklı etnisiteden halklar, kadınlar, emekçiler, gençler ve farklı inançlardan toplum kesimleri sorunların çözümünde özne olamadığımızın açmazını yaşıyoruz bugün.

Sorunun çözümünde özne ve öncü olmak yerine, irademizi sistemden beslenen siyasi partilere ve siyasetçilere teslim ettiğimiz için hep kaybeden olduk.

O nedenle siyasetçiler ve siyasi partiler; her seferinde bizi ikna etmek ve kendi yönetimlerine rızalık vermemizi bizden istiyorlar.

Her seferinde ikna olup rızalık verdiğimiz siyasetçiler ve siyasi partiler, çözüm geliştirmek yerine, çözümsüzlükte ısrar ettiler. Yetinmediler inkâr, asimilasyon ve katliamlarla irademizi kıran oldular.

AKP’de yirmi yıl öncesinde yoksulluk, yasak ve yolsuzluklarla mücadele edeceğinin vaadi ile bizden rızalık almış, gelinen noktada ağzına kadar yolsuzluğa bulaşmış, yasaklarla ülkeyi yaşanmaz kılmış, nüfusun üçte ikisi yoksulluk ve açlık sınırında olan bir toplum gerçeği ile bizi yüz yüze bırakmıştır.

Halbuki devlet ve iktidar dışı inanç olan Alevilik inancı; binlerce yıldır kendi inanç değerleri üzerinden siyasal, sosyal, kültürel, kimliksel, inançsal, ekonomik ihtiyaçlarını herhangi bir erk ve güce ihtiyaç duymadan karşılamış, her tür sorunu Cem ve civatlarında, hiyerarşinin adil olmayan hukukuna muhtaç kalmadan, inancın etik değerleri ile çözüme kavuşturan demokratik, adil ve özgürlükçü toplumsallığa sahiptiler.

Cem doğrudan demokrasinin meydanıdır

Cem; devlet ve iktidar dışı, toplumun sivil demokratik örgütlülüğünün meşru zeminidir. Raya (Rêya) Heqî-Alevi inancında Cem; cümle canlarla çokluk içinde bir olmak, birlikte olmanın meydanıdır.

Cem; rızalık verme ve razı olma esası ile birbirlerine ikrar vermiş on sekiz bin alemin çarka girmesi, Hakk’ta cümle alemin vücut bulma halidir.

Cem’de katılımcı demokrasi gereğince, cem’e katılan kadın ve erkek canlar söz söylemede, karar vermede ve inisiyatif geliştirmede eşit hak sahibidirler.

Rızalık almada, sorunun ve çözümün parçası olmadaki eşitlikçi anlayışı, paylaşma, dayanışma ve ortaklaşmaya dayalı ahlaki değerleri ile hak, adalet ve özgürlükçü yaklaşım ile Alevilerin Cem’de yaşadıkları ve yaşattıkları hiyerarşi dışı doğrudan demokrasinin vücut bulmuş halidir.

Cem; inanç sahipleri açısından sosyalleşmenin, kültürel inançsal ve hukuksal ortaklaşmada olduğu kadar, insanı iyide, doğruda, güzel olanda, sevgide ve barışta buluşturmanın da meşru meclisi işlevini görmüştür tarih boyunca.

Bu nedenle cem küskünler, dargın olanlar barıştırılmadan başlatılmazdı. İnancın etik değerleri ile sorunlarını çözerek ortaklaşan inanç sahipleri; iktidarın polisine, jandarmasına, savcısını, hakimine gitmezlerdi.

Ölüm ve öldürme yok, yaşama ve yaşatmanın esas olduğu insan toplumsallığında, suç-ceza ikilemine düşmeden, hata ve yanlıştan arınmanın özeleştirisi ile cümle canlara yaklaşmak esastı.

Cem’de iktidarı kutsama, iktidara bulaşma, ya da iktidara eklemlenme asla yaşanmazdı. İktidarı kutsama, iktidara yedeklenmeyi ve iktidarlaşmayı inanç sahipleri düşkünlük olarak görürlerdi.

Karar vermemiz gerekiyor

O halde, biz Aleviler karar vermek durumundayız. Ya tarihsel hakikatımızın bu gerçekliği ile hareket edip sorunlarımızın üstesinden geleceğiz. Ya da zalimin sofra artıklarından beslenen günümüzün düşkünleri ile yeni fermanların kurbanı olacağız.

Çok hassas olan bu süreçte, kendi hakikatımızla buluşmamız, hakikatımızın adil, demokratik ve özgürlükçü toplumsallığını harekete geçirmemiz, yapılması gereken insani ve vicdani yol olmaktadır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.