ABD’de değişim beklentisi ve gerçek

Ziya ULUSOY yazdı —

14 Kasım 2020 Cumartesi - 15:10

  • Biden’ın “bölünmemeli birleşmeliyiz” temennisi, ABD mali oligarşisi adına burjuva kaygısını dile getiriyor.

 

ABD’de seçim ve sonuçlarını kabullenme, çekişmeli geçti.

Kapitalizmde ekonomik krizin siyasi sonuçlardan biri de burjuvazinin yönetici klikleri arasında çelişkinin/çatışmanın sertleşmesidir.

ABD’de bu çarpıcı olarak yansıyor. Seçim öncesi Trump’ın iki parti arasında şiddetlendirdiği rekabet ve ilişki, neredeyse sonuçları kabul etmeme bunalımına yol açıyordu.

Oligarşinin güçlü bürokrasisi bu çatışmayı şimdilik engelleyebildi. Fakat krizin derinleşeceği ve kitle hareketinin büyüyeceği koşullarda ABD bürokrasisi de bölünerek çatışmanın nesnesi haline geleceği gibi, oligarşinin birliğini sürdüremeyebilir.

 

ABD siyasetinde kutuplaşma

Büyüyen kitle eylemine karşı Trump’ın faşist milis saldırganlığını harekete geçirmesi ve bunun yarattığı kutuplaşma siyasi krizin diğer belirtisi.

Biden’ın “bölünmemeli birleşmeliyiz” temennisi, ABD mali oligarşisi adına burjuva kaygısını dile getiriyor. Fakat bu krizin büyüyecek kitle hareketleri ile saldırgan faşist kutuplaşma karşısında yüzeysel bir temenniden başka birşey değil.

Black Lives Matter kitle eylemi polisin faşist terörüne karşı yükselince Trump’ın harekete geçirdiği sivil faşist milislerin saldırganlığı devreye girmiş sert çatışma riskini yükseltmişti. Biden bu çatışmayı hafifletici tutumlar geliştirse bile, ekonomik krize ilişkin mali sermayeye aşırı destek, işçi sınıfı üzerine krizin yükünü bindirme politikasıyla işçi-işsiz kitle hareketinin büyümesi mücadeleyi yine kitleselleştirecek. Kitle hareketinin ivmelenip süreklilik kazanması ABD’nin iç siyasi bunalımını derinleştirecek ve oligarşi içi çatışmayı yeniden alevlendirecek.

Trump’ın düşmesi uluslararası arenada gerçekçi olmayan  iyimser hava yarattı.

Bunun büyük bir yanılgı olduğunu baştan vurgulayalım.

Biden ve partisi, ABD’nin kapitalist dünyada gerileyen hakimiyetinin sürmesi için savaş saldırganlığını devam ettirecek. Trump döneminden farklı, Çin’le birlikte Rusya’yı da başlıca rakip görecek ve hedefin içine alacak. Yine farklı olarak, Avrupa emperyalistleriyle rekabeti şimdilik şiddetlendirmekten vazgeçecek. Bunun askeri ittifakı NATO’yu emperyalist saldırganlığının aracı olarak işletecek. NATO’nun “beyin ölümü”nü bir süre erteleyecek.

 

Biden damat diplomasisini sınırlar

Ayrıca hayalci bir iyimserlik yaratan neo-faşist hareketler ve liderleri enternasyonal alanda örgütlemeye Trump’ın ekibinden çevreler önem veriyor ve hızlandırıyordu. Biden faşist hareketlerle/liderlerle işçi ve ezilenlerin mücadelelerine karşı işbirliğini reddetmez ama Trump ekibinden farklı olarak bunların enternasyonal örgütlenmesine önem vermeyebilir.

Bir de Trump’tan farklı olarak Biden, Pentagon ve sivil  bürokrasiyi oligarşisinin birliğini göstermek açısından daha tam işleterek fevri davranış, kişisel ilişki, damat diplomasisi gibi kurum dışı ilişkiden arındırmaya özen gösterecek. Çünkü bu yöntemler kitlelerde devlet gibi devasa bürokrasisi olan aygıtın ağır ve muhafazakar hegemonyasında sarsıcı rol oynuyordu.

 

Ortadoğu siyaseti değişir mi? 

Bölge ve Erdoğan faşizmiyle ABD ilişkisinde Biden’la birlikte önemli bir değişiklik beklenebilir mi?

Erdoğan faşizminin doğu Akdeniz’deki saldırganlığını, Rojava’da ve Irak’taki saldırganlığını baskılayıp sınırlayarak işbirliğini sürdürme politikası izlenmesi olasılığı daha önde görülüyor. Erdoğan faşizminin Yunanistan ve Fransa’yla gerginliği tırmandırma, Rojava ve Kuzeydoğu Suriye’de  yeni alanlar işgal etme, Irak’ta savaş alanını Şengal’e ve diğer yerlere  genişletme gibi konularda sınırlayıcılığı şimdilik ön plandaki olasılık.

Fakat özellikle YPG ile PKK ayrımına oynama, devrimci kararalığı nedeniyle Kandil’i hedeflemede Biden’le birlikte değişiklik olacağı pek olasılık dahilinde değil.

İran’la nükleer silahları önleme karşılığında ambargoyu kaldırma anlaşmasına geri dönüş olasılığı var.

Filistin sorununda tam tasfiyeciliği frenlense de siyonist devleti destekleme, Arap egemenleriyle siyonistleri ittifak içinde birleştirme politikalarına devam edeceği olasılık dahilinde görünüyor.

Dünya işçi sınıfı ve ezilenleri, ABD’nin emperyalist karakteriyle çelişen temelsiz iyimserlik yerine, kendi sınıfsal amaçları yönünde mücadelesine güvenmelidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.