Newroz ve yenilenme

Ahmet TURHALLI yazdı —

  • Newroz'da yenilenen tabiat gibi, kendimizi yenilemeliyiz; köklerimiz, kültürümüz ve dilimizle yeniden yeşermeliyiz. İlmi, ekonomik, siyasi ve toplumsal örgütlemeyi tamamlamalıyız.
  • Kutsal topraklarımız üzerindeki ölüm, yıkım ve talanı durdurmak için çalışmalıyız. Kendimizi yenilediğimizde, hürriyet, huzur ve refah da ayrılmaz parçamız olacaktır.

HAFIZ AHMET TURHALLI

Bu Newroz'da insanlık beşiği Kürdistan başta olmak üzere, Demirci Kawa'nın ruhunu yeniden canlandırdığı ve bu ruhun bütün dünyanın semalarında dolaşarak yankılandığına şahitlik ettik. Yankılanan bu melodinin, Kürt'ün özgürlüğünü seslendiren ritimleri kulaktan kulağa fısıldadığını duyuyoruz.

Bu özgürlük melodisi, Dehaq’ın ve onun taraftarlarının kulaklarını tırmalayıp uykularını kaçırıyorken hürriyet sevdalılarını ise halaya kaldırıyor. Benliği ve iradesi zorla ve aldatmayla elinden alınıp köleleştirilmiş bir toplumun, derin gaflet uykusundan uyanışını yaşatıyor. İnsanlık ailesi içerisinde, Kürt'ün hür kimliği ile sahneye çıkışını sergiliyor.

Yüzlerce yıldır her yıl yeniden uykudan uyanan tabiatın ritmine ayak uyduramayan sömürgeciler, sürekli bir biçimde ona aşırı dozda gaflet ve ihanet uykusunun ilacını içiriyor. Kürt'ün uyanmasını engellemek için dinlerin, ideolojilerin, para ve ekmeğin, içine bu ilaçtan koyarak onların özgürlük düşüncelerini uyuşturuyor. Bütün bu kötülüklere ve vahşete rağmen Kürt de tabiat gibi yeniden Newroz ile doğuşunu gerçekleştiriyor. Bu yılki Newroz'un daha güçlü bir uyanış ve dirilişin habercisi olduğunu herkes görebiliyor.

Newroz, yapraklarını döken ağaçların yeniden yaprak açması, ölü ve kuru görünen ağaçların diğer canlılar için çiçek açarak canlıları doyurması için döllenmeye başlaması, kurumuş ve yok olmuş otların ve çiçeklerin daha gür, renkli ve güzel kokularla açılmasıdır. Bunların toplamı da yeniden hayattır. Hiçbir çiçeğin, otun ya da ağacın, neden senin rengin ve kokun farklıdır diye bir diğerine karışmaması, kendine insanlığı layık görüp insanlaşmak isteyene, hikmet dolu akıl ve davranış öğretiyor. Tabiat ana, bize nasıl yaşamalısınız sorusunun cevabını gösteriyor.

Dinler, filozoflar ve dervişler tabiat gibi verimli, zararsız ve faydalı olmamız gerektiğini söyledi/söylüyor. Kur’an, insanı ikna edebilmek için en çok tabiat ve varlıktan örnekler sunuyor. Bu örnekleri verdikten sonra da 'sizler akl etmez misiniz' diye sorular sorup bizleri temiz akıl ile buluşmaya davet ediyor. Akla vicdan ölçülerini hatırlatıp, vicdansız bir aklın tehlikeli olduğunu vurguluyor. Bunu, İblisleşme, Firavunlaşma ve Nemrutlaşma olarak vasıflandırıyor. Bizlerin sadece mal, mülk, iktidar, ihtişam ve sınırsız tüketim ile yaşama katılmamız durumunda, insani ve doğal felaketlere davetiye çıkaracağımızı bildiriyor.   

Kur’an ona inananların vasıflarını şöyle sıralıyor: “İşte onlar iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.” (Müminun 61)

“Herkesin yüzünü ona doğru çevirdiği bir yönü vardır. Öyleyse hayırlarda yarışın. Nerede olursanız olun, Allah hepinizi bir araya getirecektir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.” (Bakara 148)

Bu ayetler Nuh’un, İbrahim'in, Musa’nın, İsa’nın, Zerdeşt’in, Muhammed’in, Konfiçyus’un, Buda’nın da öğretileridir. Bu önermeler Sokrates’in, Platon’un ve bütün filozofların dillendirdikleridir.

Hayırda ve güzel işlerde yarışmak demek, çevreye ve insana faydalı olabilmektir. Peygamber ne güzel söylemiştir: “Müslüman o bireydir ki elinden ve dilinden hiç kimse zarar görmez.” (Müsned, II, 224; Mecmaüz-zevaid, III, 268)

İnsan evladı, bu güzel ve faydalı pusulayı şaşırmıştır, birbirinin kanını dökmeyi, zulmetmeyi, tahakküm kurmayı, nefsine uymayı, daha çok mal, mülk ve iktidar olmayı karakter haline getirmiştir. İnsan, bu özelliklerinden dolayı sadece diğer canlılara değil, insanın da kurdu olmuştur.

'Oku' diyen kitaba (Kur’an) inandıklarını söyleyenler, okumadı, yapılan okumalardan tahakküm ve yıkıma yöneldi, hayırlarda değil, şerlerde ve yıkımlarda yarıştı/yarışıyor.

'Öldürmeyin' diyen kitaba (Tevrat) inananlar bir yılda yüz binlerce insan katletti ve bununla gurur duydu.

'Sevin' diyen kitaba (İncil) inandıklarını söyleyenler, başkalarının ülkelerini türlü aldatma ve hilelerle ellerinden alıp yer üstü ve yer altı varlıklarını yağmaladı.

Newroz ve yenilenme diye başlık atmamın sebebi ise bu bilinen hakikatleri sizler ile bir kez daha paylaşmaktır. Tabiat yenileniyor ise insan da kökünden kopmadan yeniden çiçek gibi, ağaç gibi açabilmeyi başarmalı ve çevresindeki her canlıya faydalı olabilmeyi başarmalıdır. Başkasının milliyetini küçümsememelidir. Başkasının dinini ve mezhebini karşıtlaştırmamalıdır. Başkalarını, renginden, kültüründen, sosyal statüsünden, cinsiyetinden, sınıfından ve dillinden dolayı küçük ve hor görmemelidir. Bu tür zulümleri tahakküm için yapanlar, Allah, Peygamber ve insanlık düşmanı olur. Camiye, kiliseye, havraya gitmesi, ona insani ve ahlaki hiçbir değer katmaz.

Ey Newroz'un çocukları Kürtler! Siz peygamberler, düşünceler ve felsefelerin kaynağı olan coğrafyanın sakinleri, birbirinizi seviniz, birbirinizi hayata bağlayınız, birliğinizi ahlak, akıl ve vicdan üzerine inşa ediniz. Size yıllardır içirilen gaflet ve ihanet ilaçlarının etkilerinden kurtuldunuz ama yan etkileri hepimizi etkilemeye devam ediyor. Fitne çıkarma, toplumumuzu birbirine düşürme; toplumumuzun parçalanmasına sebep olacak davranış, söz, duygu ve akıl yapılanmasından uzaklaşınız.

Newroz'da yenilenen tabiat gibi, biz de kendimizi yenilemeliyiz, kendi köklerimiz, kültürümüz, dil ve lehçelerimizle yeniden yeşermeliyiz. Öyle ki her bir Kürt'e güzel koku ve yaşam iksiri olmalıyız.

Tarihimizin köklerine kadar inebilmeli; kendimizi ilmi, ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak örgütlemeyi tamamlamalıyız. Kutsal topraklarımız üzerindeki ölüm, yıkım ve talanı durdurmak için çalışmalıyız. Biz kendimizi yenilediğimizde, hürriyet, huzur ve refah da bizim ayrılmaz parçamız olacaktır.

Şimdi kendimizi toplumsal olarak yeniden inşa etme zamanıdır. Şimdi Kürt ve Kürdistan zamanıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.