Hazreti Nuh tufanı

Ahmet TURHALLI yazdı —

  • Kürtler, dünyanın her tarafında bir tufan oluşturmak için dalgalar biçiminde yükseliyor; Rojava etrafında kenetleniyor. Herkes çabalıyor; kar, kış, soğuk, hastalık ve açlık dinlemiyor.

HAFIZ AHMET TURHALLI

Dört kutsal kitaba göre de Hz. Nuh’un tufanı, Kürdistan’da gerçekleşti. Tevrat, Zebur ve İncil, geminin Ağrı Dağı'na indiğini aktarırken, Kur’an ise geminin Cûdî Dağı'na indirildiğini ayetlerinde anlatıyor.

Kürdistan'da bir asırdan daha uzun bir dönemdir, Kürt milletine imha ve inkar üzerinden çok boyutlu bir zulüm yaşatılıyor. Kürt milleti ve sömürgecileri arasında kesintisiz ve soluksuz bir biçimde süren bu kavga, artık bir tufana evrilme noktasındadır. Kürtlerin çekmediği acı, yaşamadıkları kötülük kalmadı. Kardeşim deyip evimizi açtık, yemeğimizi paylaştık, bu dünya bize de size de yeter dedik ama sömürgeci sistemler ve onların fideliklerinde yetişenlere bir türlü anlatamadık. Madem aynı dine inandığımızı söylüyoruz, gelin İslam’a göre sorunlarımızı çözelim dedik, yok sizin islamınız olmaz dediler. İslam diye bizlere dayattıkları din ise kendi zalim ve merhametten nasibini almamış devletlerinin oluşturduğu dindir. Bu devlet dinine göre bize muamele yaptılar. Kalbini ve aklını yitirmiş, devletten maaşla ve maddi güçle şekillenmiş, sakal ve cübbeleriyle göz kamaştıran ama ağızlarından ölüm ve yıkım dışında söz çıkmayan devlet tapınak rahiplerinin süslü kelimeleri ile üstümüze devlet dini kusuyorlar.

Dilleri ile bize kardeş, dindaş, Müslüman dediler, böylelikle kutsal ve şerefimizin simgesi olan vatan topraklarımızı gasp ve talan ettiler. Dilimizi, kültürümüzü, din ve mezheplerimizi, lehçelerimizi yasakladılar. Bizleri din ve vatan adı altında ön cephelere sürerek öldürttüler. Emeklerimizi ve değerlerimizi çaldılar. Bizleri bazen aldatma ve hile ile bazen de zorla kendilerine benzetmeye çalıştılar.

Bütün tuşlara bastılar

Bu, İslam Değil dedikçe, onlar bizleri kafir ilan edip öldürdüler. Enfal ve Fetih surelerini bizim fermanımıza alet ettiler. Kanımızı, namusumuzu ve malımızı kendilerine helal kıldılar. Biz, İslam dinine göre kan dökmek haramdır, başkasının malına çökmek haramdır, dedik; onlar cami minberlerinden ve ekranlarından daha yüksek sesle bizleri katletmenin sevap olduğunu haykırdı. Ya bize boyun eğecek ve teslim olacaksınız ya da hepinizi katledeceğiz diye tehditler savurmaya devam ettiler/ediyorlar.

Tufanın başlaması için bütün tuşlara bastılar. Kürtleri aşağılamak, ABD ve İsrail işbirlikçisi olarak damgalamak, Kürt milletine Hz. Nuh’a yapılanların milyon kat fazlasını uyguladılar. Dediler ki: “Ey Nuh! Sen gerçekten bizimle mücadele ettin, mücadeleyi de çok uzattın! Eğer doğru sözlü kimselerden isen haydi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir! (Hud 32)

Ve bekledikleri an geldi: yeraltından ve gökler delinmişcesine sular boşalmaya başladı. Tufan başladıktan sonra Hz. Nuh, keşke bir kısım daha insanı yanıma alabilseydim diye düşündü ve iç çekti; Allah, Nuh’un sessiz düşünmesine cevap verdi. Ve şu ayeti ona gönderdi.

Yanlışlara dalmış olanlar hakkında bana bir şey söyleme! Çünkü onlar boğulacaklar.” (Hud 37)

Ey cübbeli devlet belamları!

Bizler Kürt milleti olarak herkes hakkında öyle iyi duygu ve niyetler taşıdık ki; Hz. Nuh’un ardılları olduğumuzu bir kez daha 21. asırda ispatladık. Biz, iyi ve hayır düşündükçe, onlar zulümlerini ve kötülüklerini daha katladı. Biz, insanca ve derin olan kültürümüz gereği iyilik yaptıkça, onlar bizleri alaya alarak küçük düşürmeye çalıştı.

Kalkmakta olan tufanla birlikte, Allah’ın vaadide yaklaştıkça yaklaşıyor! Ey sarıklı ve cübbeli devlet belamları!

Kur'an ayeti diyor: “Şimdi siz bizimle alay ediyorsunuz, biz de sizinle tıpkı sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz." (Hud 38)

Kürtlerin birliği geliştikçe, tufan da sizlere yaklaşıyor.

İnsanlığın filizlendiği Kürdistan coğrafyasında temizlenen insanlık, bir kez daha temizlenme ihtiyacı hissediyor.

"Sular çekildi, iş tamamlandı, gemi Cudi’nin üstüne oturdu ve şöyle dendi: 'Yanlışlara (zulme) dalmış topluluk (rahmetimden) uzak olsun!' (Hud 44)

Bu tufanda yok olacaklar

Kürt'ün ve Kürdistan'ın tufanı başladı/başlıyor; ABD, Rusya, TC, Katar ve Suudi'nin kirli işleri de bu tufanda yok olacaktır.

Şimdiye kadar bütün hakları; yetim bırakılmış, ekmeği, dini ve kişiliği elinden alınmış Kürt uyanıyor ve tufana hazırlık yapıyor.

Kürtler, dünyanın her tarafında bir tufan oluşturmak için dalgalar biçiminde yükseliyor. Bu dalgalar Rojava etrafında kenetlenirken, Kürdistan'ın yüksek dağlarından ovalara kadar, tufan olmak için herkes çabalıyor. Kar, kış, soğuk, hastalık ve açlık dinlemiyor. Yerden ve gökten Kürt akıyor.

Çocuğundan gencine, kadınından yaşlısına, fakirinden zenginine, okumuşundan okumayanına, sağlıklısından hastasına kadar herkes bu tufanda yer alıyor.

Tufan şiddetlendikçe su yükselecek, su yükseldikçe Kürtler hakikat gemisine binecek ve bu tufan Kürdistan'ı baştan başa yıkayarak temizleyecek. Günahlar, zulüm ve kötülükler tek tek ifşa olup Kürdistan coğrafyasından sökülecek. Tufan bir tek özgürlük getirmeyecek, aynı zamanda çöpleşen zararlı düşünce ve inançları da temizleyecek.

'NUH CİDİ' (Yeni vatan bulmak anlamında) kelimeleri bir kez daha insanlık aleminde hayat bulacak.

Böylece sen ve seninle beraber olanlar gemiye bindiğinizde de ki: “Zalim kavimden bizi kurtaran Allah’a hamd olsun.” (Müminun 28)

Ve de ki: “Rabbim, beni mübarek bir inişle indir! Ve sen, indirenlerin hayırlısısın.” (Müminun 29)

Kur’an'ın deyimiyle bu tufan bittiğinde, Yaratıcı bizi kutsal vatan Kürdistan'la ödüllendirecek ve bizler zalimlerden kurtulduğumuz için Allah'a hamd edeceğiz.

Bizim hakkımızda fetva verenler de cehennemin en alt tabakasına yuvarlanacaktır.

Kürtler tufanı yükseltmeli, daha fazla akmalı, dalgaları daha sert Kürdistan coğrafyasına vurmalı ki; bu günahlar temizlensin.

Şimdi Kürt ve Kürdistan zamanı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.