İşçi hakları ve İslam

Ahmet TURHALLI yazdı —

  • İşçi haklarını ve emeği kutsal gören dinin metinleri ortadayken bugün sermayenin kul ve kölesi olan müminler nerede duruyor?
  • Başkalarının emeğini çalarak zenginleşenlerin, Hac ve Umre yapmaları, cami inşa etmeleri, Kur’an ve Peygamber söylevleri anlamsızdır, hayır değeri yoktur.

HAFIZ AHMET TURHALLI

1 Mayıs işçi Bayramı, 1886’da ABD’de günlük 8 saatlik çalışma istemiyle başlayan işçi grevlerinden sonra işçi sınıfının milletlerarası birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanıyor. Müslüman ülkeler olarak bilinen coğrafyada ise bu bayram, açık ve gizli bir biçimde bastırılıyor; işçi haklarını savunma bir tabu gibi gösteriliyor.

1 Mayıs, dinsizlik ve İslam karşıtlığı olarak anlatıldı, bu karşıt propaganda İslami kesimlerde hayat buldu. Bu hakkı savunanların dindarlara mesafeli durmaları ve dindarları sermaye tarafı olarak görmeleri, günümüzdeki tablonun ortaya çıkmasına neden oldu. Bu manada sermaye sahipleri ve onların iş birlikçileri tamamen olmasa da hedeflerine ulaştı. Çağımızda Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye, Mısır'dan Pakistan’a, İran’dan Sudan’a, Kuveyt’ten Doha'ya kadar olan coğrafyada işçiler kölelerden daha zor şartlarda çalıştırılıyor, hiçbir hakları verilmiyor.

Karın tokluğuna çalıştırılan, kendilerini aç bırakarak aldıkları cüzi parayı da kendi ailelerine gönderen işçiler, coğrafyamızda çok zor şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çabalıyor. Alım gücü ve enflasyon karşısında sürekli ezilen işçilerin, iş güvenliği ve insanca yaşam hakları da yoktur.

İslam coğrafyasında ve sözde sosyalist olarak geçinen Çin, Kuzey Kore, Hindistan gibi ülkelerde ise işçilerin durumu içler acısıdır. Özellikle yabancı ülkelerden getirilerek çalıştırılan işçilerin, emeklilik, sağlık sigortası gibi temel hakları dahi yoktur.

İslam aleminde Peygamber döneminden sonra bozulan ve iktidara/sermayeye dayalı inşa edilen sistemde emek sömürüsü sadece maddi anlamda değil, manevi olarak da gerçekleşti. Emek sömürüsü, din ve İslam istismarı ile gerçekleştiriliyor.

Sermaye sahiplerinden hak isteme, nerdeyse Allah’a karşı gelmek olarak lanse ediliyor. İktidar sermayeye dayalı olunca, çalınan ve gasp edilen emek ise sermayedarlar ve muktedirlerin hakkı olarak gösterildi. Birkaç ayeti kerime ve peygamberin emeğe dair perspektifine bakmakta yarar var.

“Artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların haklarını ve ücretlerini eksiltmeyin, halka haksızlık etmeyin!” (Araf 85)

“İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez. Gayretinin semeresi ise ileride mutlaka ortaya çıkar; emeğinin karşılığı kendisine tamı tamına ödenir.” (Necm 39-41)

“Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz.” (Bakara 286)

“Allah, çalıştırdığı işçiden azami verim aldığı halde onun ücretini tam ödemeyenin öteki hayatta düşmanı olacaktır.” (Buhari İcare, 10)

“Üç kimse, kıyamet gününde beni karşısında bulacaktır: Benim adımı kullanarak haksızlık eden; hür bir insanı satıp parasını yiyen; bir işçiyi çalıştırıp ona ücretini vermeyen!” (Buhari icare, 12, 15)

Çalıştırdığınız kimsenin ücretini henüz teri kurumadan veriniz!” (Heysemi, Mecmau’z Zewaid, IV/97)

Bir gün, Peygamber (SAV), sahabesi Muaz ile selamlaşıp elini sıktıktan sonra ellerindeki nasırları fark eder ve “Muaz ellerin nasırlaşmış” der. Muaz, “Evet, ya Resulallah, kazma elimde toprakla meşgul oluyor ve bu sayede çoluk çocuğumun nafakasını kazanıyorum” şeklinde cevap verir. Peygamber, Muaz'ın alnından (bazı kaynakların ellerinden öptüğünü) söyler ve buyurur ki: ”Bu elleri cehennem ateşi yakamaz.”

Bu kadar ayet ve hadisi aktarmamın nedeni, günümüzde kendilerine Müslüman ve ehli Kur’an olarak görenlerin durumunu açığa çıkarmaktır. Madem Müslümanız o halde her işte olduğu gibi işçi hak ve hukukunda ölçülerimiz nelerdir?

İşçi haklarını ve emeği kutsal gören bir dinin metinleri ortadayken bugün sermayenin kul ve kölesi olan müminler nerede duruyor? Sermaye bedense emek de ruhtur! Ruhu öldürülmüş bir sistemin artı değerleri ölüdür, İslami literatür ile söylersek haramdır.

İşçi ve emekçinin değil sermaye ve rantın kutsandığı bir Müslüman toplumlar hakikatinden söz etmekteyiz. Maneviyat ve ruhu ölmüş bir kişi ya da toplumun artı değerleri hırsızlıktır. Bu minvalde bir perspektiften bakıldığında, İslam aleminin dört bir yanını haram kuşatmıştır. Başkalarının emeğini çalarak zenginleşenlerin, Hac ve Umre yapmaları, cami inşa etmeleri, Kur’an ve Peygamber söylevleri anlamsızdır, hayır değeri yoktur. Haramdır ve kişiyi cehennem ateşine sürüklemektedir. Emeği çalanların mallarına haram bulaştırdıkları ve çocuklarına haram lokma yedirdikleri gerçeği akıllarda ve vicdanlarda zinde tutulmalıdır. Peygamberimiz Hz Muhammed, bir emekçinin elini ve alnını öperken, onun ümmeti olduklarını söyleyenler, işçi emeğini çalarak lüks ve şatafat içerisinde yaşayanların ellerini öpüyor. İşçinin alınteri kurumdan hakkını verin diyen Peygamber'in ümmeti olanlar, işçi haklarını savunanları tekfir; bu haktan bahs edenleri linç ediyor. Her Kur’an ve Peygamber mümini Allah’ın ve Peygamber'in düşmanı olmak istemiyorsa işçi haklarını savunmalı ve işçilerin hak mücadelesinde onlarla omuz omuza durmalıdır. İşçi bayramı olan 1 Mayıs Bayramı, emekçilere kutlu olsun.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.