Bir yılı daha tükettik

Ahmet TURHALLI yazdı —

  • Kürtler, 2026'ya dil, kültür, sanat, diplomasi, ekonomi ve en önemlisi de örgütlülüklerini geliştirmeyi, salih amel olarak ele almalı. Ömür sermayemizi, verimsizlikte tüketmeyelim.

Bize nimet olarak bahşedilen bir yılı daha tükettik. Zaman olgusu üzerine peygamberler ve filozoflar çok geniş değerlendirmeler yapmıştır. Soru şudur; zaman mı bizi geçiriyor, biz mi zamanı geçiriyoruz? Filhakika zaman insanı geçiriyor. Bir yılın son saatlerine doğru çoğumuz bir muhasebe yaptığında, faydalı, fazla ve ciddi sonuçların hesabımızda olduğunu söyleyemeyiz.

“Niçin ve nasıl bir yaşam geçirdik” sorusunu kendimize yönelttiğimizde çoğumuz çok da fazla bir sonuçtan bahsedemiyoruz. Muhakkak ki anlamlı ve sorumluluk bilinciyle zamanını geçirenler vardır fakat bunların sayıları sınırlıdır. Hem üretim hem de tüketim bağlamında günümüz insanı çok da verimli değil. Bu konuda İslam teorilerini ve söylenenleri baz alarak değerlendirme yapmaya çalışacağım.

Kur’an-ı Kerim'in en kısa surelerinden olan ASR Suresi, bu konuda oldukça zengin veri sunuyor. Kuşkusuz hem Kur’an ayetleri hem de peygamber hayatı incelendiğinde teorik olarak zengin örneklerle karşılaşıyoruz. İsmini verdiğim surenin ilk sözcüğünde, Yaratıcı zaman mefhumuna yemin ederek sureye başlangıç yapıyor: “Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı direnişi tavsiye edenler başka (onlar ziyanda değillerdir). (Asır 1-3)

Bizim ömür sermayemiz

Fahrettini Razi’nin bu sureyi tefsir ederken, insan hayatı ve ömrüne ilişkin örnekli değerlendirmesi; bu surede insan ömrünün onun tek sermayesi olduğunu kavratmaya çalışması ve örnekleme yapması oldukça çarpıcıdır. Hikâye şöyle anlatılıyor: Bir gün Bağdat’ın çarşısında bir satıcı heyecan ve korku içerisinde yüksek sesle bağırarak pazarda dolaşanlara 'Allah aşkına bu fakire, garibana yardım edin. Bu fakirin tek sermayesi buzdur ve birazdan güneş doğduğunda bütün sermayem eriyecektir. Lütfen bu fakire yardım edin, sermayem eriyip gidecektir. Beni kurtarın, bana acıyın' diyor.

Bu adamın haykırışıyla bu sureye muazzam bir anlam kazandıran Razi, yaşayan varlıklar olarak bizlerin de ömür sermayesine sahip olduğunu söylüyor.

Her gün ve her yıl eriyen bu sermayeden nasıl sonuçlar çıkarıyoruz? Bu yıl eriyen ömrümüzden neler kalabildi; insanlığa katkımız oldu mu, olmuşsa nedir? Üretim yapan insanlar olarak, ürettiklerimiz insana ve çevreye ne kattı? Faydalı şeyler mi, zararlı şeyler mi ürettik?

İnsan öldürülsün diye silah üretenler, insan daha fazla sömürülsün diye düşünce üretimi içerisinde olanlar yaşamlarını zararlı geçirdi. Sadece kâr hırsı ve daha fazla maddi kazanç elde etmek için bu yılını geçirenler, ömür sermayesini zararlı kullandı. Hakikat budur; öldürmek için üretenler de ölümlüdür. Başkalarının hayatlarına kastedenler de ölümü tadacak.

Para putuna harcanan

Kendine dindarım veya Müslümanım diyenlerin önemli bir bölümü, bu sureyi her gün okudukları halde sermayelerini güneş altında eriterek tüketiyor. Müslüman zamanını para putuna ve muktedir olmak için harcıyor. Oysa surede bütün insanların zararda olduğu vurgulanırken salih amel işleyenler ve bu amelleri işlerken karşılarına çıkacak olan zorluklara direnenlerin, zararda olmadığından söz ediliyor. Salih amel, bireysel ibadetler ve ritüeller olarak algılanıyor. Halbuki doğruyu, adaleti, hakkı ve iyilik üzere yardımlaşmayı anlamalıyız. Biz Müslümanlar bu yılı nasıl geçirdik, diye bir soru sorduğumuzda, silah üretenlere para kazandırma ve birbirlerini öldürme; topraklarından çıkarma, yakma yıkma, talan, kaos ve yıkım dışında çok da amel göze çarpmıyor. Bir yıl geçti, sorunlarımızın hiçbirine çözüm geliştiremediğimiz gibi, daha da ağırlaştı. Salih amel, bireysel ve toplumsal sorunları çözmek, adaleti, hakikat üzere yardımlaşmayı ve huzuru elde etmektir. Biz Müslümanların sorunlarını çözme irade ve ameli bu yıl da geliştirilemedi. Sermayemiz olan bir yıllık ömrümüz güneş altında erimiştir.

Nesillere ölümsüz miras

Milletimiz olan Kürt ve Kürdistan meselesine gelince; bizleri yıllardır imha ve inkarla yok etmeye çalışanlar, bizleri yok edemedikleri gibi, yönetmekte oldukları toplumları çürütmeye başladı. Ürettikleri, kuru bir ırkçılık dışında bir şey değildir.

Sayın Abdullah Öcalan bu yılı bir çözüm yılı olarak geliştirmek istese de istenilen sonuçlar henüz elde edilemedi. Kürtler, 2026'ya dillerini, kültürlerini, siyaset ve diplomasilerini, ekonomi ve sanatlarını, en önemli husus olan örgütlülüklerini büyütüp geliştirmeyi, salih amel olarak ele almalı. Bu yılın sonunda ömür sermayelerini gelecek nesillere ölümsüz bir miras olarak aktarmalılar. Bu manada gösterilecek her gelişme, zararlarımızı, inşa ve ıslah olarak kazanca çevirecektir.

Yeni yıl bütün insanlığa hayır, barış, huzur, sağlık ve esenlik getirsin. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.