- Rojava deneyimi, ortaya çıktığı ilk günden itibaren Ortadoğu ve bütün insanlığa büyük katkı sundu, bundan sonra da sunmaya devam edecek.
CAFER TAR
İnsanlık, tıpkı Paris Komünü benzeri bir deneyimi Rojava‘da yaşadı. 2012'den itibaren bütün Ortadoğu coğrafyasını derinden etkileyen Rojava Devrimi, pratik gelişmeler nasıl bir seyir izlerse izlesin, tıpkı Paris Komünü gibi bundan sonra da bütün insanlığı derinden etkilemeye devam edecektir.
Paris Komünü’nün (1871) üzerinden neredeyse 150 yıl geçti; Komün’ün ortaya çıkardığı sonuçlar hâlâ bütün insanlığı etkilemeye devam ediyor. İlk defa sosyalistler, pratikte devletin ne olduğu ve olası bir iktidar olma durumunda neyle karşılaşacaklarını Paris Komünü döneminde deneyimledi. Günümüzde Kürt Özgürlük Hareketi içerisinde yürütülen devlet tartışması da benzer bir arka plan bilgisine dayanıyor.
Marx ve Engels, komün pratiğinin en önemli derslerinden birinin devlet ile ilişki olduğunu değerlendirdiler. Onlar, olası bir iktidarlaşma durumunda yapılacak en büyük yanlışlardan birinin devleti olduğu gibi devralma olduğunu tespit etmişti ama maalesef Sovyetler Birliği‘nde ve Çin‘de yaşanan tam da bu oldu; iktidara gelenler devleti olduğu gibi devraldılar ve sonuçta insanlık tarihinin en büyük trajedisi yaşandı. 1917 Ekim Devrimi utanç verici bir şekilde tasfiye oldu; Çin‘de ise sözde komünist bir partinin iktidarında berbat bir despotik devlet kapitalizmi yaşanıyor.
Günümüzde neredeyse her politik görüşten insanın savunduğu parasız, laik ve zorunlu eğitim, Paris Komünü‘nün insanlığa bıraktığı en önemli miraslardan biridir. Demokratik katılımın esas alındığı halk meclisleri, günümüzde yerinden yönetimlere ve katılımcı demokrasiye hâlâ ilham vermeye devam ediyor. Tarihte ilk kez kadınlar barikatlarda aktif olarak savaştı ve toplumsal yaşamda eşit haklar görünür hâle geldi; Paris Komünü'yle kadın, Avrupa‘da bütün görkemiyle tarih sahnesine çıktı. Çalışanların hakları, ilk kez Paris Komünü döneminde yasal olarak güvenceye alındı.
Paris Komünü, sadece 71 gün sürmüştür. Karl Marx, Komüncülerin "Cenneti Fethetmek“ için öldüklerini söyler. Katılanlar, Komün‘ün erdemine o kadar çok inanmışlardır ki, Komün duvarına kurşuna dizilmek için götürülen bir direnişçi "71 gün özgür yaşadım, artık ölüm umurumda değil" der, son nefesinde.
Paris Komünü’nün ortaya çıkmasının üzerinden neredeyse 150 yıl geçtikten sonra, 2012'de Ortadoğu‘da DAİŞ barbarlığına karşı Kürtlerin önderliğinde muazzam bir direniş ortaya çıktı. Başlangıçta DAİŞ karşıtı bir duruşu olan söz konusu direniş, daha sonra Ortadoğu tarihinin en büyük aydınlanma hareketinin ortaya çıkmasına neden oldu. O zamana kadar bir avuç insanın elinde hiçleştirilmeye çalışılan Ortadoğu toplumsallığı, özellikle kadınlar özelinde oldukça güçlü bir toplumsal karşılık yarattı. Saddam ve Esad gibi despotik diktatörlerin kendilerini meşrulaştırmak için var ettikleri sahte meclisler yerine, toplumun tamamının yönetime katılmasını esas alan komün örgütlenmesi, Rojava toplumsallığını bütün görkemiyle açığa çıkardı. Geçmişte sadece seçilmişler üzerinden tanımlanan uyduruk demokrasi, Rojava pratiğinde komünler üzerinden halka devredildi.
Marx‘ın Paris Komünü‘nden çıkardığı en önemli sonuç, bir devrimin sadece devlet aygıtını ele geçirmekle yetinemeyeceğiydi. Marx‘a göre doğru olan, geniş halk yığınlarının yönetime katıldığı bir halk iktidarının kurulmasıydı. Kürt Halk Önderi, buna zamanın ruhunu esas alan "Demokratik Konfederalizm“le karşılık verdi. Marx‘ın sınıf-devlet üzerinden kurduğu siyasal iktidar, Kürt Halk Önderi tarafından toplum, komün, halk meclisleri ve konfederal demokrasi olarak yeniden tanımlandı.
Louise Michel, Nathalie Le Mel, Elisabeth Dmitrieff gibi tarihsel kadın kişilikleri, Paris Komünü‘nde üstlendikleri rollerle kadın hareketi ve bütün insanlığın tarihinde derin izler bıraktılar. Günümüzde de eşit işe eşit ücret gibi talepler, onlardan günümüz kadın hareketine devrolmuş talepler olarak hâlâ devam ediyorlar. Buna rağmen Komün boyunca kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahip değillerdi ve kadınların resmi temsili yoktu. Hâlbuki buna karşılık Rojava Devrimi'nde kadın katılımı erkekle her alanda eşitlenmiştir.
Ayrıca ekolojik duyarlılık, Rojava Devrimi boyunca büyük bir sıçrama yaptı. Ortadoğu‘da ilk defa bir toplum, bütün kadınları ve erkekleri ile nasıl bir "insan-doğa ilişkisi kurulmalı“ üzerinden yoğun bir tartışma ve çalışma yürüttü.
Sosyalist hareketler, Paris Komünü‘nden itibaren esas olarak işçi sınıfının devrimci iktidarı sorunuyla ilgilendi; Rojava Devrimi ise sınıf sorununu kadın özgürlüğü, toplumsal çeşitliliğin eşit temsili, ekoloji ve öz yönetimle birlikte ele aldı. Rojava Devrimi, sosyalist hareketin "proletarya diktatörlüğü“ anlayışına hem güçlü bir eleştiri hem de sosyalist harekete önemli bir katkı olmuştur.
Mazlum Ebdî‘nin 25 Ağustos 2026'da QSD‘nin feshedildiğini ilan etmesiyle Rojava‘da bir dönem kapanmış oldu. Rojava halklarının ve bütün Kürtlerin özgürlük ve demokrasi mücadelesi, bundan sonra da başka araçlarla ve örgütlenme modelleri ile devam edecek. Rojava deneyimi ortaya çıktığı ilk günden itibaren Ortadoğu ve bütün insanlığa büyük katkı sundu, bundan sonra da sunmaya devam edecek.
Hayat bir yerinde durma değil, bir akıştır; Kürtler, tarihin doğru yerindedir ve su akıp yatağını bulacaktır.