- Partisini AKP yargısının insafına teslim eden, AKP yargısı eliyle kirlilikten arınma bekleyen bir insan, ya başka bir ülkede yaşıyor ya da o yargı ile birlikte iş çeviriyordur.
CAFER TAR
Genel Başkanlığı boyunca sürekli seçim kaybeden ve hiçbir kayda değer politik başarısı olmayan Kemal Kılıçdaroğlu, birkaç gün önce Sözcü TV'de üç gazetecinin karşısına çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu, bütün program boyunca yaptığına inanmayan bir insan görüntüsü verdi ve bu, onun cevaplarına da yansıdı. Hele dokunulmazlıkların kaldırılması; başta Selahattin Demirtaş ve diğer HDP'li vekillerin tutuklanmasına dair kendisinin şahsi sorumluluğuna ilişkin soruya verdiği cevap gerçekten ibretlikti.
Vicdan bir politikacıda olmazsa olmazdır; kendisi hem davanın politik olduğunu hem de yargılananların aklanıp gelmesi gerektiğini söylüyor. Peki bu iki şey aynı anda nasıl olacak? Politik bir davada bir insan nasıl aklanıp gelecek? Bu basit bir kriminal dava değil ki insanlar aklanıp gelsin. Kendisi de bunun doğru olmadığını biliyor fakat buna rağmen hâlâ aynı noktada duruyor. Hatta hiç sıkılmadan birkaç kez Selahattin Demirtaş'ı ziyaret ettiğini söylemeye de devam ediyor. Gerçekten artık aklımızla anlayamadığımız şeyler yaşıyoruz bu ülkede. İnsan ne yüzle, demekten kendini alamıyor!
Dünyanın hiçbir yerinde politik davalarda yargı bağımsız değildir. Bunu Kemal Kılıçdaroğlu bilmiyor mu? O dönem anayasaya aykırı olmasına rağmen dokunulmazlıkların kalkmasına yardımcı olan Kemal Kılıçdaroğlu, açıktan Türkiye demokrasisinin temellerine dinamit koymuştur. Bugün gelinen noktada Kemal Kılıçdaroğlu'nun vebali büyüktür.
Kendisinin neye talip olduğu ve 'mutlak butlan' kararı sonrası hangi yüzle partinin başına döndüğü ise hâlâ tartışma konusudur. Kendisi her fırsatta partiyi kirlilikten ve rüşvetten arındıracağını ifade ediyor. Bunun bir toplumsal karşılığı var mı? Kiminle partiyi kirlilikten ve rüşvetten arındıracak? Bunun için Gürsel Tekin ve onun gibiler doğru insanlar değiller. Daha şimdiden belediyelerden aldığı ihaleler ile yaşayan kimi müteahhit çevreler, Kılıçdaroğlu'nun parti yönetimine gelmesini kendileri için bir fırsat olarak gördüklerini her hâlleriyle belli ediyorlar. Her tarafı kirliliğe bulaşmış kimi insanlar, Kılıçdaroğlu'nu vitrinde tutup arka taraftan iş takibi yapmaya devam ediyorlar.
Bülent Ecevit dönemi boyunca da böyle olmuştu; Ecevit'in paraya ihtiyacı yoktu ki. Siyaset sadece para dağıtmaz, aynı zamanda parti başkanlığı, belediye başkanlığı, müdürlük, genel müdürlük gibi makamlar da dağıtır. Aslında burjuva siyaseti, makam/mevki peşinde olanlar ile para peşinde olanların bir tür koalisyonudur.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun sürekli parada pulda gözü yok imajı ile dolaşması ve hatta belki gerçekten de bunun böyle olması onu temiz yapmaz. O da yıllarca bir komployla geldiği bir koltukta oturdu; CHP gibi bir partinin genel başkanlığını yaptı. Bu paradan daha az bir şey midir? Kılıçdaroğlu, tam da bunu geri istiyor ve bunun için iktidar dâhil devlet içinde örgütlü birçok çevre ile birlikte çalışmaya hazır olduğunu defalarca ortaya koydu. Sözcü TV'de yayınlanan programda da bu görüntü çok netti. Sanki mutlak "butlan kararı' kendisi için de sürprizmiş gibi davranmaya çalışması gerçekten evlere şenlikti.
Partisini AKP yargısının insafına teslim eden, kimsenin artık inanmadığı, Avrupa Parlamentosu'nun açıktan eleştirdiği AKP yargısı eliyle kirlilikten arınma bekleyen bir insan, ya başka bir ülkede yaşıyor ya da o yargı ile birlikte iş çeviriyordur.
CHP, tarihinin hiçbir döneminde temiz değildi; olamaz da! Bu, sadece CHP'ye özel bir şey de değildir; Türkiye'de siyaset kurumunun tamamı için geçerli bir durumdur. CHP kirlidir de başta AKP olmak üzere diğer düzen partileri temiz midir? Türkiye'de iktidara gelip kirliliğe bulaşmamış bir tane parti var mıdır? Hepsi de rezil olarak iktidarı terk ettiler.
AKP bütün bunlar arasında en kirli olan partilerden biri olarak tarihe geçecek; işte tam bu noktada CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu AKP'nin imdadına yetişti. AKP medyası, Kemal Kılıçdaroğlu'nun iddialarını da arkasına alarak aslında sadece CHP'li belediyelerin yolsuzluklarını teşhir etmiyor, aynı zamanda AKP iktidarının bulaştığı büyük yolsuzlukları da toplum nezdinde meşrulaştırmaya, temizlemeye çalışıyor.