• Başta ABD olmak üzere diğer Batılı devletler, İsrail olmazsa bölgede Rusya, Çin ve İran gibi devletlerin etkisini dengeleyemez.

CAFER TAR

Ortadoğu değerlendirmesi yapılırken ilk ele alınan konulardan birisi mutlaka İsrail’in güvenliği ve başta ABD olmak üzere diğer bütün Batılı ülkelerin buna verdiği önemdir. Ben bu tartışmayı biraz “Big Bang” teorisine benzetiyorum. Teorik fizikçilerin neredeyse tamamı bu teoriyi esas alır fakat hiçbiri o muazzam enerjinin neden orada olduğu sorusunu henüz açıklayamaz. O, bir ön kabuldür.

Peki sahiden İsrail’in güvenliği başta ABD olmak üzere diğer Batılı ülkeler için neden önemli? Bu ülkelerin tamamı Hristiyan ve Müslüman karşıtı oldukları için mi ne pahasına olursa olsun İsrail’in güvenliğini sağlamak istiyorlar? Oysa İsrail de Hristiyan değil. Öyleyse bu ısrar neden?

Bunun bir tek sebebi yok; birden çok sebebi var. Biliyorsunuz bugün var olan Arap devletlerinin hiçbiri kendi iç dinamikleriyle devletleşmiş değildir. Hiçbirinin gerisinde uzun mücadele ve rızaya dayalı bir toplumsal uzlaşı yoktur. Bu devletlerin tamamı, Osmanlı İmparatorluğu'nun ardından dönemin muktedir ülkeleri tarafından, kendi ihtiyaçlarına göre sınırları belirlenmiş ve kendileriyle uyumlu çalışacaklarını düşündükleri ailelere teslim edilmiş devletlerdir.

Hayatta hiçbir şey durağan değil, bir süre sonra Arap coğrafyasında da tıpkı dünyanın geri kalanında olduğu gibi bir antiemperyalist uyanış baş gösterdi. 1950’li yıllarda Cemal Abdul Nasır önderliğinde başlayan Arapların tek bir devlet olma isteği, Batı açısından gerçek bir tehditti ve bu tehdit İsrail olmasa durdurulamazdı. Eğer Cemal Abdul Nasır durdurulamasaydı sadece Arap-İsrail ilişkileri değil, dünya tarihi değişirdi; hatta Sovyetler Birliği belki dağılmazdı.

Suriye iç savaşına yüzeysel bakanlar sadece Ahmet el-Şara’yı görüyor fakat orada asıl büyük olay, nihayet Rusya’nın Doğu Akdeniz denkleminin dışına çıkarılmasıdır. Birden çok hamleden oluşan bu büyük operasyon da yine İsrail olmazsa olmazdı. Bütün bu gelişmelerin İsrail’in kendisine de mutlaka büyük faydaları oldu fakat asıl faydayı, başta ABD olmak üzere küresel ölçekte egemenlik mücadelesi yürüten Batılı ülkeler sağlamıştır.

Başta ABD olmak üzere diğer Batılı ülkeler, İsrail olmazsa bölgede Rusya, Çin ve İran gibi ülkelerin etkisini dengeleyemezler. ABD ve diğer Batılı ülkelerin bölgede başka ülkelerle de yoğun ilişkileri var fakat onlardan hiçbiri, İsrail’in bölgede Batı çıkarları için yaptıklarını yapamaz. Ayrıca İsrail, başta Süveyş Kanalı ve enerji nakil hatlarının güvenliği için vazgeçilemez bir konumdadır.

Özellikle bundan sonra, yükselen pazarlar olarak bilinen Doğu Asya ülkelerine giden güzergahın en önemli noktalarından biri olan Doğu Akdeniz’e yerleşik İsrail, başta ABD olmak üzere diğer bütün Batılı ülkeler için çok daha önemli bir ülke olacaktır. Bunu bir de İsrail’in savaş deneyimi ve endüstriyel arka planı ile birlikte düşünürsek, “İsrail neden ABD ve diğer Batılı ülkeler için önemli?” sorusunu daha kolay cevaplandırabiliriz.

Başladığı günden beri dünya kamuoyunun gündeminin ilk sırasında yer alan ABD-İran çatışmasında sanki bir ölçüde sona gelinmiş gibi gözüküyor. Her iki taraf da savaşı daha fazla sürdürmeyi istemiyor. Muhtemelen savaş uzarsa sebep olacağı maliyet, potansiyel getirisinin çok altında kalacak. Her iki ülke de kendi vatandaşlarını uzun süreli bir savaşa çok hazırlayabilmiş gibi gözükmüyor.

Birkaç gün önce ABD Başkanı Donald Trump, artık İran savaşının sonuna gelindiğini ilan etti. Trump, savaşın sonunu ilan ederken sadece İran’la müzakere etmiyor; aynı zamanda Türkiye de dahil olmak üzere bütün bölge ülkelerine İbrahim Anlaşmaları'na dahil olmaları için baskı yapıyor. Savaşı durdurmanın koşullarından birinin de bölge ülkelerinin İbrahim Anlaşmaları'na katılmaları olduğunu ilan ediyor.

ABD'nin çabaları sonucu 2020'de ilan edilen İbrahim Anlaşmaları'na Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn katıldı. Bu, tek başına İsrail merkezli bir Ortadoğu kurmak için yeterli değil. ABD’nin Suriye sonrası İran’a yönelmesinin en önemli nedenlerinden biri, İran’ın bölgesel gücünün geriletilmesi iken diğeri de İsrail’in bölgenin merkez ülkesi haline gelmesidir.

ABD Başkanı, bölgede sadece İran’ın geriletilmesinin Rusya ve Çin karşısında ABD çıkarlarını güvenceye almaya yetmeyeceğini biliyor. Bunu, İsrail merkezli bölgesel bir blok oluşturarak uzun vadeli güvenceye almak istiyor. ABD-İran barışının bir diğer koşulu da bu olmaktadır.