- Sürecin yaşam desteklerine ihtiyaç duyduğu bir kavşaktayız. Bundan ötesi yolun tükenmesidir. Devlet, ya absürt dayatmalardan vazgeçecek ya da kopuş noktasına taşıyacak.
- Kürtlerin oy potansiyeli üzerinden Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi ve Cumhur İttifakı'nın sürmesi için süreci fırsata çevirmek yönündeki arayışlar beyhudedir.
- Kürt sorununun demokratik çözümüne gelmeyen siyasi anlayış, siyaset sahnesinden ekarte olmaktan kurtulamaz. Tüm belediyelere çökseler bile bu seçimden yara alacaklardır.
HÜSEYİN GEDİK
Geçen zaman diliminde PKK cephesinde atılan pratik adımları dikkate aldığımızda, başta kendi yönetimi olmak üzere, kadro yapısı, yurtsever çevresi, gönül vermiş halk kitlesi ve dostlarının asla tahmin edemeyeceği türden gelişmelere tanıklık ettik. Gerilla güçleri, hiçbir can güvenliği olmadan, sadece ve sadece Önder Apo’nun şahsına duyulan güven üzerinden barış sürecine evet deyip silah bırakmayı kabul etti.
Önder Apo’nun çağrılarına olumlu, yapıcı ve kolaylaştırıcı yaklaşan örgüt, kendi açısından risk barındırsa da hiç tereddüt etmeden cevap verdi ve peş peşe adım attı. Örgüt, kendi kurumsal yapısını feshedip silah yaktı. Gerilla birliklerini Kuzey Kürdistan’dan çekti, metropollerdeki eylem timlerini geri çağırdı. Sınır kesimlerindeki stratejik savaş mevzilerini bırakarak Türkiye’ye tehdit teşkil etmeyen iç bölgelere çekildi. Boşalttığı üs alanlarındaki tünel ve savunma alt yapısını kamuoyuna duyurdu; bunlar, Türk devlet yetkilileri tarafından da teyit ve tespit edildi.
Rojava ve Şengal'de
Türkiye, kendisi için tehdit bellediği PKK’nin dış bileşenleri olarak tabir ettikleri alanlarda da süreci ilerletecek şekilde gerekli adımlar atıldı. Rojava ve Şengal alanlarındaki öz savunma güçleri, özerk yönetimleri kendi varlıklarını bir nevi tasfiye ederek, Irak ve Suriye devleti ile entegrasyon sürecine girdi. Rojava ve Şengal özgülünde Suriye ve Irak devletleri ile sağlanan entegrasyon, sorunlu ve sıkıntılı olsa da çözüme ve kalıcı barışa yol açması açısından atılan önemli adımlardır.
Türkiye’de sürecin akıbeti belli değilken Şengal ve Rojava entegrasyonları geri dönülmez bir aşamaya geçti. Türkiye’nin sığındığı gerekçeler tamamen ortadan kalktı ve böylece dış tehdit paranoyasından da kurtulmuş durumdadır.
PJAK, İran'ın konusu
Çözüm bekleyen İran’daki PJAK sorunu ise diğer parçalardaki çözüme benzer şekilde İran ile halledilmesi gereken bir sorundur. İran’ın durumu ortadayken PJAK’ın silahsızlanmasını dayatmak da ipe un sermek olur. Önümüzdeki yakın dönemde İran savaşının yeniden başlama ihtimali ortadayken PJAK’ın silahsızlandırılması zaten akıl karı değildir.
Beklenti halinin çekilmezliği
Kürt tarafı, bütün bunları yaparken karşılığında hiçbir hukuki ve siyasi güvence sağlanmadan yaptı. Peki ya bundan sonra ne olacak? kendisini fesheden örgütün daha ne yapması gerekiyor? Bu kadarı da olmaz dedirtecek tavizlere rağmen devletin adım atmaması bu aşamadan sonra sorgulanması gerekir. Kürdistan Özgürlük Hareketi'nden koyun gibi boynunu bıçağa uzatmasını beklemek de art niyetli bir beklentidir.
Çözüm sürecinin ilerlemesi için gerilla cephesinde gerekli pratik adımların atılmasına rağmen AKP hükümeti tarafından istenilen düzeyde karşılık verilmemesi, süreci ağırdan alarak takoz koyması art niyet olarak okunacaktır. Art niyetli tutumun yarattığı psikolojik durum, iki yıla yayılmış beklenti halini daha da çekilmez ve sıkıcı hale getirdi.
Çözümün emareleri yok
Barış ve Demokratik Toplum, Kürt sorununun çözümünü esas alan bir süreçtir. Örgütü silahtan arındırmak ve dağıtmak, Kürt sorununun çözümü anlamına gelmiyor. Örgütü doğuran özne Kürt sorunudur. Özneye dokunmadan sorunun çözüleceğini düşünmek mantık dışılıktır.
Kürt sorununun çözümüne dair hiçbir somut pratik emare görünmezken AKP, MHP ve Meclis Başkanlığından yapılan açıklamalarda ise her şeyin planlandığı gibi yürüdüğü ifade ediliyor. Gel gör ki; planlanan nedir, planın nasıl yürüdüğünü gören veya bilen de yoktur.
Kamuoyunu ilgilendiren boyutlardan barış ve çözüm sürecine bakıldığında devletin yaklaşımlarında hiçbir esnemenin görünmediği ortadadır. Her ne kadar barış denilse de savaşın her an yeniden alevleneceği bir coğrafyada yaşıyoruz. Bütün göstergelerin İran ve Yemen savaşını işaret ettiği bir dönemde Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni heba edecek bir durağanlık daha fazla risk teşkil edecektir.
Farklı siyasi hesaplar
Hareket Yönetimi ve İmralı Heyeti'nden yapılan açıklamalar, devlet yetkililerinin açıklamalarıyla tezatlık oluşturmaktadır. Anlaşıldığı kadarıyla sürecin ağır ilerlediğinden ziyade olağan akışı içinde yürümeyen bir durağanlık yaşandığı yönündedir.
Çözüm sürecinin, barışa odaklanması gerekirken etrafında dolanan bir sürece dönüşmüş olması farklı siyasi hesapların varlığına işarettir. Bölgesel etkileri şimdiden görünen çözüm süreci, Kürt tarafı için geri dönüşü mümkün olmayan bir aşamaya gelmişken AKP iktidarının farklı hesaplar içine girmesi, işin ciddiyetiyle de bağdaşmıyor.
Çözüm süreci üzerine yapılan siyasi hesapların tutmayacağını peşinen belirtmek gerekir. Kürtlerin oy potansiyeli üzerinden Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi ve Cumhur İttifakı'nın iktidarda kalması için çözüm sürecini fırsata çevirmek yönündeki arayışlar beyhudedir. Kürt sorununun demokratik çözümüne gelmeyen siyasi anlayış, siyaset sahnesinden ekarte olmaktan kurtulamaz. Tüm belediyelere çökseler bile seçim hesapları şayet buysa bu seçimden yara alacaklardır.
Sürecin sabote edilmesi
Barış süreci, Türkiye için de büyük bir fırsat ve geri dönülmezdir. Barışın yörüngesinde yapılan siyasi döngüyle barış sağlanamaz. Barışın etrafında dönmek, girdabın etrafındaki akıntıda dönmek kadar tehlikelidir. Her an tehlikeyle yüz yüze kalarak barışı turlamaya devam etmek, süreci sabote edecektir.
Durmuş/donmuş gibi telaffuzlarla izah edilen sürecin hareketsiz kılınmış halinden bir an önce kurtulmak için devletin üstlendiği sorumluluğu yerine getirmesi gerekir. Sürecin yaşam emarelerine ihtiyaç duyduğu bir kavşaktayız. Bundan ötesi yol tükenecektir. Devlet ya absürt dayatmalardan, bir iki mağaranın boşaltılması, bir iki üs alanının bırakılması şartından vazgeçecek ya da süreci kopuş noktasına getirip toplumun yüksek beklentilerini de hiçe sayacaktır.
Özgürlük Hareketi'ne hiç yaşam alanı bırakmayan, nefessiz bırakan şartların dayatılması, zaten çözüm değildir. Sürecin en kritik aşaması yaşanıyor ama her zamankinden daha fazla umut yüklü bir bekleyiş sürüyor.