• Çözüm sürecinin yasal zemine taşınması, zaten işin daha başlangıç aşamasıdır. Barışçıl çözüme bir şans vermedir. Bunu hazmetmeyip hezeyanlara kapılmak tam bir akıl tutulmasıdır.

HÜSEYİN GEDİK

Kürt sorununun yasal çözüm olanakları oluşurken beklenmedik kimselerden karşıt duruşların ortaya çıkması, beklenen bir durumdu. Savaşmamış kesimlerin, savaşın sürdürülmesi veya savaşın sonlandırılması hakkında fikir beyan etmesi, düşünce özgürlüğü kapsamında elbette hoş karşılanır. Çözüme karşı düşmanca tavır takınanlar bir yana, uzaktan durup gazel okuyanların, topuzun ucunu kaçıran tuzu kuru kimselerin, burun kıvırmalarına ve dudak büküp eğreti sözcük sarf etmelerine anlam vermek zorlaşıyor.

Savaşın acısını bütün hücrelerine kadar yaşamış insanların, savaşın devamı veya bitirilmesi kararını vermesi, bilinenden de zor bir durumdur. PKK, 1976-2026 yılları arasında kayıt altına alınan 25 bin 922, kayıtlara geçmeyenlerle birlikte 27 bin şehit verildiğini açıkladı. Tespit edilmeyen fakat tahmin edilen 5-10 bin civarındaki sivil kayıplar ile birlikte şehit sayısı 28 bine ulaşıyor.

İki tercihten biri

Gelinen aşamada yenmek ve yenilmek durumunun gerçekleşmediği uzun bir dönemin sonunda çözüm adına bir fırsat yakalandı. Tam da bu aşamada karar verme durumu hasıl olmuşsa bütün riskleri göğüsleyerek iki tercihten birini seçmek gerekir. Yaşanan can kaybının katlanarak devam etmesinin çözümsüzlüğü mü yoksa kayıpların yaşanmadığı bir çözüm mü? Evet veya hayır derken, makul ve mantıklı olan cevabı seçerken belirlenen amaç ve hedeflere ulaşıldığı anlamına gelmiyor, beklentilerin tümünü karşılamıyor.

Çok kanlı ve galipsiz savaşlar vardır, mutlaka bir gün bitirilmek zorundadır. Barış ve savaş arasında tercih yapmak zorunda kalmış tarihi örnekler de vardır. İran, Irak ile savaşı durdurmayı kabul ettiğinde, Ayetullah Humeyni halka hitabında ‘bir bardak zehir içmek gibidir ve ben bu zehri içiyorum’ demişti. Savaşan taraflar açısından güven ortamının olmadığı, tehlikelerin büyüklüğü ve risklerin çokluğuna rağmen karar vermek zorunda kalanların, zehir içmesine herkesin anlam vermesi beklenir.

Anlamak istemedikleri

Türkiye’de devam etmekte olan ve Suriye’de varılan çözüm seçeneğine karşı haddini aşan cümle kuranların göz ardı ettikleri ya da anlamak istemedikleri bir durum vardır. Yenmek ve yenilmenin mümkün olmadığı, sonuç almanın zorlaştığı, kısır döngüye dönüşen ve ağır bedellere mal olan silahlı mücadeleyi sürdürmenin bilincinde değildirler. Kazananı olmayan kör bir dövüşün sonlandırılmasına anlam vermiyorlar. Türkiye’deki çözüm sürecine ağzına geleni savuranların meseleye hâkim olmadıklarını varsaymak gerekir. İmralı’da eşit olmayan koşullarda bir süreç yürütülüyor. Sarf edilen her sözcüğün yaratacağı hassasiyetin bile hesabının yapıldığı bir ilişki ve diyalog ortamında çözüm aranırken, dışardakilerin hakarete varan tavırlar sergilemesini, basitliklerine yormak gerekir. 

Çok taraflı anlaşma

İmralı’da aranan çözüm, aynı zamanda Kürdistan’ın diğer parçaları için de geçerlidir, hatta kaderleri birbirine bağlıdır. Suriye’de varılan çözüm, kötü koşullarda elde edilmiş en iyi çözümdür. Kötünün iyisi olarak tabir etmek de mümkündür. Rojava’yı yeterince tatmin etmeyen bu çözüm, sadece Suriye hükümeti ve Özerk Yönetim arasında gerçekleşen bir anlaşma değildir. Türkiye’nin de taraf olduğu ve kabul ettiği bir anlaşmanın ürünüdür. Suriye’nin birliğini dayatan uluslararası güçlerin de öngördüğü bir çözümdür. Yani çok taraflı bir konsensüs sağlanmış demektir.

Suriye’deki Kürt çözümünde bir takım teknik düzenlemelerde kazanımları kaybetmek, bazı konularda taleplerin tam karşılanmaması, sindirmekte zorlanılan kimi pratik gelişmelerin varlığı da dahil, yeni bir savaş gerekçesi yapılması kaybettirecektir. Burada gerekli olan siyasi maharet, tümden kaybetmeden eldekilerle mücadeleye devam etmektir.

Eleştiri ve mücadele sürmeli

Şam hükümeti ile daha önce yapılan görüşmelerde ana dilde eğitim konusunda uzlaşma sağlanmamıştı. Esbabı mucibesi ne olursa olsun, yapılan son düzenlemeyle Kürtçenin seçmeli ders ve haftada üç saat ile sınırlı olması beklentilerin çok gerisindedir, kabul edilemez ve eleştirilmelidir. Dil konusunda itirazları yükseltmek, kitlesel mücadeleyi devam ettirmek ve ana dilde eğitim hakkından vazgeçmemek gerekir.

Rojhilatê Kurdistan da İmralı çözümüne tabidir. Devlet dışı silahlı grupların varlığına son vermeye çalışan Irak’ta, Başûrê Kurdistan için pêşmergenin silahsızlandırılması konusu zorlama dayatmalarla gündeme gelirse benzer çözüm Başûr için de geçerlidir.

Silahtan arınmış siyaset

Kürtlerin çözüm arayışında bundan sonraki yöntem, silahtan arınmış siyasi mücadelenin devamıdır. PKK’nin feshiyle sorunların çözümüne genel bir çerçeve sunuyor. Kürtler, Ortadoğu’da kaldıkları devlet sınırları içinde resmen tanınan, siyasi ve kültürel haklarına kavuşan, bağlı oldukları idari sistemler içinde yer alarak entegre olmalarına zemin sunuyor.

Çözüm sürecinin yasal zemine taşınması, zaten işin daha başlangıç aşamasıdır. Her şeyin çözüldüğü anlamına gelmediği, herkes tarafından da biliniyor. Barışçıl çözüme bir şans vermedir. Hal böyleyken sanki her şey olmuş-bitmişe getirerek çözümü hazmetmemek ve hezeyanlara kapılmak tam bir akıl tutulmasıdır.

Negatif dilden vazgeçin

Bir gerçeğin daha altını çizmekte fayda vardır. Kürt Özgürlük Hareketi, aynı zamanda bir Önderlik hareketidir. PKK böyle doğdu, böyle gelişti. Önder konumunda olanların önderlikleri, tarihin en kırılma anında tek başına verdiği kararların belirleyici olmasıdır. Verdiği kararla partisini, kitlesini ve dostlarını peşinde sürükleyendir. Önderlik kurumunun gücü de buradan geliyor. Bu bir liderlik yöntemidir. Çözüm sürecine farklı bakanlar, bu yöntemi beğenir veya beğenmez ama bu gerçeği bilmeleri gerekir. 

Her şeye rağmen çözüm ve barış seçeneği büyük riskler göze alınarak sürdürülmeye çalışılıyor. Akamete uğratmak isteyenlerin değirmenine su taşıyan negatif dilden vazgeçmek gerekir. Nezaketi elden bırakmadan, siyasi etik sınırları içinde kalarak yapıcı, katkı sunan eleştirilerin yapılması daha makbuldür.