• Rojava’yı yanlış okumalar giderek bir algıya dönüşüyor. Hesekê'deki provokasyonlar üzerinden Rojava’nın geleceğini okumak, umutsuzluk, kaygı ve korku üretmek yersizdir.

HÜSEYİN GEDİK

Hesekê kent merkezinde meydana gelen olaylar ve etrafında yapılan analizler, güncel gürültülere yenilerini ekleyerek ses kalabalığı oluşturup mevzuyu daha da anlaşılmaz kılıyor.

Kent dışından gelen bazı grupların, kent içinden de destek bularak Kürt karşıtı eylemlerde bulunması maksatlı ve provokasyon amaçlıdır. Toplanan kalabalığın, Kürt karşıtı eylemlerde bulunması, Kürtçe tabelaları tahrip etmesi, münferit de olsa motorsikletlerle Kürt mahallelerine girerek halkı tahrik etmesinin ciddi bir gerilime yol açtığı biliniyor.

Hesekê kent merkezinde yaşananların bir Arap kalkışması olarak görülmesi, halkların kardeşliği paradigmasının ‘iflası’ olarak sunulması, art niyetlidir ve yaşanan provokasyonlar kadar maksatlıdır. Her şeyden önce Hesekê'de yaşananlar, bir devlet politikası değildir. Şam yönetiminin Kürt politikasına ilişkin eleştirilecek birçok tarafı olmasına rağmen Hesekê’ye yönelik böyle bir politikası yoktur. Hesekê yönetimi, aynı zamanda Şam’ı temsil eden bir yönetimdir.

Özerk Yönetim ve QSD'nin kendisini feshetmesi, kurumların hepsinin devlet kurumlarına dönüşmesi anlamına geliyor. Bu bir entegrasyon da değildir. Kurumların özgünlükleri korunarak devletin resmi mekanizmasına dahil olmalarıdır.

Rojava’nın mevcut durumu, kazanımları ve kayıpları üzerine çok şey yazılıp çizildi. Her şeyin kaybedildiği sonucunu çıkaranlar da az değil. Ana dilde eğitim hakkı konusunda olduğu gibi Rojava’nın eleştirilecek pratikleri olmakla birlikte çok olumsuz sonuçları üzerine bina inşa etmek de haksızlıktır.

Rojava, gücünü aşan askeri ve siyasi gelişmelerin sonucunda elde ettiği kazanımları koruyamaz duruma gelip Arap coğrafyasındaki hakimiyetini kaybetti. Sahip olduğu askeri kapasitesini yitirdi. Neden ve sonuçları üzerine eleştirilmesi gereken hususlar olmakla birlikte sahip olduğu fırsatları da göz ardı etmemek gerekir.

Rojava’yı yanlış okumaların gereğinden fazla artması ve giderek bir algıya dönüşmesi, eldeki fırsatları ıskalamak anlamına geliyor. Kendisine bölge uzmanı, tarihçi, akademisyen, siyasi analizci, gazeteci sıfatını takıp konuşanlar, Hesekê'de yaşananları ve Rojava’yı analiz ederken önümüze tam bir düşünce bulamacı koyarak zihin karışıklığı yaratıyorlar. Hatta hızını alamayıp Kandil ve İmralı’ya gönderme yaparak çözüm sürecinin yol açtığı sonuçlara bağlıyorlar. Youtube kanallarına takipçi kazandırmak için olmadık analizler yapıyorlar.

Hesekê’deki provokasyonun çapı, kapsamı ve katılan kitlenin bileşimine bakıldığında dışardan tertiplenmiş olduğu görülecektir. Her şeyden önce Arapların tümüne mal edilecek bir kalkışma değildir. Bu olaylardan bahisle Rojava’nın geleceğini okumak, umutsuzluk, kaygı ve korku üretmek yersizdir. Geçmişi sürekli gündemde tutarak eleştirmek çok yerinde bir yaklaşım değildir.

Hesekê provokasyonları, bir tehlikeye işaret ediyor. Türkiye’de çözüm sürecine karşı çıkan iflah olmaz bir damarın benzeri, Suriye’de de vardır. Elbette bu olayları ciddiye alarak, öz savunmayı göz ardı etmeden önüne geçmek ve çatışmalara yol açmadan çözmek önemlidir.

Rojava’yı yanlış okuyanların varacakları sonuçlar da yanlış olacaktır. Gaipten haber verircesine Rojava’nın kaderini belirlemeye çalışıyorlar. Rojava’nın olumsuzluklarını öne çıkararak fırsatlarını görmemek bir yanılsamadır. Oysa her şeyden önce Suriye’nin tümünün şimdiden Rojava’nın önüne bir halı gibi serilmiş olduğunu görmek gerekir.

Kürtlüğün korunarak devletin bütün kurumlarında, bakanlıklarda, askeri ve idari yönetimlerde yer almak ciddi bir kazanımdır. Suriye’nin genel yönetimi içinde resmi düzeyde temsil hakkı elde edildi. Kürtlerin, Rojava’nın dar sınırlarına sıkışan bir durumdan çıkarak Suriye’nin genelinde söz sahibi olması, çok önemli fırsatların elde edilmesi anlamına geliyor.

Şam yönetiminin tarihsel geçmişini, kimlerden oluştuğunu, yönetime nasıl geldiğini ve kimler tarafından getirildiğini biliyoruz. Rojava ile savaşmış ve şiddet kullanmış bir yönetim ile bir arada bulunma, birlikte yönetme zorunluğu hasıl olmuşsa bundan kaçınılması söz konusu olamaz. Zıtların birliğinden oluşan bir yönetimin varlığıyla bütün sorunların çözüldüğü sonucu çıkarılamaz. Mücadele edilmesi gereken birçok husus vardır ve bu mücadele devam ediyor.

İdeolojik ve pratik açıdan çokça eleştiri hak etmiş Şam yönetimi, ne kadar eleştirilirse eleştirilsin Suriye’nin Kürt varlığını tanıması Türkiye’den ileri düzeydedir. Türkiye, Kürt sorununu çözme konusunda henüz renk vermiş değildir. Her konuda belirsizliğini koruyor. İki yıldır sürüncemede bırakılan çözüm sürecinin kaderi de an itibarıyla bilinmiyor. Geri dönüşlere kapı aralayan kararlar alınmasına rağmen yürürlüğe girmedi. Geri dönüşlerden sonra yaşanacak muhtemel sorunlar bile henüz tartışılmıyor. Türkiye’de hal böyleyken Suriye’nin Kürt politikası yetersiz de olsa somutluk kazanıp resmileşti.

Yarım yamalak oluşan Suriye yönetimi, Rojavalı yöneticilere Şam’da alan açtı. Kürtçeyi ulusal dil ve kısmen de eğitim dili olarak kabul etmesi, yetersiz bir kabul olsa da Türkiye’den daha ileri bir kabuldür. Dil eğitimi konusundaki ısrar ve mücadele devam ediyor. Rojava, askeri varlığını ve asayiş gücünü koruyor. Kurumlarını yönetiyor. Bütün bunlar ciddi birer fırsattır. Bu fırsatları değerlendirip değerlendirmeme bundan böyle Rojava Kürtlerinin maharetine kalıyor.

Pire için yorgan yakılmayacağına göre, münferit, marjinal ve lokal olayların sönümlenmesine uygun yol ve yöntemler devreye sokularak, sorunları çözüme kavuşturmak çok daha uygun olacaktır.