- Yeni strateji, devlet ile savaşmaktan ziyade, anlaşma, yasal ve hukuki çerçevelerle iç içe geçme, Kürt meselesinin demokratik yöntemlerle çözümünü esas alıyor.
- MHP-AKP ile PKK’nin çözüm masasında bir araya gelmesi, ne anlama geliyorsa QSD’nin Şam yönetimi ile bir araya gelmesi de aynı anlamı taşıyor. Bu, sürecin doğal bir sonucudur.
HÜSEYİN GEDİK
Rojava ekseninde yapılan tartışmaların, sadece Rojava ile sınırlı olmadığını bilmek gerekir. Rojava Kürtlerini ilgilendiren bütün konular için Rojava sınırlarını aşan yeni bir bakış açısına ihtiyaç vardır. Günlük pratik gelişmelere ve ortaya çıkan sonuçlara bakarak, kazanç ve kayıp haneleri üzerinden yapılan analiz ve yorumlar, kafa karışıklığına yol açtığı gibi eksik ve yetersiz kalıyor.
Sağlıklı ve sonuç alıcı yaklaşımlar sergilenecekse bölgesel gelişmeler, Türkiye’de yürüyen çözüm süreci, küresel güçlerin Suriye politikaları ve Suriye’nin dünya ile entegre olma ihtiyaçlarıyla birlikte ele alınması gerekiyor. Rojava, iç içe geçmiş katmanlı sorunlarla, çok boyutlu, çok denklemli, savaş ve siyasi baskı da dahil dayatılan karmaşık sürecin sonunda kendisine bir rota çizmeye çalışıyor. Fırat’ın doğusunu kontrol eden QSD ve Özerk Yönetim'in fesih ilanı, Suriye haritasındaki renklerin değişimi, haliyle kafalarda birçok soru işaretinin oluşmasına yol açtı. Karalama ve saldırı amaçlı art niyetli çevrelerin, konuya yaklaşımını, yarayı kanatmaya çalışma heveslerini bir tarafa bırakırsak Rojava'nın yeni bir sürece girdiğini belirtmekte fayda vardır.
Her şeyden önce Suriye Geçici Hükümeti’nin iş başına gelişi, birçok alt-üst oluşuma yol açmıştır. DAİŞ ile mücadele çerçevesinde Uluslararası Koalisyon ile birlikte hareket eden QSD güçleri, mücadelenin ortaya çıkardığı gerekli ve zorunlu nedenlerden dolayı Fırat’ın doğusunu kontrol eder hale geldi. Elde edilen bu kontrol mekanizmasının, elbette, çok kalıcı bir stratejiye dayandığı söylenemez. Başlangıçta Kürtlerin böyle bir amaçlarının olmadığını da eklemek gerekir. QSD’nin ortaya çıkışını ve alan kontrolünün genişlemesi, tamamen DAİŞ’e karşı savaşın ortaya çıkardığı fiilî bir durumdu. ABD, Fransa, Rusya, Türkiye başta olmak üzere dış güçlerin bölge üzerindeki hesapları da dikkate alındığında QSD, meşru savunma gücü olarak muhatap alındı. Söz konusu dış güçlere İngiliz aklını da eklemek gerekiyor.
Ortadoğu’da yeni bir düzen oluşturmaya çalışan ABD-İsrail eksenli politikalar, savunma, güvenlik konularını önceleyen yeni siyasi, askeri ve ekonomik ittifakların oluşmasını beraberinde getirdi. Suriye iç savaşı, Gazze, Lübnan, İran savaşı, Ortadoğu’ya dayatılan yeni stratejinin bir tezahürüdür.
Suriye ve Rojava sorunsalı, bölgesel politikalardan azade değildir. Özellikle de Türkiye’nin belirleyici bir role sahip olduğunu akılda tutmak gerekir. ABD-Türkiye ilişkileri, inişli çıkışlı olsa da ‘Büyük Ortadoğu Projesi' kapsamında stratejiktir. ABD'nin, Türkiye’nin Suriye’de gerçekleştirdiği saldırılara sesiz kalması, bir nevi onaylamaydı. QSD ve Özerk Yönetim'in feshine yol açan, Suriye’nin yeni yönetimi ve Türk devletinin ortak icraatıyla gerçekleşen son saldırıyı da bu bağlamda ele almak gerekir.
QSD’nin Suriye Geçici Hükümeti ile yaptığı 29 Ocak anlaşması, savaşın devam ettiği bir dönemde dayatılan ve kabul gören bir anlaşmadır. Bu anlaşma, aynı zamanda Türkiye’de yürütülen çözüm sürecinin akışına uygun bir formül olarak ortaya çıktı. Bu, aynı zamanda bölgedeki genel Kürt sorunun çözümüdür. Devlete karşı savaşmaktan ziyade, Devlet’e ‘entegre’ olma süreci olarak ele almak gerekir. Devlet ile anlaşma, yasal ve hukuki çerçevelerle iç içe geçme, savaşa son vererek Kürt meselesini demokratik yöntemlerle çözümünü esas alma, yeni bir strateji olarak şekillendi. MHP-AKP ile PKK’nin çözüm masasında bir araya gelmesi, ne anlama geliyorsa QSD’nin Şam yönetimi ile bir araya gelmesi de aynı anlamı taşıyor.
Rojava’da gerçekleşen fesih ve devlet kurumlarında yer alma, kafa karışıklığı yaratsa ve bir paradoks gibi görünse de yaşanan zorunlu bir sürecin doğal bir sonucudur. HTŞ örgütünden Şam yönetimine gelmiş bir gücün uluslararası alanda meşru kabul edilerek muhatap alınması söz konusuysa, Kürtlerin bu yönetimle iş birliği yapması, anlaşması ve bazı kazanımlarından vazgeçmesi, anlaşılır ve olması gerekendir.
Rojava yönetiminden kimi isimlerin Suriye ordusunda üst düzey görevlere atanması, devlet idaresinde yer alması, pozitif hukukun bir sonucudur. Katliama maruz kalmak veya bazı kazanımlarla uzlaşmak seçeneğinden birisi tercih edilecekse doğal olarak Rojava’nın seçtiği seçenek, çok daha gerçekçidir.
Rojava’da ortaya çıkan sonuç, Kürtlerin beklentilerine cevap olan ve halk nezdinde çok hazmedilen bir sonuç olmasa da kısmi ihtiyaçları gözeten ve idari yapıda yer alarak kendisine yeni bir çalışma sahası açması bakımından önemlidir. Bugün Kürtlerin, Suriye idaresinde yer alması kabul edilmesi, yarın benzer bir çözüm formülü Türkiye’de de gerçekleşmesi anlamına geliyor.
YPJ'nin (kadın savunma gücü), İçişleri Bakanlığına bağlanması bile Suriye’deki radikal İslami çizgiyle temsil edilen yönetim sistemi için bir yeniliktir. Sadece QSD ve Özerk Yönetim değil, PYD’nin de kendisini feshederek dönemin ihtiyaçlarına uygun bir yapılanmaya gitmesi kaçınılmazdır. Tıpkı Türkiye’de DEM Parti'nin yapacağı kongrede yeni bir parti ile çözüm sürecine uygun hale gelmesine duyulan ihtiyaca benzer bir yenilenmedir.
Rojava yönetiminin sembol simalarından Mazlum Ebdî ve Îlham Ehmed’in Şam hükümetinde yer almış olması da önemli bir kazanımdır. Bütün bunların dışında en temel ihtiyaç ana dilde eğitimdir. Kürtçenin yasallaşmasıdır. Buna ilişkin de uygun çözüm formüllerinde mutabık kalındı.
Elde edilen bu yasal kazanımlarla Suriye’nin geneline hitap edecek, bütün farklılıkları kapsayacak, demokratik siyasi çizgiyi örgütleyecek çatı örgütü için de düğmeye basıldı. Suriye’nin genelinde siyasi örgütlenmenin yolu açıldı. Bundan sonrası Rojava kurumlarının ve yönetiminin bu tarihi fırsatı değerlendirmelerine kalıyor. Rojava deneyiminden hareketle, Rojava’dan Suriye toplumuna açılma, devlet yönetiminde demokratik anlayışın temsilini yaparak yeniliklere öncülük yapma görevi vardır.
Rojava’da yaşanan bu gelişmeler, mevcut siyasi konjonktürde her açıdan olumludur ve yeni başlangıçlara uygun bir zemin yaratıyor.