• İktidar ve devlet şunda haklı; gerillalar, mevcut topluma uyum sağlamakta zorlanacaklar. Birbirlerini çiğneyerek otobüslere binenlere hayret edecekler, kuyruklarda itişip kakışmalara şaşkınlıkla bakacaklar.
  • Yol verme kavgasında kan dökülmesi karşısında donup kalacaklar. Hele bir erkeğin sokağın ortasında saçından yakaladığı kadını yumruklamasını ve etraftakilerin bunu seyretmesini kanları donarak karşılayacaklar.

VEYSİ SARISÖZEN

Önce bir haber vereyim: Türkiye, Fransa, İspanya ve ABD’den sonra gelen turist sayısı bakımından dördüncü sıraya yükseldi; Yunanistan ve İtalya’yı geçti. Enflasyondan tutun da yolsuzluk, adaletsizlik, kadın cinayetleri, işsizlik bakımından en üst sıralarda olan Türkiye’nin turizmde 60 milyar dolarlık gelire sahip olmasının sırrı nedir?

Bir buçuk yıldır süren ateşkestir. Gerillanın onlarca yıl boyunca turizm bölgelerinde askeri hedeflere operasyon yapmamasıdır. Bunun ne kadar önemli olduğunu anlamak için Ukrayna’nın Rusya’da, Rusya’nın Ukrayna’da, ABD’nin İran’da, İran’ın tüm Körfez’de, İsrail’in önüne gelen her yerde ve Türk devletinin Kürdistan’da yalnız askeri hedefleri değil, alt yapı ve üst yapı, yerleşim mekanları, su tesisleri dinlemeden her yeri bombaladığını hatırlatayım. Bombalanan bu ülkelere turist olarak gitmeyi elbette aklınızın ucundan geçirmezsiniz.

Yasayı hazırlarken tekrar düşünmeli

Türk devleti, savaş devam ederken gerillanın “savaş hukuku suçu” işlemeyen ahlaki tutumundan ve şimdi “ateşkes"in nimetlerinden yararlanıyor ve utanmadan çıkaracağı 'çerçeve yasa'ya silahsızlanacak gerilladan “kimin suç işlediği, kimin suç işlemediği” gibi ölçüsüz ölçüler koymaktan söz ediyor.

Karayılan’ın açıklamalarından öğrendiğimize göre; gerilla, uzun menzilli silah teknolojisine sahiptir ve bu silahı sadece 11 bin metreden uçan iki SİHA’yı düşürmek maksadıyla kullanmıştır. Şimdi bu silahı ateşleyeni mi “suç işleyenler” kategorisine sokacaksınız? O silahı ateşleyenin hedefi saldırgan SİHA’ya değil de, mesela Bodrum’a çevirmemesinden dolayı ona “şükranlarınızı” sunmanız gerekirken onu “suçlu mu” ilan edeceksiniz?

Buna tevessül edecek olanın aklına şaşarım.

İktidar şunu da düşünmeli: Savaş boyunca askeri hedeflere karşı nice “fedai” eylemine şahit olduk ama bu fedailerin kuşandıkları bombaları Bodrum’daki bir otelin içinde patlattıklarına şahit olmadık. Neden? Çünkü gerilla “savaş hukukunu çiğnemez”. Gerilla, “terörist” değildir. Savaştıklarına asla benzememiştir.

Siz önce adamlarınızı tedavi etmelisiniz

“Tepem attı eşimi, çocuğumu, kaynana mı öldürdüm, doğrayıp çuvala koyup gömdüm” diyenlerden geçilmeyen şu ülkede, nasıl oluyor da dağdaki tek bir savaşçının “tepesi atmıyor”, birliğinden kopup gidip bir AKP mitingini kana boyamaya kalkacak kadar canavarlaşmıyor? Vurulan arkadaşlarını benzin döküp yakan Türk subaylarını gördük, onları izleyen ve ölümden korkmayan kadın gerillaların bu canavarlık karşısında dillerinin tutulduğunu, söyleyecek kelime bulamadıklarına sadece “kültürsüzler” diye fısıldaştıklarına şahit olduk. İktidar, 'çerçeve yasa'ya silahsızlanıp dağdan inecek olan bu kadın gerillaları bilmem kaç yıl “topluma uyum sağladı mı, sağlamadı mı" diye kontrol etmek için maddeler koyacakmış. Siz önce vurulan kadın gerillanın cansız bedenini teşhir eden, postalıyla suratını çiğneyen adamlarınızı akıl hastahanelerinde tedavi etmelisiniz. Binlercesi aranızda dolaşıyor.

Başkan Öcalan, boşuna “ahlaki politik toplumdan” söz etmiyor. Kapitalist modernitenin halkı ve doğayı yıkmanın yanında ahlaki krizlere sürüklediği açıktır. Şu son iki yıl boyunca her gün neredeyse yüzlerce insan “uyuşturucu, fuhuş, gasp, cinayet” suçlarını işlediği iddiasıyla tutuklanıyor. Onları tutuklayanların da tutuklananlardan aşağı kalan yanı olmadığı her gün ortaya çıkıyor. Kimisi Adalet Bakanı'nın emriyle önüne gelene iftira atıyor, kimisi iftira atılan kişinin malına mülküne çöküyor.

Doğrusu, kendi toplumunu gerillaya uyumlaştırmasıdır

Oysa kapitalist modernite, şükür ki Kürdistan dağlarına tırmanamıyor, zehirini, pisliğini yalçın kayalıklara akıtamıyor. Gerilla kamplarında “paranın, doların” saltanatı yok. Paylaşılacak, uğrunda kavga edilecek sermaye yok. Hırsızlık yok. Yolsuzluk yok. Ne var? “Ahlaki politik toplum” var. “Bir lokma, bir hırka” diyerek peygamberane bir hayat var. Başka? Sanatçılar var, şairler var, roman yazarları, senaryo yazarları, şarkı-türkü bestecileri, komedyenler var.

İktidar ve devlet şunda haklı, bu insanlar mevcut topluma uyum sağlamakta zorlanacaklar, birbirlerini çiğneyerek otobüslere binenlere hayret edecekler, bankamatiklerin önündeki kuyruklarda itişip kakışmalara şaşkınlıkla bakacaklar. Yol verme kavgasında kan dökülmesi karşısında donup kalacaklar. Hele bir erkeğin sokağın ortasında saçından yakaladığı kadını yumruklamasını ve etraftaki insanların bu vahşeti seyretmesini kanları donarak karşılayacaklar.

İktidar bu gerillayı kendi toplumuna uyumlaştırmayı başaramaz. Doğrusu kendi toplumunu dağdan inecek olan gerillaya uyumlaştırması olacak.

Dağdan ineceklere karşı mahçup olmamak için

Bu kadarı yeter.

Asıl söylemek istediğim şu: Kürdistan da kirleniyor. Devlet gençliği bilerek çürütüyor. Uyuşturucuya teşvik, fuhuşa zorlamak gırla gidiyor. Yurtsever gençlik elini çabuk tutmalı, anneler, babalar, hısım akrabalar acele etmeli. Kürdistan’ı dağdan inecekler için “arındırmalı”, mahcup olmamak için elden geleni yapmalı.

Ne yapmalı?

Mümkün olan her sokakta, her köyde, her mahallede komünleri kurmalı ve dağdan inecek olanları bu komünlerde karşılamalı.

Evladının “Ev çi hal e dayê” (Bu ne hal ana) demesini hiçbir Kürt annesi istemez. Annelerin dediğini yapınız. Evinizi, sokağınızı, köyünüzü, mahallenizi “tanrı misafirleri"ne hazır ediniz.