Bu süreçte halk öncülüğü belirleyici olacaktır

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

17 Mayıs 2021 Pazartesi - 23:00

  • Dağlarda tarihi bir direniş var. Ovalarda, kentlerde karşılığını bulması için gerekli ciddiyet ancak sürecin ruhu doğru okunduğunda sergilenebilir. Gerilla canıyla-kanıyla sonuna dek dirensin başkası da oturduğu yerde “destekçi” olduğunu iddia etsin, bu adil midir? 

Faşist işgal saldırılarını değerlendiren PKK durumun ciddi olduğu yönünde uyarı yapıyor. Bu uyarı, direniş tutumu yetersiz olan toplumsal kesimler için yapılmış bir çağrı olarak değerlendirilebilir. Direnişi büyütme çağrısıdır denilebilir. Evet buna ihtiyaç vardır, fakat bu çağrı herkesten çok direnişe öncülük yapması gerekenleredir.

Açıkça dillendirmenin zamanı gelmiştir. Halk direnişine öncülük yapması gerekenler sürecin gerisinde kalmışlardır.

Değişen süreçlere ayak uydurmada sorun var. Savaş sürecinin de kendi içinde hep aynı olmadığı anlaşılmalıdır. Şimdi savaşın çok kritik bir dönemecine gelinmiştir. Savaşın düzeyine göre her yerde büyük direniş gerekiyor. Bunun için herkese görev düşüyor.

Belki kimisi bu işlerin kendisinin işi olmadığını iddia edebilir. Böylelerinin Özgürlük Hareketi’yle ilgisi olamaz. Özgürlükle de ilgisi olamaz. Çünkü direniş olmadan özgürlük olmaz.

Kendisini özgürlük mücadelesinin bir neferi olarak addedenler bunun gereğini de yapmak zorundadır. İşte bu konuda sorunlar var. PKK adına yapılan uyarılar bu sorunların aşılması için aynı zamanda ciddiyete davettir.

Dağlarda tarihi bir direniş var. Ovalarda, kentlerde karşılığını bulması için gerekli ciddiyet ancak sürecin ruhu doğru okunduğunda sergilenebilir.

Soykırım saldırılarının büyüklüğüne karşı gerekli ciddiyetle yaklaşmayanlar için ne demeli? Kendilerini kandırmaktan mı bahsetmeli yoksa oportünizmden mi? Belki iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışanlar da vardır. Zaten böyle olmaması düşünülemez. Topyekûn hepsinin basiretleri bağlanmış değildir herhalde. Ne var ki “iyi niyetle” sadece “bir şeyler” yapmanın değil faşist soykırım saldırılarına karşı gerçekten savaşmanın zamanıdır.

Tam da şimdi halk serihildanlarını örgütlemekten faşist güçleri hedeflemeye kadar her düzeyde direniş gerekirken kentlerde yaşanan sorunlar düşündürücüdür. Bunları gerekçelendirmek hiç doğru olmaz. Gerekçeler fayda getirmediği gibi değişime de yol açmaz. Bir çizgi ve anlayış sorunu var ortada.

Durum ciddiyse ne duruyoruz diye herkesin kendine sorması gerekir. “Benim işim sadece filan örgütsel, siyasal, kültürel, mesleki vb. çalışmayı yürütmektir, radikal direnişi başkaları düşünsün” denilemeyeceğine göre tüm gücün seferber edilmesi için gerçekten neyi bekliyoruz?

Basit gelebilir ama çözümün sırrı halkın örgütlenmesindedir. Bunu kimse basit göremez. Halkın örgütlenmesi en hayati konu olduğu gibi çözüm de buradan geçmektedir.

Halk serihildanı nasıl olur diye kafa yoranlar halkın içinde mi değil mi ona bakmak gerekiyor. Halkın içinde olmadan halk öncülüğü yapılamayacağına göre halktan kopma var. Belki de süreci normal görme var… Böylece ortaya çıkıyor ki sürecin gerisine düşen tutumlar adeta normalleştirilmiştir.

Gerilla canıyla-kanıyla sonuna dek dirensin başkası da oturduğu yerde “destekçi” olduğunu iddia etsin, bu adil midir? Üstelik bu sözlerimiz destek vermesi gerekenlere değildir. Destek vermesi gerekenler destek vermelidir. Tamam. Ya diğerleri? Aynı yola baş koymuş olanlar? Onlara gelince destek çağrısında bulunmak bile ayıptır.

“Ortada ciddi sorunlar var, çözemiyoruz, örgütlenemiyoruz” denilemez. Çözüm başka yerden beklenemez. Sen ne için oradasın diye sorarlar! Sorumluluk alınmalı, halkın içinde bir fedai halk emekçisi gibi çalışılmalıdır. O zaman halk öncüsü sıfatlarının gerekleri de yapılır. Fakat kıyaslamalar yapıldığından sorumluluklar başkasına bırakılıyor. Bunun adı sorumsuzluk olur, başka bir şey değil…

Devrimci görevler, kendini başkalarının zayıf duruşuyla kıyaslamakla yerine getirilemez. Mesela gerilla kendisini kimsenin yetmezliğiyle ifade etmez, bu tür kıyaslamalara girmez. Kim ne yaparsa yapsın gerilla şehitlerin fedai çizgisinde yürür. Bu bir başarı ve zafer yürüyüşüdür. Yüksek inanç ve kararlılıkla-adanmışlıkla belirlenmiş bir duruştur tüm dağlardaki bu efsanevi direnişe kaynaklık eden…

Bu çizgi tarihi kahramanlık çizgisidir. Halkın içinde de bu çizgi esas alındığında başarının önü açılacaktır.

Şehitler ayında yaşanan kahramanca direnişler bir kez daha hepimize göstermektedir ki pratiğe doğru katılmanın ölçüsü şehitlerin fedai çizgisinde ve onların başarı tarzında netleşmektir.

Çok nettir, bu kahramanlık destanını onlar amansız dövüşerek yazmışlardır. Haki Karerler’den günümüze kanıtlanmış zafer çizgisi tamamen direniş içinde, sonsuz mücadele azmi ve kararlılığıyla belirlenmiştir.

Sürece doğru katılmanın ölçüsü soykırım saldırılarını bertaraf edebilecek direniş düzeyini her alanda açığa çıkarabilmektir. Soykırımcılar her yerde var. Her yerde onlara gerekli yanıt verilebilir.

Eskiden milis tarzı bile sadece yakıp yıkmakla değil, keskin ve sonuç alıcı vuruş tarzıyla kendisini savaşın bir parçası haline getirirdi.

Soykırım canilerinden, cellatlarından, onların her türlü destekçisinden hesap sormanın bin bir türlü yolu vardır. Kısacası direniş şimdi faşist saldırganlığa son verecek kadar güçlü eylemlerle olmak zorundadır.

Şehitler ayında onların kahramanlık ruhunu kuşanmalı ve her yerde soykırımcıları kahredecek eylem hattını geliştirmeliyiz.

Bir kez daha Nuri Dersimi’nin vasiyetini hatırlayalım: “Yaşamak isteyen dövüşmeyi bilmelidir!”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.