Bucha, Güçlükonak ve ABD

Ziya ULUSOY yazdı —

8 Nisan 2022 Cuma - 23:30

  • Rus ordusu sivil halka katliam yapabilir, yapmaz değil. Bombardımanlarda öldürülen siviller vardır, elbette savaş suçudur. 

Rusya ordusu, ateşkes görüşmelerine bağlı olarak Kiev çevresindeki Bucha’dan çekilirken Batı basını elleri bağlanarak kurşunlanıp sokaklara atılmış insan cesetlerini tüm dünyaya yansıttı. 

ABD, Ukrayna rejimi ve Avrupa emperyalist devlet yöneticileri Putin’in savaş suçundan Bucha katliamı nedeniyle yargılanması gerektiğini ilan ettiler. Kınamaya diktatör Erdoğan’ın faşist basını da timsah gözyaşlarıyla katıldı. 

Rus ordusu sivil halka katliam yapabilir, yapmaz değil. Bombardımanlarda öldürülen siviller vardır, elbette savaş suçudur. 
Fakat muhtemelen Bucha’daki savaş suçunu Rus ordusu değil, Rus ordusu çekildikten hemen sonra ve Ukrayna ordu birlikleri gelinceye değin var olan 2 günlük arada Ukrayna neonazi milisleri (resmi olarak Ukrayna ordusunun bileşeni) sivil insanları katlederek Rus ordusunun üzerine yıktı. Tabii ki savaş suçuna kanıt üretmek, dünya halklarına propaganda amacıyla. 

Bucha sivil katliamının provakasyon olduğunun iki somut kanıtı da var. Birincisi, Rus ordusu çekildikten hemen sonra Bucha belediye başkanı videolu konuşma yayınladı, bu konuşmasında sokaklarda sivil ölümlerin varlığına dair hiç bir şey söylemedi. İkincisi, öldürülen sivillerin bir kısmının kollarında beyaz bant var. Beyaz bant Rus ordusundan zarar görmemek için “biz sarı bantlı milisler değiliz” işareti olarak kullanılıyor. Muhtemelen hem provakasyon hem de “hain”lerden intikam için faşist Ukrayna milislerinin işlediği toplu cinayet. 14 bin sivil muhalifi öldüren Ukrayna rejimi provakasyon mu yapmayacak?

Fakat dünya medyası, ABD-AB ve Batı emperyalist burjuvazilerinin tekelinde olduğu için, gerçeği araştırma yerine, Rus ordusunun katliamı yaparak savaş suçu işlediği algısını yaratabildi. 

Türkiye’ye gelelim. 15 Ocak 1996 tarihinde Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde gözaltında tutulan 11 köylü bir minibüs içerisinde kurşunlanıp, yakıldı. Köylüler resmi devlet görevlileri tarafından gözaltına alınmıştı. Fakat Genelkurmay’ın iddiasına /açıklamasına göre ‘bırakıldıktan sonra sivil minibüs içinde evlerine dönerlerken gerillalar tarafından kurşunlanıp yakılmışlar’ demişlerdi.  

Kirli savaş medyası bu sivil katliamı gerçekleştiği tarihten başlayarak Kürt hareketi üzerine iftira attı. Özellikle de Batı’da Türk halkını bu yalanlarla şartlandırarak kirli savaşın toplumsal desteği haline getirdi. 

Sonra katliamda ölenlerin yakınları gerçekte Kirli savaş yürüten resmi görevlilerin, JİTEM’in yaptığını açıkladılar. Ama özellikle Batı’da halkta yerleştirilen algı tam tersi olmaya devam etti. Tabii ki başbakan Çiller ve Genelkurmay Başkanı’nın bu tip katliamlar için izin veren politika ve izinleriyle yapıldığı açıktı. Bu “savaş ve insanlık suçu”ndan ne Çiller ve Takşak paşa, ne de  tetikçi subay ve polisler yargılandılar!

Tersine  Çiller, yenilenen kirli savaşın suçlusu, Roboski’nin katili Erdoğan tarafından Saray’da ağırlanarak onore edildi, edilmeye devam ediyor. 

Diktatör Erdoğan sadece Roboski’de 34 sivil köylüyü  savaş uçağıyla katletme emri vermekle kalmadı. Suruç’ta sosyalist gençler kafilesinden 34 insanı, Ankara Gar katliamında barış isteyen kitle örgütü üyelerinden 103 insanı katletmeyi MİT’e örgütletmekle kalmadı. Cizre bodrumlarında onlarca sivil genci yangın bombalarıyla yakarak öldürme, Cizre, Sur ve diğer ilçelerde tank ateşiyle sivilleri öldürme emrini verdi. “Savaş ve insanlık suçu” işledi. Fakat ne emperyalist medya ne de Türkiye medyası, Erdoğan ve Çiller ile askeri polis yöneticilerinin bu insanlık ve savaş suçunu sorguluyor!

İki katil Erdoğan ve Çiller de, kapitalist devletler dünyasında “saygın” devlet yöneticileri olarak anılıyor, karşılanıyor. Üstelik Erdoğan Ukrayna savaşında barış için arabuluculuğa soyunabiliyor. 

ABD sadece Irak Felluce’de yüzlerce sivili tank-top  ve helikopter atışlarıyla katletti. Diğer kentlerdekileri veya işgal ettiği, diğer ülkelerde binlerce sivili katlederek, katledilmesine yol açarak “savaş ve insanlık suçu” işledi. 

İsrail siyonistleri de Gazze’de sivilleri katlederek savaş ve insanlık suçu işliyorlar. 
Fakat, “uluslararası” hukuk ve devlet ilişkilerine hakim olduğu için ABD, aynı cephedeki Türkiye ve İsrail yöneticileri bu insanlık ve savaş suçlarından dolayı sorgulayıp yargılamıyor. 

ABD veya Rusya, Türkiye veya İsrail, Ukrayna devlet yöneticilerinin savaş suçları ancak işçi sınıfı ve ezilenlerin örgütlü mücadele gücü büyütülebildiği ölçüde sorgulayıp yargılayacak, yargılamalı. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.