- Kürt barışı ve gündemdeki çözüm süreci, halkların çıkarına uygun, kendi mecrasında gelişmesi halinde kaos aralığından çıkışı mümkün kılacaktır.
HÜSEYİN GEDİK
Uzun süreye yayılan bölgesel karmaşanın yarattığı kaotik durum bir türlü aşılmıyor. Kan kusan bir coğrafya haline gelen Ortadoğu’da savaşlardan muzdarip olup bitap düşmüş halklar, sürüklendikleri kanlı girdaptan çıkış bulamıyor.
Ortadoğu halklarının başına bela kesilmiş rejimlerin, otoriter yönetimlerin, faşist diktatörlüklerin, ulus devletlerin yol açtıkları etnik ve mezhepsel çelişkiler bir türlü çözüme kavuşmuyor. Bölgenin kaynaklarına göz diken dış güçlerin müdahalelerinden oluşan kambur da eklenince bölgesel kaos derinleşmekte, sorunlar daha da ağırlaşmaktadır.
Zihniyet değişmezse çıkış yapılamaz
Bölgesel güçlerin bu kaotik süreçten çıkış yapmaları oldukça zor görünüyor.
İran'ın, yediği ağır darbelerden sonra ayakta kalması, rejimi koruması ve anlaşma yoluna başvurması bölgesel kaostan çıkacağı anlamına gelmiyor. ABD ile varılan ateşkes savaşı sonlandırmıyor. Bölgesel kaosun müsebbiplerinden biri olan İran, yaşadığı ve yaşattığı sorunlardan vazgeçmiyor. Strateji değişikliğine gitmesi mümkün görünmüyor. Irak’taki paramiliter güçler, Hizbullah, HAMAS ve Hursiler ile birlikte oluşturdukları cephe hattını muhafaza ederek eski konumunu sürdürmenin dışında başka seçenek kullanmıyor. Her haliyle kendisini tıkanıklığa mahkûm etmiş durumdadır.
Irak, bütün kurumlarıyla bağırsaklarına kadar temizlenmesi gereken bir ülke durumundadır. Siyasi, askeri ve ekonomik kurumları ciddi manada vesayetten kurtulma mücadelesi vermediği müddetçe, en uzun süre kaosu yaşayan bir ülke olarak çıkış yapması zordur. Yolsuzluklar cenneti haline gelmiş Irak, 90’larda yediği darbeyle henüz kendisine tam gelemedi.
Suriye, yakın tarihimizin kaotik sürecini en derin yaşamakta olan bir ülkedir. HTŞ yönetimiyle devlet inşa etme çabaları Suriye halkları açısından yeni güvenlik sorunları doğurmaktadır. Suriye yönetimi, dış güçlerin çok rahat kullanacağı aparat haline geldi. Başta ABD-İngiltere-İsrail üçlüsünün ortaklaştığı, güvenlik ve çıkar eksenli politikaların yanı sıra Türkiye’nin de pastadan pay kapma çabalarına, Suudi-Katar gibi Arap ülkelerin de müdahil olduğu Suriye, bir nevi kendi iradesini yitirmiş haldedir. Tek başına içinde bulunduğu kaostan çıkışı pek mümkün görünmemektedir.
Türkiye'nin denemesi
Türkiye’nin pozisyonu çok daha farklılık arz etmektedir. Kendisini bekleyen bölgesel tehlikeleri savuşturmak, kaotik sorunlardan çıkmak için Kürtleri yanına çekerek bir deneme yapmaya çalışıyor. Çözüm süreci, Kürt barışı stratejik bir değişim olarak ele alınsa da bu konuda yeterince samimi değildir. NATO savunma mekanizmasına bel bağlaması da kâfi gelmeyecektir.
AKP-MHP ittifakı, ‘Tek dişi kalmış canavar’ tabirine uygun duran pozisyonunu korumaya çalışıyor. İçeriden ve dışarıdan ortaya çıkan fırsatları iyi değerlendirdiği, demokratikleşme yolunda adımlar attığı pek söylenemez. Bölgesel kaostan çıkmaya yeterli bir zihniyete sahip olmadığı anlaşılıyor. Oldukça otoriter, tek adam rejimini kurarak, güven vermeyen ve kaygı yaratan 'çözüm süreci'yle iç girdaplar yaratmaya meyilli politikalarla yol alması, iktidarda kalma şansını gereğinden fazla zorlamaktadır.
İsrail'in gücünü perçinlemesi
İsrail, arkasına ABD ve Avrupa desteğini de alarak küresel ve bölgesel çaptaki yeni siyasi-askeri ve ekonomik-anlaşmalara, enerji hatlarına, güvenlik konularına odaklanarak, Suriye’den ve Lübnan’dan elde ettiği işgal alanlarıyla meydan okumaktadır. Türkiye ile ‘Tek dişi kalmış canavar’ kaderini paylaşmaktadır. Bölgenin güç dengesine bakılırsa İsrail’in terkisine Türkiye yerleşmiştir. Birbirlerine rakip duran güçler haline gelmenin birçok nedeni hasıl olmuştur.
İsrail, eskiden Suriye’den kaptığı Golan tepelerinden geri çekilmediği gibi yeni işgal ettiği alanlardan çekilme niyeti de göstermiyor. Neredeyse bölgenin çöplüğünde öten tek horoz olma unvanını kazanmış hale geldi. İsrail’in bölgedeki mevcut konumu, kaosu derinleştirme pahasında da olsa gücünü daha da perçinleyecektir.
Küresel güçler bölgesel kaostan faydalanmak için savaşı körüklemekle meşguldür. Her kesimi ateş çemberinde tutmanın argümanlarını geliştirerek zemin sunuyorlar. Kürtler ilk kez bu kısır döngünün dışına çıkarak, barış ve demokratik seçeneğin öncülüğünü yapıp kaostan kurtulmanın yolunu gösteriyor
Kürt çözümü kaostan çıkmadır
Bölgedeki hâkim güçler ve küresel güçlerin Ortadoğu politikaları, bildik inanç, etnik kimlik çelişki ve çatışmaları üzerine kurgulanmıştır. Çıkarları gereği hasmını yok etme, boyun eğdirme, teslim alma savaşlarıyla güç elde etme amaçlıdır. Uzun vadede sömürü çarklarını çevirmenin dışında başka hedefleri yoktur. Bu nedenle bölgesel kaosun üretici güçleridir. Karanlık zihniyetlerle bölgesel kaosu sürdürme eğilimindedirler.
Kürt barışı ve gündemdeki çözüm süreci halkların çıkarına uygun, kendi mecrasında gelişmesi halinde kaos aralığından çıkışı mümkün kılacaktır. Bölgedeki bütün aktörlerden farklı yeni bir zihniyetle sorunlara yaklaşım göstermektedir.
Kürtler, savaşın nedenlerini ortadan kaldıracak paradigmayla demokratik çözüm alternatifini toplumsal barışı sağlamanın temel stratejisi haline getirdi.
Aşırılıkların sivri uçlarını törpüleyerek, demokratik teamüllere uygun entegrasyonla, varlıkların kabulü temelinde ortaklaşmak ve bir arada yaşama kültürü edinmek, bölgesel barış için en fazla ihtiyaç duyulan çözüm mekanizması olacaktır. Türkiye’de Kürt tarafının beklentilerini karşılayacak çözüm formülü, bölgesel çapta etkili bir rol oynayacaktır.
Güney Kürdistan’daki bölünmüşlüğün ortadan kaldırılması, federal yapının korunması da bir anlamda çözüm sürecinin başarasına bağlıdır. Rojhilat ve Rojava çözümleri de bu bağlamda ele alınmalıdır. Aksi takdirde gelecekte devre dışı bırakılmaları, kazanımlarını kaybetmelerinin gündeme gelmesi uzak bir ihtimal değildir.
Kürtlerin dört devletle demokratik entegrasyonu demek bölgesel barışın sağlanması demektir. İsrail-Filistin sorununun çözümü için de emsal teşkil edecek kadar hayati bir deneyim olacaktır.
Uzun yıllara varan bütün çatışma yolları denenmesine rağmen kaotik süreç aşılamıyorsa doğru çözüm arayışının olmayışındandır. Barış ve Demokratik toplumu inşa fırsatı, kaos aralığından çıkmanın teminatıdır.
Kaosun panzehiri demokratikleşmedir. Kürtlerin bölgeye taahhüdü de tek kelimeyle demokrasidir.