Çürüme ve ucuz hesaplar

Aykan SEVER yazdı —

14 Eylül 2021 Salı - 22:00

  • Taliban ne yaptığını, ne yapacağını saklamıyor. Burada söz konusu olan Batılıların en genelde bütün dünyayı nesneleştiren kendi bakış açılarını sorgulama zahmetine girmek yerine bir kez daha kendilerini/bizi kandırmak için gerekçe yaratma uğraşından öte bir şey değil.

 

Dünyanın çeşitli coğrafyalarında mevcut paylaşım savaşının bazen doğrudan kimi zaman da kaçınılmaz olarak tali bir parçası haline gelen (Örneğin Gine'deki askeri darbe) çekişmeler giderek tırmanıyor. Sıcak cephelerden biri olan Afganistan'a ise bu ara ilgi gani.

Savaşın ana aktörlerinden olan Çin, önceki Afganistan yönetimiyle kurduğu "olumlu" ilişkileri Taliban'la da kuruyor. Bir taraftan Taliban'a 31 milyon dolar "insani" yardım vaad ederken aynı zamanda Pakistan'la birlikte BM'nin Afganistan için insani yardım başlığında bir konferans için toplanmasına önayak oldu. Pazartesi günü yapılan görüşmede Batılılar temkinli davransalar da kesenin ağzını açtılar. 1.1 milyar dolarlık bağış sözü verdiler. Afganistan halklarının ciddi sıkıntılar yaşadığı hiç kuşkusuz bir gerçek. Fakat yapılacak yardımın Taliban rejiminin pekiştirilmesi için kullanılacağı da aşikar. Çin'in pragmatist dış politikasının Taliban'la şu aşamada sorun yaşaması zor. Aksine Taliban rejiminin Çin'in emperyalist "kuşak-yol projesi"nin kolaylaştırıcı bir ayağına dönüşme potansiyeli (ulaşım ağları+yeraltı kaynakları) yüksek. Bu doğrultuda Afganistan'a yeni yatırımlar yapması beklenen Çin'in Pakistan yönetimine tavrı da bundan farklı değil. Henüz temkinle yaklaşılan kısım ise Uygur meselesinde Taliban'ın tutumunun ne olacağı. Tabii bu başlıkta zaman ne getirir belli olmaz.

Elbette Taliban şimdiden herkese bol keseden çeşitli sözler veriyor. Fakat savaşın yarattığı zeminin kayganlığı sabit tutumlara şimdilik izin vermiyor. Tıpkı ABD'nin bütün hazırlıklarına rağmen Taliban karşısında "iş ciddiyetine uygun, işbirliğine açık ve profesyonel" gibi sözler sarf ederek adeta yalvaran bir ses tonuna başvurduğunda görüldüğü gibi. Taliban'ın hamisi unvanını kimseye kaptırmamayı kafaya koyan Katar'ın Afganistan'a dışişleri bakanını göndererek "Taliban'a ilk diplomatik ziyaret" rozetini yakasına takması da normal.

Garip ve güvenilmez olan ise bu ara Ortadoğu'da ABD'nin yerini almaya çalışan Fransa'nın tutumu. Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian, Taliban'ın yalan söylediğini, Paris'in yeni kurulan Taliban hükümetiyle herhangi bir ilişkisi olmayacağını dile getirdi. İşin garip olan kısmı bu sözlerin Taliban'ın hamisi Katar'a giderken sarf edilmesi. Güvenilmez olan kısmı ise birçok alanda sergiledikleri "ucuzluk"tan kaynaklı. Mesela bu hafta göçmenlere veryansın eden Yunanistan yönetimine altı savaş uçağı daha satacağız diye adeta havalara uçtular. Ya yarın Taliban "biz de bir kaç Rafale alalım bari" derse bu lafların unutulmayacağını kim bilebilir?

Taliban ne yaptığını, ne yapacağını saklamıyor. Burada söz konusu olan Batılıların en genelde bütün dünyayı nesneleştiren kendi bakış açılarını sorgulama zahmetine girmek yerine bir kez daha kendilerini/bizi kandırmak için gerekçe yaratma uğraşından öte bir şey değil. Hatta bir zamanlar üzerinde Batı tarafından "ılımlı İslam" vb. deneyler yapılan TC'de yaratılmak istenilenin de bugünkü Afganistan'daki çürümüşlük olmadığını kim iddia edebilir?

Atanamamış emperyalist TC'ye gelince Afganistan'la ilgili henüz sözlerin ötesinde somut bir sonuç elde edemedi. Fakat gerek Katar'la gerekse de Pakistan'la yakın mesaide. Hatta Pakistan ve Azerbaycan'la bu hafta sonu Bakü'de adına "üç kardeş" dedikleri bir askeri tatbikat başlatmaya kadar işi götürdü. "Üç Kardeş", 2. Dağlık Karabağ Savaşı sonrası ele geçirilen bölgelerde TC-Azerbaycan ortaklığının Ermenistan'a gözdağı vermek ve aynı zamanda Azeri ordusu üzerinde TC'nin hakimiyetini pekiştirmek üzere organize edegeldiği bir dizi tatbikattan sonra başladı. Başka beklentilerin yanı sıra anlaşılan TC, Afganistan'a dönük etkinlik alanını genişletmenin yolunun Pakistan'dan da geçtiğini düşünüyor. Bu hesapları yapanlar sadece mevcut iktidar ve devlet değil. Bu hayallerin asıl sahibi ülkedeki egemen sermaye kesimleri. Elbette hesap yapmak serbest. Yalnız evdeki bulgurdan olmak da var. Çünkü savaşın belli başlı aktörleri gibi TC de savaşın galibi olabilecek (güç bir yana) "hegemonik" bir gelecek perspektifinden yoksun. Bu zaten olamaz da. Çünkü kapitalizmin aklının kendinin alternatifi olması mümkün değil. O akılla sonsuz bir savaş ve çürüme döngüsü yaratmaktan öteye gidemezler...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.