Devletin Alevisi olmayacağız!

Demir ÇELİK yazdı —

  • Devlet, Aleviliğe doğrudan el koymak, kendi Alevi’sini ve kendine göre Aleviliği oluşturmak istiyor. Bu nedenle Alevi Bektaşı Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı aynı amacı gerçekleştirmek üzere sahadalar.

Erdoğan’ın talimatıyla 2022 Kasım’da kurulan Alevi Bektaşi Kültür Başkanlığı Alevi inancının kültürel soykırımında dur durak bilmiyor. Alevi kurumları altmış yıldır Hacı Bektaşi Veli’yi anma etkinliklerini ortaklaşarak yapmaktadırlar. Türk ulus devleti son iki yıldır Alevi inancını başkalaştırma amacıyla altmış yıllık bu geleneğe alternatif etkinlikler düzenlemektedir. Alevi kurumlarının 16-17-18 Ağustos’ta düzenleyeceklerini ilan ettikleri anmadan önce, devlet elini çabuk tutmuş, 14 Ağustos’ta devşirdiği Alevilerle anmaya yeni bir kimlik, yeni bir hafıza oluşturmaya kalkıştı. Daha doğrusu ruhsuz, kimliksiz, sofu dini bütün Hacı Bektaşi Alevilere dayatmak istedi.

Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, 14 Ağustos’ta organize ettiği Hacı Bektaşi Veli’yi Anma Etkinliğinde, Hacı Bektaşi Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanı kaldırmış, eğitim ve bilimi önemseyen, “bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyen Hacı Bektaşi’nin bilinen tarihi portresi yerine sofu, dini bütün çember sakallı bir portreyi hafızalara yerleştirmeyi görev bildi.

Devlet bu yaklaşımıyla “sizi sizin gördüğünüz gibi görmüyor, kabul etmiyoruz” demiş oluyor. Geçen seneden beri anmaya el koyan devletin asıl amacı; Alevi inancının evrensel değerlerini ortadan kaldırmak, hafıza ve belleğini karartmak, yerine kendi hafıza ve belleğini yerleştirmektir. Dolayısıyla biz Alevilere, devletin görmek istediği yeni bir kimlik, yeni bir hafıza ve yeni bir bellek oluşturmak istedikleri açıktır. Bu da açıkça Alevi kültür kırımı olup, kültürel soykırımdır.

Hacı Bektaşi Veli’nin kucağında Aslan ve Ceylan’ı çıkarmak, Alevi inancının ortaklaşmacı komünal değerlerini yok saymak anlamına gelmektedir. Hacı Bektaş’ın birçok deyişe, nefese de konu olan posterindeki aslan ve ceylanı çıkaran, Hacı Bektaş’a çember sakalı oturtanlar; çokluğun ve çeşitliliğin inancı olan Aleviliği öldürmek, dolayısıyla cümle varlıklarla ortak yaşam iradesinin inancı olan Aleviliğin devlet ve iktidar dışı toplumsallığını dağıtmak, ortadan kaldırmak istiyorlar.

Alevi inancı; sadece dili, dini, rengi, düşüncesi ve cinsiyeti ne olursa olsun insanları bir ve eşit görmez, 72 milleti bir ve eşit görür. Alevi inancı aynı zamanda canlı cansız cümle varlıkları bir ve eşit gören demokratik, ekolojist bir inanç olması sayesinde devletçi sistem tarafından yok edilememiştir. İktidardan beslenen, rantçı, gaspçı devletçi sistem kâr ve iktidarı için inancın bu ortakçı yaşam değerlerini ortadan kaldırmak istiyor. Alevi Bektaşi Kültür Başkanlığı ile  hakikatçi otantik Aleviliği yok sayma, onu kültürel bir öğeye indirme, inancın değerlerini başkalaştırıp değiştirmek, kısacası Aleviliği yok etmek istiyor.

Altmış yıldır kimi belediyelerle ve yaygın örgütlü Alevi kurumlarının ortaklaşmasıyla Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri yapılmaktadır. İki yıldır Kültür Bakanlığı, Alevi örgütlerinin ortaklaşa bu etkinliğine saygı duyup katkı sunacağına, yandaş kimi Alevi örgütlerini ve Pir’den devşirdiği dedeleri de yanına alarak resmi anma ile Alevilere yeni bir gömlek biçmek istiyor. Bu etkinliğe Balkan Bektaşilerinden kimi şahsiyetleri dinsel giysileriyle etkinlikte dolaşıma sokan devlet, Alevilere Türkçü- Siyasal İslam gömleğini giydirmek istiyor.

Bununla da kalmayan devlet, gelecek yılın anmasının tek olacağını, tarihininde 16 Ağustos olacağını şimdiden ilan ederek, “tek devlet, tek dil, tek din, tek bayrak”a artık tek ‘Aleviliği’de eklemek istiyor.

Alevi örgütlerinin yürüttüğü mücadeleyi yok hükmünde gören, tüm taleplerini karşılamamayı görev bilen devlet, artık kendine göre Aleviliği şekillendirmek, daha doğrusu Türkçü- Sünni İslam çizgisi ile yeni bir sınır çizmek, biçim vermek istiyor. Devlet, açıkça Aleviliğe doğrudan el koymak, kendi Alevi’sini ve kendine göre Aleviliği oluşturmak istiyor. Bu nedenle Alevi Bektaşı Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı aynı amacı gerçekleştirmek üzere sahadalar. 

Siyasi saiklerle açıldığı açıkça belli olan Kobanê davasında henüz hüküm verilmemiş kişileri dini-ahlaki değerlerle itibarsızlaştıran Diyanet, zaten olmayan hukuk devletinin pabucunu dama atmıştır. Yargılananlara “sapık” diyen Diyanet, hukuku çiğneyerek insanları mahkûm etme görevini üstlenmiş, haklarında hüküm verilmemiş Kürtleri, dinsel ve ahlaki açıdan mahkûm edilmesini istemekle, Kürtlere karşı din adına savaş fetvası vermiştir.

“Davaya konu kişilerin fiil ve davranışları, bu durumu temelden sarsan ve telafisi imkânsız sonuçlara sebep olmaktadır. Nitekim vicdanlara hitap eden din hizmetlerinde itimat ve güvenin kaybolması halinde boşluk kabul etmeyen bu alanın çeşitli sapık akım ve gruplara kalacağı tartışmasızdır” diyen Diyanet İşleri Başkanlığı ile Kültür Bakanlığı, devletin siyasi ve kültürel soykırımının fiili yürütücüleridirler. Devşirme Alevilerle, devşirme Kürtlerde onların değirmenine su taşıyan olmaktadırlar.

Gerek Hacı Bektaşı Veli anmasındaki tavır ve yaklaşımlarıyla, gerek Kobanê davasında devletin topyekûn müdahil olma anlayışından çıkarılması gereken sonuç; devletin Kürtlere ve Alevilere karşı fiziki ve kültürel soykırımda kararlı olduğu gerçeğidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.