• Para putu, hepimizi çepeçevre kuşatıp kendisine kul durumuna indirgemiştir. Bu dönemin İbrahimleri, para putunu yıkabilenlerdir.
  • Günde 5 vakit namaz kıldıklarını söyleyenler, namazlarında dahi parayı düşünmekte. Minberlere çıkınca, mihrapta milletin önünde namaz kıldırınca para düşünen imamın arkasındaki cemaat de para dışında düşünmeyecektir.

HAFIZ AHMET TURHALLI

İçinde yaşadığımız dönemin mutlak hakimiyeti paraya aittir. İnançlar ve dinler tarihi incelendiğinde putperestlik biçimlerine oldukça fazla rastlamaktayız. İnsanlık ailesi sürekli bir biçimde maneviyatını diri tutabilmek için metafizikle meşgul olagelmiştir. Pagan inancı diye bildiğimiz; dağa, nehre, mevsim döngülerine ve birden fazla olguya iman eden kesimler de olmuştur. Bu inanç biçimleri belli bir alanda etkinlik göstermiş ve kendini sürdürmüştür.

Semavi dinler olarak bilinen Yahudilik, Hristiyanlık, İslam ve diğer tek tanrılı dinler de insanlık ailesi arasında güçlü sonuçlara ulaşmışlardır. Günümüzde dahi bu dinlere müntesip milyarlarca insan vardır.

Putperestlik ise daha çok Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed (SAV) döneminde kullanılan bir kavram olarak İslam’a mensup kesimler arasında bilinmektedir.

Taştan ve tahtalardan yapılan heykellere verilen olağanüstü kutsallıklardan dolayı insanlar onlara secde etmekteydiler. Bu putların arkasında maddi olarak dönemin muktedirleri oturuyorlardı. Bu heykelleri Allah’a götüren aracılar ve yaratıcının gücüne ortak olan kuvvetler olarak tanımlamaktaydılar. Her kabilenin, klanın ve tarafların putları vardı. Bu putlara kurbanlar kesiliyor, onlar adına bağışlar toplanıyor ve onları kutsal olarak görenlerin korunacağına inanılıyordu.

İlahi ya da beşeri inançlar için yılın, ayın, haftanın ve günlerin içerisinde belli bir zaman diliminde ritüeller gerçekleştirirler. Örneğin İslam'da gece ve gündüz içerisinde 5 vakit namaz mevcuttur. Yılda bir ay oruç ve fakire yardım etmek için zekat vardır. Kişinin maddi durumu, sağlığı ve yol güvenliği varsa hayatında bir kez de hac yapmak gibi ibadetleri içerir.

Günümüzün dini kapitalizm ve onun tek gücü para ise insanlık için yıkıcı bir felakete dönüşmüştür. Para, bütün insanlığın yegane inancı halini almıştır. Bireylerin hücrelerini dahi tahakküm altına almış olan bu put, insanın sadece bu dünyasını değil, ölümünden sonrasını da etkilemektedir.

Kredi çekip ev, araba ve işyeri alanlar, paraya karşı borçlu olarak ölmektedir. Para putu bizi sadece bu dünyada ipotek altına almakla yetinmemekte, ahiretimizi de ipotek etmeyi başarmıştır.

Siyasetin ve siyasetçinin amacı; yönetmeye talip olduğu toplumun özgürlüğünü, barış ve bir arada yaşamasını, güvenliğini, sağlığını, adil paylaşımı ve gereksinimini karşılamak olması lazımken siyasetçiler, para putunu büyütmekle meşguldür. İşçinin, memurun, esnafın alın terini çalmak, onun hakkını ayakkabı kutularına doldurmak, Batı ülkelerinin bankalarına hortumlamaktır. Fonlar, borsalar, faizler ve krediler vurgun biçiminde toplumun kimyasını bozmuştur. Bu tür olaylardan etkilenip intihar edenlerin sayısı yüz binlere varmıştır.

İslamcısı, demokratı, Kemalisti, milliyetçisi, sosyalisti ve liberali, cumhurbaşkanlığından bakanlıklara, milletvekilliklerinden belediyelere ve hatta muhtarlıklara kadar hepsi paranın kulu olmuş ve günün 24 saati, paraya ibadet etmektedir. Üzülerek müşahede ediyoruz; Kürt milletinin kanı üzerinden siyaset yapanlara da para putperestliği sirayet etmeye başlamıştır. Para putperestlerinin siyasetimizden temizlenmesi gerektiği inancındayım. Elbette normal ve mütevazı bir yaşam olanağı herkes için olmalıdır. Onu, kanı ve emeğiyle oraya taşıyan milleti aç ve açıktayken, Kürt siyasetçisinin para putuna kul olması ve sadece onun için yaşaması asla kabul görmemelidir. Siyaseti, siyasetin amaçlarına göre yapabilmeliyiz.

Paraya secde edenler ne dinden ne insanlıktan ne de vicdandan nasiplenmiştir.

Bilimimiz, bilgimiz ve ahlakımız da para putunun kulu durumuna getirilmiştir.

Dindarlarımıza gelince; Allah’tan, peygamberden ve ahiretten söz edenlerin, bize vaiz ve nasihatte bulunanların çoğunluğu para putuna tapınmaktadır.

Günde 5 vakit namaz kıldıklarını söyleyenler, namazlarında dahi parayı düşünmekte. Minberlere çıkınca, mihrapta milletin önünde namaz kıldırınca para düşünen imamın arkasındaki cemaat de para dışında düşünmeyecektir.

Günün bütün anlarını para kazanmak ve onu çoğaltmak için çalışanlara sorum şudur: Paraya mı Allah’a mı inanıyorsunuz? Kişi zamanın çoğunu neye harcıyorsa inancı odur.

Ailelerimiz, ebeveynliğimiz, kardeşliğimiz, eşliğimiz, evlatlığımız, dostluğumuz, sevgililiğimiz ve birbirimize değer vermemiz, para putu üzerinden derecelendirilmektedir. Para, günümüz insanına göre bu saydıklarımızın hepsinden daha değerlidir. Bunu meclislerde, camilerde, kiliselerde, çarşıda, partilerde, tarikatlarda, taziyelerde ve düğünlerde günlük olarak yaşamaktayız.

Para putu hepimizi çepeçevre kuşatmıştır, hepimizi kendisine kul köle durumuna indirgemiştir.

Bu inancın rahipleri, sermayedarlardır; tapınakları ise bankalardır ve müminleri de milyarlarca insandır.

Kur’an, "mal mülk Allah’ındır" der ve "bu mülk bazılarınızın elinde dolaşmasın, bunu ihtiyaç sahipleri ile paylaşın" diye devam eder.

Eskiden insanların ihtiyaçları giderilir ve karşılık beklenmezdi. Kapitalist sistem, kişinin bütün hayatına ipotek koymuş durumdadır. Baba evlat ile, eş eş ile, kardeş kardeş ile para putundan dolayı düşmanlaştırılmıştır. Merhamet ve sevgi tamamen yok edilmemişse dahi sahteleştirilmiştir. Sevilen, sayılan ve yüceltilen değerler, maneviyat ve ahlak değildir; para putudur. Kapitalist sistem para sevgisini kalplere ve beyinlere yerleştirmeyi başarmış ve bu manada muzaffer olmuştur.

“Çoklukla övünmek, kabirlere varıncaya kadar sizi oyaladı.” (Tekasur 1-2)

“Her ümmetin bir fitnesi vardır; benim ümmetimin fitnesi ise maldır.” (Tirmizi, Zühd,26)

Bu dönemin İbrahimleri, para putunu yıkabilenlerdir.

İbrahimleri çoğaltmak ve para putunu yıkmak, dönemin en hayati mücadelesidir.