Erdoğan'a Soylu markajı

Cafer TAR yazdı —

7 Şubat 2021 Pazar - 22:07

  • Türkiye'nin bir çok önemli meselesinde Süleyman Soylu ismi bir süredir sürekli öne çıkıyor; Soylu AKP'li herhangi bir bakan gibi değil, adeta başka bir partinin hükümetteki temsilcisi gibi davranıyor.

Hatırlarsanız Soylu'nun telefon açıp HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan'ı tehdit etmesi, CHP'ye yönelik tehditleri aslında sıradan bir İçişleri bakanını çok çok aşan işlerdi. Dikkatli bakınca daha en baştan itibaren Soylu'nun hükümet içerisinde bir otonomisi olduğu anlaşılıyordu.

İnsanlar mevcut hükümeti Erdoğan, Bahçeli, Perinçek koalisyonu olarak görüyorlar; fakat bu buzdağının görünen kısmı; bence hükümetin asıl büyük ortağı Süleyman soyludur. Süleyman Soylu zaman içerisinde hem hükümet, hem de AKP içerisinde gücünü artırdı.

Geçenlerde Soylu'nun katıldığı bir televizyon programında 15 Temmuz olayından doğrudan ABD'yi sorumlu tutması işleri büsbütün karmaşık hale getirdi. Burada gerçekten çok kritik bir şey var; güya atanmış bakanlardan oluşan güçlendirilmiş bir hükümet sisteminde İçişleri Bakanı dış politikada konularında Dışişleri bakanından daha cüretkar açıklamalar yapıyor!

Halbuki parlamenter sistemin aksine Cumhurbaşkanlığı sisteminde bakanların siyasal temsiliyeti ortadan kaldırıldı ve bakanlar Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir tür süper memura dönüştürüldüler. Dikkat ederseniz Soylu hariç bakanların tamamı politik polemiklerden kaçınıyorlar. Fakat Soylu özellikle hem içerde hem de dışarıda politik polemiklerin doğrudan muhattabı olmaya çalışıyor.

Aslında Soylu kendi açısından başarılı da oldu; hem ABD Dışişleri Bakanlığı hem de ABD Türkiye Büyükelçisi David Satterfield, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun 15 Temmuz açıklamalarına Soylu’yu bizzat muhattap alarak tepki gösterdiler. Böylece AKP Hükümeti içerisinde Erdoğan dışında ikinci bir şahıs uluslararası platformlarda muhattap hale gelmiş oldu.

Bunu hiç küçümsememek lazım; güya Soylu, Erdoğan tarafından İçişleri Bakanı yapılmış AKP üyesi bir bakan; fakat pratiğe baktığınızda başka bir partinin hükümette temsil edilen bir üyesi gibi davranıyor.

Süleyman Soylu, Erdoğan açısından gerçek bir politik tehdide dönüşmüş durumda; fakat buna rağmen Erdoğan'ın Soylu'ya kısa vadede yapabileceği hiç bir şey yok. Günümüz Türkiye'sinde Soylu bir çevre için; antidemokratik, despotik, iğrenç bir insan; fakat aynı Soylu başka bir çevre için ise tam tersine sözüne güvenilir, iç ve dış düşmanlara karşı cansiperhane mücadele eden bir politikacı.

Ayrıca Süleyman Soylu sadece kendini temsil etmiyor; daha baştan itibaren bir çevrenin temsilcisi olarak AKP'ye katıldı. Geçenlerde kasıtlı olarak kamuoyuna servis edilen Mehmet Ağar, Alaattin Çakıcı, Engin Alan ve Korkut Eken'in yer aldığı fotoğraf Süleyman Soylu'nun kimlerin temsilcisi olduğunu da gözler önüne serdi.

Bazen bir fotoğraf yüzlerce sayfalık yazıdan daha açıklayıcı olur; O fotoğrafta binlerce yargısız infazın sorumluları bir araya gelmiş “biz buradayız diyorlardı!” (Fotoğrafa dikkatle baktınınız mı bilmiyorum; fakat bakmadıysanız, bulup bakmanızı tavsiye ederim.)

Süleyman Soylu işte bu dörtlünün temsil ettiği; çeteci, cinayet şebekelerinin temsilcisi olarak hükümette bakanlık yapıyor. Türkiye'de çatışma ve gerilimlerden sadece Erdoğan yararlanmıyor; Süleyman Soylu da bundan payını almanın bir yolunu buldu ve hatta bundan sonra Türkiye'de yaşanacak çatışma ve gerilimlerden Soylu ve ekibi Erdoğan'dan daha fazla menfaat sağlar.

50+1 kibiri Erdoğan'ın tutsaklığına dönüşmüş durumda; Erdoğan dışardan Bahçeli ve Perinçek içerden ise Süleyman Soylu tarafından kuşatılmış durumda. Erdoğan bu saatten sonra asla kendi başına kararlar alıp uygulayamaz. Soylu Erdoğan'ın kabinesine aldığı herhangi bir bakan deği,l koalisyon ortağıdır.

Muhtemelen doğrudan veya dolaylı olarak Erdoğan'ı tehdit ediyordur. Politik hayatına sözümona liberal bir partide başlayan Soylu şimdilerde Türk ırkçılığının koç başı haline gelmiştir ve ırkçı gerici çevrelerde artık Soylu'nun bir karşılığı var. Soylu AKP'den ayrılırsa muhakkak bir hareket başlatır ve bu hareketin muhakkak bir politik karşılığı olur. Bunu Erdoğan da, Soylu da biliyor.

Mevcut rejim gerici/faşist bir koalisyona dönüşmüştür. Tek adam olma hayalleri kuran Erdoğan Cemaatten kaçarken Soylu ve Bahçeli'ye tutulmuştur. Bu bir araya geliş hayırlara vesile olmaz; bizden söylemesi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.