Erdoğan ekonomisinin çöküşü!

Cafer TAR yazdı —

25 Temmuz 2022 Pazartesi - 09:00

  • Erdoğan/Bahçeli ekonomisinin temel dinamiği ulusal servetin önce araziye, sonra inşaata ve en sonunda da bunların bankalar üzerinden satışına dayanıyor. Faiz artışı bu süreci bitirir; konut satışlarında yaşanacak bir aksama söz konusu sadet zincirinin kırılmasına neden olur. 

2008 yılına gelindiğinde dünya ekonomisinde ortaya çıkan sorunlar artık ertelenemez bir noktaya gelmişti. Rasyonel akıl bir yana bırakılmış, küresel sermaye sınırsız kar etme hırsıyla finansal piyasalarda raporlama sistemlerini bozmuş, subjektif hale getirmişti. 

 Finansal değerlendirmelerde şeffaflık rafa kaldırılmış, yüksek riskli mortgage kredileri muazzam artmış ve derinlemesine değerlendirmeler yapılmadan konut kredileri verilmiş, konut balonu şişirilmiş, bu konutlar sistemde yeniden değerlendirilmiş, bunlar üzerinden yeniden krediler verilmişti. 

 Şimdi benzer sorunları Türkiye ekonomisinde görüyoruz. Erdoğan’ın düşük faiz ısrarının Nasla alakası olmadığını konuya ilgisi olan herkes biliyor. Erdoğan ve çevresi inşaat rantı üzerinden oldukça yüksek karlar elde ediyorlar. 

 Aslında denklem çok basit; faizler ne kadar düşük olursa o kadar çok konut satışı yapıla bilinir. Bir de buna geçmişte yapılmış; fakat Covid 19 ve hemen arkasından gelen Rusya/Ukrayna savaşının neden olduğu durgunlukla birlikte artan konut stokunu eklerseniz konu biraz daha açıklık kazanır. 

Türkiye’de her ne pahasına olursa olsun; Erdoğan ve ekibi konut fiyatlarına aşağı doğru bir hareketi engellemeye çalışıyorlar. Konut fiyatlarına aşağı doğru bir hareket Türkiye halklarının lehine; fakat Erdoğan çevresinde bir araya gelmiş inşaat sermayesinin oldukça aleyhine olur.  Amerikan Merkez Bankası yıllar sonra ilk defa enflasyonla mücadele edebilmek için faiz artırımına gitti, Avrupa Merkez bankası biraz bekledi ama o da gelinen noktada enflasyonla mücadele etmek için faiz artırımına gitmek zorunda kaldı. 

 Fakat Türkiye Merkez Bankası ısrarla Faiz artırımına gitmiyor.  

Burada Merkez Bankasının hiçbir inisiyatifi olmadığını hepimiz biliyoruz; bu noktadaki talimat doğrudan Erdoğan’dan geliyor. Birçok kere bizzat kendisi “Paranın dini imanı olmaz!” diyen Erdoğan’ın düşük faiz konusundaki ısrarını birçok ekonomist bir türlü bu açıklıkta konuşamıyorlar! 

 Birçok çevre beşli çete üzerinden Erdoğan ekonomisini anlatmaya çalışıyor; fakat konu çok daha karmaşık. Kamu ihalelerinin dağıtılmasında beşli çetenin çok önemli bir rolü var; fakat Türkiye’de ulusal servetin yağmalanması çok daha karmaşık bir süreç üzerinden işliyor.  

 Eğer bu süreç sadece beşli çete üzerinden sürdürülseydi; Erdoğan/Bahçeli ikilisi toplumsal bir taban oluşturamazlardı. Ne tarımda ne de sanayide üretimi artırıcı bir perspektifleri olmadığı için yandaşa rantı ulusal serveti peşkeş çekerek aktarmaya çalışıyorlar.  

 Bunu da genellikle imar planlarıyla oynayarak, değerli kamu arazilerine inşaat ruhsatı vererek, sahte yangınlarla inşaat alanları yaratarak, birçok yerde ormanları yok edip, bu alanları inşaata açarak yapıyorlar.  

 İkinci aşamada ise inşaat süreci başlıyor; bu sürece müteahhitler, bankalar, inşaat malzemesi üreticileri katılıyor. En son aşamada ise sürece yine bankalar, emlakçılar ve daha bir dizi çevre katılıyor.  

 Erdoğan/Bahçeli ekonomisinin temel dinamiği ulusal servetin önce araziye, sonra inşaata ve en sonunda da bunların bankalar üzerinden satışına dayanıyor. Faiz artışı bu süreci bitirir; konut satışlarında yaşanacak bir aksama söz konusu sadet zincirinin kırılmasına neden olur. 

 Sahte dinciliğin “Nas” ısrarını şimdi daha iyi anlıyorsunuzdur; fakat Erdoğan’ın bütün ısrarına rağmen bu sürecin sonuna gelmiş durumdayız. Erdoğan ve çevresi neredeyse duvara dayanmış durumdalar.  

 Mızrak artık çuvala sığmıyor; rejim mali olarak o kadar sıkıştı ki, ek bütçe yasasını meclisten geçirmek zorunda kaldı. Kendilerinin neden olduğu kamu açıklarını büyük vergi artışları ile kapatmaya çalışıyorlar ama buradan fazla bir şey çıkmaz.  

 Geçen yılın mart ve mayıs ayları arası Kur korumalı mevduat için 40 Milyar TL’lik ödeme yapıldı. Zaten Mali disiplinden kopmuş Erdoğan Maliyesi faiz giderlerinin artışıyla tamamen duvara dayanmış durumda. Bu durumu daha fazla sürdüremezler, uzun bir süredir Türkiye bağımsız gözlemciler tarafından borçlarını ödememe ihtimali artmış ülkeler arasında gösteriliyor.  

 Bu ülke daha öncesinde de yalana ve talana bulaşan iktidarlar gördü; fakat bu kadar pespayesini görmemişti.  Bunu bu ülke bir şana dönüştürmeli; sahte dincilik ve ırkçılığı Erdoğan’ıyla Bahçeli’siyle birlikte kaldırıp tarihin çöp tenekesine atmalıdır!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.