Erdoğan'ın gazı!

Cafer TAR yazdı —

23 Ağustos 2020 Pazar - 23:00

  • Bu kadar başarısızlığın ardından Erdoğan'a ağlamaklı bir sesle şapkadan tavşan çıkarmaktan başka bir seçenek kalmamıştı. Karadeniz'de onuncu kez doğal gaz bulunduğunu ilan etmek tam da rejim açısından şapkadan tavşan çıkarmak olmuştur. Bu yolla Erdoğan iç kamuoyuna Doğu Akdeniz, Libya ve Suriye hezimetlerini unutturmak istiyor.

 

Türkiye'de yaşayan insanlar uzun bir süredir herşeyin petrol ve doğal gaz üzerinden tartışıldığı bir süreci yaşıyorlar. Türkiye'nin çevresinde yaşanan çatışmaların neredeyse tamamı ya doğrudan ya da dolaylı olarak petrol veya doğal gaz yüzünden yaşandı ve süreç hala devam ediyor.

Kuveyt'in işgali ile başlayan süreç daha sonra Saddam Hüseyin'inin idamına kadar süren birinci ve ikinci körfez savaşı olarak devam etti. Ortadoğu'daki statünün devamında oldukça önemli bir yeri olan Saddam rejiminin tasfiyesi Arap coğrafyasında bütün taşları yerinden oynatmıştı.

“Arap Baharı”nın içerden kuşkusuz bir çok nedeni var; yoksulluk, insanların içine düştükleri çaresizlik, despotik rejimler vs bunların hepsi doğru. Fakat bu sürecin en önemli dış dinamiği Arap dünyasında Saddam Hüseyin'in tasfiyesi ile ortaya çıkan boşluk olmuştur.

Saddam Hüseyin bu coğrafyanın tanıdığı en ceberrut diktatörlerden biriydi; dünya döndükçe Kürtler Halepçe'yi unutmayacak ve Saddam'ı lanetle anacaklar. Fakat Saddam Hüseyin dönemin Sünni Araplığı'nın dışarıya karşı en önemli cephe ülkesiydi.

Ardından Arap toplumu açısından oldukça önemli bir figür olan Muammer Kaddafi gibi bir liderin tasfiyesi bölgede Türkiye ve İran'a alan açtı. Saddam ve Kaddafi döneminde komşularla sıfır sorun yaklaşımı daha sonra yerini ortaya çıkan fırsatlardan yararlanmaya bıraktı.

Fakat bütün bu saldırganlığa rağmen Erdoğan rejimi petrol ve gaz yataklarına ulaşmakta bir türlü başarılı olamıyordu. Suriye'de rejim istediğini alamadı, Libya'da ise sahada güçlü oyuncular var. Doğu Akdeniz'de Avrupa Birliği’nin Fransa üzerinden olası bir sıcak çatışmayı da göze alan tavrını net bir biçimde ortaya koyması Erdoğan rejimini geri adım atmak zorunda bıraktı.

Rejim her üç cephede de istediğini alamamış, eli boş dönmüştü; o yüzden Erdoğan müjde verirken bile neredeyse ağlamaklı konuşuyordu, hiç de öyle sevinçli bir hali yoktu. Çünkü Erdoğan rejimi bölgede enerji denkleminin dışına atılmıştı. Rusya hariç kimse enerjide Erdoğan'la işbirliği yapmak istemiyordu.

Sizi bilmem ama ben kendi adıma o konuşmayı izlerken tiksindim. Bir damla petrol için olmadık suçlara bulaşmış, binlerce insanın ölümüne neden olmuş Erdoğan rejimi; hem insanlara yeni keşfettiklerini iddia ettileri doğal gazı müjdeliyor; hem de yüzsüzce ahlak dersi veriyordu.

Erdoğan herkesin gözünün içine baka baka başka ülkelerin aksine kendileri için aslında petrolün önemli olmadığını, önemli olanın mazlumlar ve mağdurların haklarını korumak olduğunu özelikle bir kaç kez tekrar etti. Bir kez daha sıradan insanların temiz duygularını ranta ve çıkara dönüştürmenin berbat örneklerinden biriyle karşı karşıya kaldık.

Türkiye Rusya geriliminin zirve yaptığı dönem Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Anatoli Antonov o dönem yaptığı basın toplantısında “Batı’da hiç kimsenin kendine neden Erdoğan’ın oğlunun Türkiye’nin en büyük enerji şirketlerinden birinin başında bulunduğunu, damadının da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğunu sormaması ilginç” demişti. Sorunun ne olduğu belli biz şimdi biraz cevaba odaklanalım.

Erdoğan ve ekibi hiç bir şeyi gerçekten Türkiye halklarının çıkarları için yapmıyorlar; onların önceliği kendileri ve çevrelerindeki bir avuç rantiye. Rejimin enerji politikasının esası da budur.

Türkiye muazzam iki yüzlü bir liderlik tarafından yönetiliyor. Türkiye'yi yöneten ekip bölgede yaşanan bütün krizleri fırsata dönüştürmeye çalışıyor. Her defasında daha fazla para için bölgenin en kirli güçleri ile çalışmaktan geri durmuyorlar.

Fakat bu kadar şeyi göze almış olmasına rağmen rejim bölgede ne doğrudan enerji kaynaklarına ulaşabildi, ne de enerjinin geçiş güzergahı olabildi. Bölge ülkeleri oldukça ucuz olmasına rağmen Türkiye'yi enerjinin geçiş güzergahı olarak dahi değerlendirmek istemiyorlar.

Bu kadar başarısızlığın ardından Erdoğan'a ağlamaklı bir sesle şapkadan tavşan çıkarmaktan başka bir seçenek kalmamıştı. Karadeniz'de onuncu kez doğal gaz bulunduğunu ilan etmek tam da rejim açısından şapkadan tavşan çıkarmak olmuştur. Bu yolla Erdoğan iç kamuoyuna Doğu Akdeniz, Libya ve Suriye hezimetlerini unutturmak istiyor.

Fakat ne yaparsa yapsın Erdoğan için geri sayım çoktan başladı ve bu gidişatı durdurmak mümkün olmayacak.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.