Erdoğan sakın ölme, ya da öldürülme..!

Veysi SARISÖZEN yazdı —

4 Kasım 2021 Perşembe - 23:30

  • Türk devleti savaşa hazırlanıyor. Ekonomik çöküş durdurulamıyor. Rejim halk desteğini kaybediyor. Bu devlet, Sarayın “bekasını” milli beka diye yutturuyor. Ama Saray’ın ve devletin başında “hasta” bir adamın bulunması bunlar için ayrı bir beka sorunu halini alıyor.

Şu “ölmüş” diyenlere birkaç söz.

Belli ki diktatörün ölmesi bu gibileri sevindirecek. Ben bunlara sevineceğinize başınıza gelecekleri iyi düşünün derim.

“Ölmüş” haberi heyecan yarattı. Sonunda propaganda bakanı Altun, “yaşıyor, hem de turp gibi” deyiverdi. Kriz aşıldı.
Bu “turp” lafını siz söyleseniz başınız derde girer. Bir anımı aktarayım:

Bir gün Moskova’da, bizim tabirimizle “Lenin Okulu”na SBKP MK üyesi Panamaryov’un geleceği duyuruldu. Salonda onu karşılayanların arasında ben de bulundum.

Yanımda bir tercüman vardı. Panamoryov kapıda göründüğü sırada kulağıma eğildi ve “Şu doksanlık adama bak hıyar gibi” deyiverdi.

Ne yalan söyleyeyim, tercümanın bir rejim düşmanı olduğunu bir an düşündüm. Aklıma binbir ihtimal üşüştü. “Acaba dedim, birisi beni bu ‘vrag naradov’a Veysi var ya, o da bizden” gibi bir bilgi mi vermişti?”

Tehlikeyi savmak için tercümana sert bir ses tonuyla “çok ayıp, bir Sovyet yöneticisine ‘hıyar’ diyerek hakaret edemezsin, böyle dediğini Panamoryov’un etrafını alan KGB ajanlarına söylesem, anında Gulag toplama kampını boylarsın” dedim.

Tercümanın korkacağını sanırken başladı gülmeye. Meğer Rusça’da “hıyar” kelimesine “agurets” deniyormuş. Ancak bir de “agurçik” varmış. Tercüman ikisine birden Türkçe’de “hıyar” dendiğini düşündüğü için bir karışıklık olmuş.

“Agurçik”, çiceği burnunda küçük hıyar demekmiş. Yani tercüman Panamoryav’a hakaret etmemiş, tam tersine 90’lık adamın “çiçeği burnunda kabak” gibi dipdiri ve genç olduğunu söylemek istemiş.

Türkçe’de turpun kocamışı ile yeni filizlenmişini ifade eden iki ayrı kelime yok. Erdoğan’ın ayağını sürürken, zihni bulanıklaşırken ve uyuya kalırken görüntülerini AA aracılığıyla servis eden bu Altun denilen adam, Erdoğan için “turp” gibi derken, kocamış ve içi lif lif olmuş bir turpu  kastetmiş olabilir mi? Medyada bu adamdan şüphe edenlerin sayısı artıyor da, ondan diyorum.

Gelelim “ölmüş” lafına

Ölüm, eğer planlı bir suikast değilse, bilinmeyen bir tarihin işidir. Erdoğan kesinlikle hastadır. Ama hasta adam bugün yarın ölecek diye bir tıbbi kural yoktur. Ayağını sürümekte, zihni dağılmakta, konuşurken uyumaktadır ama, Altun denilen çakma Göbbels’in tabiriyle “turp” gibidir. Yani ölmemiştir.

Eğer yapılacaksa, bu adamın seçim gününe kadar ölmemesi için dua etmenizi öneriyorum. Çünkü fiziki ölüm gününü bilemeseniz de siyasi ölüm günü  o gündür.

Ya fiziki ölümü? Bu hiç beklemediğiniz bir anda olur.

Ha bir paşa gecenin yarısında darbe yapmış Erdoğan’ın işini bitirmiş, ha Azrail aleyhisselam canını almış. Aynı etkiyi yaratır. Darbe de, Azrail de hem Erdoğan’ı, hem de “ölmüş” diyenleri hazırlıksız yakalar.

De ki, “öldü”… Karşınıza Fuat Oktay adındaki Cumhurbaşkanı yardımcısı esrarengiz şahıs, Başkan olarak çıkar.

Erdoğan’ı tanıyorsunuz, bu adamdan haberiniz bile yok. Tam 45 gün Başkanlık yetkilerini kullanır. Peki 45 gün sonra seçime gider mi? Ben adamın suratına bakıyorum ve gitmeyeceğini düşünüyorum.

Bir KHK mı çıkarır, TBMM’ye mi karar aldırır bilemem. Ama yapacağını yapar. Öyle bir kargaşaya sebep olur ki, Millet İttifakı için 23 seçimi hayal olur. Çünkü Erdoğansız AKP seçimde baraj altında kalır.

Hatta kargaşa iyice raydan çıkarsa, bu adam Millet İttifakını Saray İttifakıyla birleştirip, bir güzel “milli koalisyonun” başına bile geçebilir.

Gözümün önüne mahşeri bir cenaze alayı geliyor: "Allahu ekber allahu ekber, lailahe illallahu allahu ekber, allahu ekber velllahil hamd." avezeleriyle yürüyen kortejin başında Fuat Oktay, Kalın, Soylu,Fidan, Akar ve de Kılıçdaroğlu, Akşener, Babacan, Davutoğlu…

Buradan Erdoğan’a da bir mesaj vereyim: Bana öyle geliyor ki, Saray’daki “gizli devlet”, kamuoyunu Erdoğan’ın siyasi değil, fiziki ölümüne hazırlıyor. Diyanete daha şimdiden Erdoğan’ın sağlığı için dua etme emri gitti.

Güya dinsizler “ölsün diye beddua ediyormuş” bunlar da “bedduaya karşı koyma faslından dua edeceklermiş.”

Sakın Kılıçdaroğlu’nun “siyasi suikast kaygısı”, Erdoğan’a Saray içinden yapılacak bir “suikast kaygısı” olmasın. Günahım kadar sevmesem de, Erdoğan’ın böyle bir suikasta kurban gitmesini istemem.

Çünkü onu, eğer yaptırabilirsek seçim günü “siyasi olarak öldürmek” gibi bir  amacımız var.

Saray’daki meşum şahıslar “Onlar siyasi olarak öldüreceklerine, biz fiziki olarak öldürelim” diye düşünmüş olamazlar mı? Reise diyorum ki, “molla kendini kolla.”

Türk devleti savaşa hazırlanıyor. Ekonomik çöküş durdurulamıyor. Rejim halk desteğini kaybediyor. Bu devlet, Sarayın “bekasını” milli beka diye yutturuyor. Ama Saray’ın ve devletin başında “hasta” bir adamın bulunması bunlar için ayrı bir beka sorunu halini alıyor.

Hepsi de halk düşmanı olan bu şahıslar, Erdoğan “persona non grata” diye zırvalayınca, hep birlikte gördünüz, bu zırvayla patlayan krizi kan ter içinde önlediler. Ordu, ayakta duramayan bir “başkomutanla” sefere çıkar mı?

Türkiye, Erdoğan’la birlikte artık yaşayamaz. Sorun şu:

Erdoğan’ın fiziki ölümü Azrail Aleyhisselamın eliyle mi olacak, yoksa tıpkı 27 Mayıs cuntasının başı Gürsel gibi, devletin eliyle mi olacak?

Biz ikisi de olmasın diyenlerdeniz. Erdoğan’ı tabuta değil, sandığa gömmek istemekteyiz. Yani “yaşa da gör” demekteyiz. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.