Erdoğan/Biden görüşmesi

Cafer TAR yazdı —

6 Haziran 2021 Pazar - 22:57

  • Rejim iç pazarın bitirildiği; insanların karın tokluğuna başka ülkeler için üretim yaptığı; karlılığın yerli işbirlikçiler ve onların uluslararası ortakları için oldukça yüksek olduğu bir ülke tasarlıyor. 14 Haziran'da Brüksel'de gerçekleşecek NATO zirvesinde Erdoğan, Biden'e işte bu Türkiye'yi pazarlayacak.

Bir ülkede kimin iktidarda olduğu dünyanın geri kalanı ile ilişkilerinde oldukça önemlidir; fakat normal koşullarda bunun tek başına belirleyici olduğunu söyleyemeyiz. ABD Başkanı Joe Biden'ın Tayyip Erdoğan'dan pek haz ettiği söylenemez; fakat bu faktör ABD/Türkiye ilişkilerini sadece bir yere kadar etkiler.

Bir önceki ABD başkanı Donald Trump her platformda Erdoğan'a olan sempatisini gizlemeyen bir adamdı; fakat buna rağmen S-400'ler konusunda yaptırımları engelleyemedi. Çok istemesine rağmen Rojava'yı tamamen Türkiye'ye teslim edemedi, Reza Zarrab ve Halk Bankası rezaletinin yaşanmasını engelleyemedi.

Hatta Trump'ın Erdoğan'ı özel olarak kollama çabalarına rağmen; Trump zamanında Türk/Amerikan ilişkileri sürekli başaşağı gitti. Şimdilerde ise genel beklenti Biden döneminde bu kötüleşmenin artarak devam edeceği yönünde. Fakat bence her şeye rağmen ilişkilere tek yönlü bakmamak; bütün olasılıklara hazırlıklı olmak lazım.

Şurası çok açık; yeni ABD yönetimi Erdoğan rejimi ile olumlu gündem oluşturma konusunda çok istekli gözükmüyor. ABD Başkanı Biden'ın 24 Nisan'da 1915'de yaşananları soykırım olarak tanımlamasına rağmen, Türkiye tarafı ilişkileri geliştirmekte daha fazla istekli davranıyor.

Bu durumun kuşkusuz çok önemli askeri ve ekonomik sebepleri var; Trump'ın “first Amerika!” yaklaşımı sonrası Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'de ortaya çıkan boşluğu sonuna kadar suistimal eden Erdoğan rejimi şimdilerde nasıl en az hasarla geri çekileceğinin derdine düşmüş durumda.

Erdoğan cephesi Doğu Akdeniz, Suriye ve S-400'ler gibi konularda Biden'ın duruşunu değiştiremeyeceğini biliyor. Rejim her defasında Amerikan tarafına bu konuların tamamında taviz verebileceği mesajını da iletiyor; fakat buna rağmen ilişkilerde istenilen ilerleme bir türlü sağlanamıyor.

Türkiye'yi yönetenler yıllarca neredeyse her konuda ABD'nin aktif desteğine sahip oldular ve bu onlara muazzam bir konfor sağladı. Türkiye devleti, Kürtlere karşı yürüttüğü ve on yılları bulan savaşta ABD'nin sağladığı desteğe dayandı. AB ile üyelik müzakerelerine ABD'nin aktif desteği ile başlanabildi, sadece bunlar da değil; Türkiye birçok meselenin çözümünde ABD'den çok güçlü destek aldı.

Geldiğimiz koşullarda ABD özel olarak Türkiye'ye güçlük çıkarmıyor; fakat eskiden olduğu gibi aktif destek de sağlamıyor. Türkiye'yi asıl endişelendiren budur. Türkiye bırakın uluslararası problemleri, kendi içindeki sorunların çözümünde bile başka güçlerin aktif desteğine gereksinim duyan bir ülke.

Dolayısıyla ABD ile normal ilişkiler Türkiye tarafını kesmez; rejim aslında yeniden eski günlere dönmek; temel sorunlarının çözümünde ABD'den aktif yardım almak istiyor. Tabi bu haliyle çok mümkün değil.

Türkiye, Batı özel olarak da ABD için sadece coğrafi nedenlerle değil; nispeten demokratikleşmeyi esas alan, dünyaya açık, laik bir ülke görüntüsü verdiği için önemliydi. Fakat şimdi işler tersine döndü; günümüz Türkiyesi hergün daha fazla yolsuzluk ve uyuşturucu bataklığında debelenen, anti demokratikleşen, ‘biz bize yeteriz’ gericiliğinde içe kapanan ve dincileşen bir görüntü veriyor.

Bu haliyle Türkiye Batı'da kimsenin işine yaramaz; onlardan ellerinde yeterince var zaten. Türkiye'yi yönetenler şimdilerde Batı'ya pazarlayacakları yeni bir hikayenin peşindeler.

Bu hikaye asıl olarak şu; Başta ABD ve AB'ye “Bizden demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları gibi şeyler beklemeyin; bizim mevcut halimizle bu talepleri karşılama durumumuz yok; fakat size emeğin ucuz, her türlü sendikal örgütlenmenin baskı altına alındığı bir ülke sunabiliriz.” diyorlar.

Rejim iç pazarın bitirildiği; insanların karın tokluğuna başka ülkeler için üretim yaptığı; karlılığın yerli işbirlikçiler ve onların uluslararası ortakları için oldukça yüksek olduğu bir ülke tasarlıyor. 14 Haziran'da Brüksel'de gerçekleşecek NATO zirvesinde Erdoğan, Biden'e işte bu Türkiye'yi pazarlayacak.

Aydın Doğan'ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ çalışmalara çoktan başladı bile. Görüşme öncesi Erdoğan aralarında Boeing, Amazon, Mikrosoft, Johnson & Johnson, PepsiCo gibi yirmi önemli ABD'li firmasının yöneticisiyle telekonferans yöntemiyle biraraya geldi...

Erdoğan ABD'nin önde gelen firmalarının iştahını kabartarak, Biden üzerinde baskı kurmaya çalışıyor. “Bütün bu hazırılıklar ve kulis çalışmaları ABD'nin yeni yönetimini nasıl etkileyecek?” Bunu şimdiden bilemeyiz; fakat içerde mücadele edersek Erdoğan ve ekibinin bize dayattığı yoksulluk ve baskı rejimini engelleyebilir; rejimin oyununu bozabiliriz.

Kendi göbeğimizi kendimiz kesmeliyiz; bunu yapacak gücümüz var!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.