Faşizmi ideolojik yakınlaşma da kurtarmayacak

Ziya ULUSOY yazdı —

24 Temmuz 2020 Cuma - 15:10

  • Türkiye kapitalizminin derin krizine, Erdoğan faşizminin zaferini engelleyen can bedeli direniş eşlik edince, faşizmin kitle temeli sarsılıyor.

Faşist şeflik rejimi üzerine birleşenler, ideolojilerini de yakınlaştırma çabasında.


Diktatör Erdoğan, MHP’den destek alarak islamcı faşizmi inşa ederken, “tek millet, tek devlet, tek dil, tek vatan” sloganında ifadesini bulan Türk şovenizmi ve ırkçılığını öne çıkarma ihtiyacı duydu. Gerçi diktatör, tek millet sloganıyla, tabanına ümmetin birliğini kastettiği propagandası da yaptırıyor. Fakat geniş kitlede bu sloganın MHP’nin Türk ırkçılığını ifade ettiği biliniyor, öyle de algılanıyor.


MHP ise Nihal Atsız’dan farklı olarak İslami muhafazakarlığı kullanmaya ihtiyaç duysa da ideolojik vuslat olarak Turan’ı alıyordu. Öyle ki, ülkücü parlamenter C.Enginyurt, geç kalarak da olsa Tanrı Dağı’nda kurt ulumasıyla ibadetini yerine getirerek bunu kanıtlıyordu.


Fakat tabii ki faşist diktatör Erdoğan’a destek verirken MHP İslami muhafazakarlığın dozajını artırdı. Kerkük’ün ilhakını dillendirmekle sınırlı kalmak yerine Suriye’den Libya’ya Osmanlı’nın sömürgeci mirası alanında ilhakçı savaşçılıkla genişlemeyi güncelde öne geçirdi. Suriye’de taş üzerinde taş, omuz üzerinde baş bırakmamak gerektiğini çemkirdi.


Erdoğan faşizminin diğer destekçisi Ergenekoncu Perinçek de ideolojik yakınlaşmaya katıldı. Türk burjuvazisi ve devletini, “üçüncü dünya” devletleri ve Avrasya birliği ve ittifakına yöneltmeyi amaç olarak önüne koymuştu. Bu amaç doğrultusunda Erdoğan faşizmini, diktatörden daha hararetlice savundu ve devam ediyor.


Erdoğan ve Bahçeli’nin Kürt ve devrimci hareket düşmanı saldırganlığına acil soykırım kışkırtıcılığıyla katılmakla durmuyordu. Kuzey Suriye ilhakçı işgalini Kürt düşmanlığıyla kışkırtıyor, bu yolla ulusalcı tabanın faşizmin yanında yeralmasını sağlamaya çalışıyordu.


Libya’da Kürtler de, “bozguncu” devrimciler de yoktu. Libya, ulusalcıların hayali olarak birleştirmek istediği “üçüncü dünya” ülkesiydi. Erdoğan faşizminin Libya’da İhvancıları himayeci sömürgeci iç savaşla iktidar yapma savaşına en büyük desteklerden biri de Perinçek’ten geldi.


“Mavi vatan” argümanıyla başlatılan destek, bu yetmeyince sözüm ona “emperyalizme karşı” demagojisiyle sürdürüldü. Fakat mızrak çuvala sığmıyor. ABD Irak’ta, Fransa Mali’de hangi emperyalist amaçla askeri işgal yapıyorsa, Erdoğan faşizmi de benzer burjuva yayılmacı amaçla Libya’da askeri işgal yapıyor. Himayesinde İhvancı iktidar kurarak, petrol ve yıkma-inşa dolarlarını hortumlamak istiyor.


Üstelik İhvancılar, ABD ve Fransa’nın emperyalist savaş desteğinde, millici olan Kaddafi’yi karın deşen vahşetle iktidardan uzaklaştıranlardı.
“Üçüncü dünya”nın birliği ve Avrasyacılık üzerine ulusalcı tabanı aldatan Perinçek, geçenlerde Turan ülküsünü, pantürkizmi benimsediğini deklare etti. Elbette yine “emperyalizme karşı” demagojisiyle.


Gerçekte olan, Erdoğan faşizminde birleşenlerin ideolojik yakınlaşma da sağlayarak kitle desteğini koruma çabasıdır.


Bu başlangıçta daha gevşek birleştirici olan burjuva “yerli ve milli” olmak demagojisinde kendisini göstermişti. Başından itibaren bu sloganla değişik burjuva kesimleri sözümona emperyalizme karşı ama elbette burjuvazinin Erdoğancı faşizmi üzerine birleştirmeye çalıştılar. Buna devam ediyorlar. Oysa her zaman olduğu gibi koronavirüs salgınında bir kez daha faşizmin şefi Erdoğan”, sermaye yatırımı çekme fırsatı doğacağını” iştahla açıklayarak, emperyalist sermaye ile bütünleşme amacını deklare etti. Bir kez daha “yerli ve milli” sloganının faşizme, yayılmacı savaşçılığa, yerli ve göçmen işgücünün vahşi sömürüsüne örtü görevi gördüğü açığa çıktı.


Türkiye kapitalizminin derin krizine, Erdoğan faşizminin zaferini engelleyen can bedeli direniş eşlik edince, faşizmin kitle temeli sarsılıyor. Bu koşullarda çekirdek ittifakın faşist biraderlerleri, yetmeyen “yerli ve milli” demagojisinden daha yakın ideolojik birliktelikle, islamcılık, turancılık, Avrasyacılık’ta birleşerek, yılanın deri değiştirmesi gibi biri birlerinin ideolojik elbiselerini giyerek faşizmin saflarını sıklaştırmaya çalışıyorlar.
Erdoğan ve çömezlerinin ideolojik yakınlaşmayla safları sıklaştırması da faşizmi kurtaramayacak.


İşçi sınıfı, ezilenler ve halklar, aynı zamanda uygarlık kaybı da olan Erdoğan faşizmine karşı mücadeleyi, direnişten aldıkları güçle büyütecek. Faşizmi yenilgiye uğratarak, özgürlüğün zaferini getirecek, işçi sınıfının bu yoldan sosyalizme geçmesinin yolunu açacak.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.