Ferman padişahınsa…

Suat BOZKUŞ yazdı —

26 Mart 2021 Cuma - 22:30

  • Yeni Osmanlı devrinde Erdoğan-Bahçeli diktası zorbalıkla halkı susturmaya, sindirmeye ve teslim almaya çalışıyor. Ferman padişahınsa bütün sokaklar, meydanlar ve hayatın her alanı ezilen halklarındır.

Koalisyonlara karşı çıkarak tek parti iktidarının nimetlerini anlata anlata bitiremeyen Erdoğan, güç kaybettikçe iktidarını korumak için yeni ortaklıklar kurdu. MHP ile kurulan fiili ittifak ile zirve yaptı. Son 50 yılın bütün gerici kalıntılarını, Çiller’den Ağar’a kadar katil çetelerini toplayıp onlarla birlikte iktidarını sürdürmeye çalışıyor. Erdoğan-Bahçeli çetesi artık kendi koydukları kurallara, imzaladıkları anlaşmalara, yargı kararlarına bile uymayan keyfi bir diktatörlük haline gelmiştir.

Bu çetenin seçimle çoktan gitmiş olması gerekiyordu ama seçimleri de tanımıyor. Anketlere göre genç kuşaklar içinde oyları yüzde yirmi beşe kadar düşüyor. Ama bu çetenin iktidarı bırakmaya hiç niyeti yok. Halkı korkularla teslim almaya çalışıyor. “Beka sorunu var, biz gidersek memleket bölünüp batar, biz gidersek türban yasaklanır… vb.” korkular salıp bütün gericiliği birleştiriyor. Varlığını ve servetini Erdoğan-Bahçeli çetesine borçlu olanların mafyatik birliği, suç ortaklığı iktidarını sürdürmeye ve sürdürmek için her türlü yola-yönteme başvurmaya devam ediyor. Var olan muhalefet partileri ise muhalefet etmek istemiyor. İsteyenler de hala korkudan göz açamıyor.

Gerçek muhalefet partisi olan HDP de kapatılmak isteniyor. Hukukdışı ve zorbaca saldırılara karşı mücadele eden HDP yöneticileri zindanlara atılıyor ya da siyasal yasaklı hale getirilerek tasfiye diliyor. Kendilerine muhalefet partisi diyenler ise hala “HDP ile birlikte görünmeyelim” diyerek diktatörlüğe dolaylı güç veriyor.

Uluslararası güç odakları da, değişen dünya dengelerinde kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmedikleri için, kirli çıkar ilişkileri çerçevesinde, göz göre göre bu çete diktasıyla işbirliği yapıyorlar.

Bütün bu şartlar içinde ezilen halkların en büyük silahı meşru direnme hakkıdır.

Öcalan yoldaş yarıda kesilen son görüşmesinde bu diktatörlüğün keyfi dayatmalarını reddetmiştir. Sayın Öcalan görüşmenin gerçekleşebilen kısmında yasal görüşme talebinin engellenmesini kabul etmediğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu belirtmiş, bunun üzerine görüşme kesilmiştir.

Diktatörlüğün dayatmalarını kabul etmeyen halk kesimleri sokağa çıkmaya ve direnişi büyütmeye başlamıştır. Bu çete diktasına karşı, muhalefet partilerini beklemeden halk kendi muhalefetini ortaya koymaktadır. Çünkü halkın kendisini savunmaktan başka yolu yoktur.

İşçiler en temel hakları ve ödenmeyen alacakları için direnmektedir.

İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını isteyen kadınlar direnmektedir.

Anadilde eğitim ve özgürlük isteyen Kürdistan halkı direnmektedir.

Özerk Üniversite isteyen Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri direnmektedir.

“Adalet Nöbeti”ni Meclis’ten HDP Genel Merkezi’ne taşıyan Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu “Bu zulmü direnişimiz yenecek” diyerek direniyor.

Kayıp aileleri her türlü baskıya rağmen direnişlerini ve arayışlarını sürdürmektedir.

Osmanlı devrinde ezilenler “Ferman padişahın, dağlar bizimdir” diyerek direnmişlerdir.

Yeni Osmanlı devrinde Erdoğan-Bahçeli diktası zorbalıkla halkı susturmaya, sindirmeye ve teslim almaya çalışıyor. Hiçbir yasaya, kurala uymadan kaba kuvvetle, zorbalıkla halkların iradesini kıracağını zannediyor. AKP-MHP çetesi her türlü zorbalıkla diktasını sürdürmek istiyor. Onlar hırsızlıkların, soygunların vurgunların hesabını vermemek için iktidara sımsıkı sarılıyorlar.

Ferman padişahınsa bütün sokaklar, meydanlar ve hayatın her alanı ezilen halklarındır. Hiçbir güç bu direnişin büyümesini ve kazanmasını engelleyemez. Halkın her kesimi kendisi için direnmeli ve bu direnişleri büyütüp bütünleştirmelidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.