Filistin ve Kürdistan

Ahmet TURHALLI yazdı —

17 Mayıs 2021 Pazartesi - 23:00

  • Kürt'ün ve Filistinli'nin inandığı İslam ayrı mıdır? Değilse neden Filistinli'ye kahramanlık, şehadet, hak ve hukuk olan mücadele, Kürt'e haram ve dinsizliktir?

İsrail'in Gazze'ye saldırısı ile birlikte, Filistin sorunu tekrar tartışılmaya başlandı. Bu durumun İslam alemi, dünya ve Kürdistan'daki yansıması çok farklı, farklı olduğu kadar da ilginçlikler içermektedir.

İslam aleminin kangren kadim yaralarından olan Kürdistan ve Filistin sorunları, birbirlerine yakın olmakla birlikte, Müslüman toplumların ve devletlerinin de iki yüzlülüklerini açığa çıkarmaktadır.

14 Mayıs 1948'de BM paylaşım planı uyarınca David Ben-Gurion tarafından İsrail devletinin kuruluşu ilan edildi.

Türkiye, İsrail'i 28 Mart 1949 tarihinde ilk tanıyan Müslüman ülke olarak tarihe geçmiştir.

1958, DP hükümeti, Başbakan Adnan Menderes
Türkiye, İsrail ve İran arasında Trident adı verilen gizli askeri ve istihbarat işbirliği anlaşmasını imzalamıştır.

31 Mart 1994, DYP-SHP hükümeti, Başbakan Tansu Çiller, B. Yrd. Erdal İnönü, Türkiye-İsrail güvenlik gizlilik anlaşması imzalamıştır.

23 Şubat 1996, DYP-CHP hükümeti, Başbakan Tansu Çiller, B. Yrd. Deniz Baykal Türkiye-İsrail arasında askeri eğitim ve işbirliği anlaşması imzalamıştır.

28 Ağustos 1996, RP-DYP hükümeti, Başbakan N. Erbakan, B. Yrd. Tansu Çiller, Türkiye-İsrail arasında savunma sanayi işbirliği anlaşması imzalamıştır.

1 Mart 2005, AKP hükümeti, Başbakan R. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül'ün ardından Erdoğan da İsrail'e giderek, 'Beyrut kasabı' lakaplı Şaron'la görüştü. Filistin yararına gerçekleştirildiği açıklanan bu görüşmenin ardından Şaron ile Erdoğan arasında kırmızı telefon hattı kurulmuş ve 60'a yakın ikili anlaşmaya imza atılmıştır.

Bu ortaklıklar yıllardır farklı düzeylerde sürerken, “görünürde” İsrail’i sert açıklamalarla hedef alan Erdoğan, İsrail ile birçok anlaşmaya ve ortaklığa da imza atmayı sürdürüyor.

TÜİK verilerine göre, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında İsrail 9. sırada yer alıyor. Erdoğan’ın “van minit” şovundan bu yana neredeyse düzenli olarak artan İsrail ile ekonomik anlaşmalar sonrası 2019 yılındaki toplam ihracat miktarı 4,5 milyar dolara kadar yükselmiştir.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre, İsrail ile dış ticaret hacmi, 4 milyar 464 milyon doları ihracat, 1 milyar 601 milyon doları ithalat olmak üzere 6 milyar 65 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmiştir.

2017 yılında Türkiye, İsrail'in en çok ithalat yaptığı 6. ülke olurken, en çok ihracat yaptığı 11. ülke olmuştur. Büyük ihtimalle bu defa Erdoğan ve İsrail arasındaki anlaşmalarda ikiz kardeşlik gerçekleşecektir. Bunlar 'Filistin Milletinine Rehberlik' yapan sözde ümmetin Rehberliğine soyunanlardır.

Bir diğer hakikat, İsrail'in kuruluşundan beri katl ettiği Müslüman sayısı ve yaptığı yıkımdır. Türkiye ve kendilerine Müslümanım diyenlerin yıkım ve fesatları karşısında, devede kulak bile değildir. Sözde Müslüman Türk devletinin katl ettiği Müslümanlar ve yakıp yıktığı meskun mahaller.

Yüzbinlerce Müslüman Kürt'ü katletmiştir. 5 bin yıllık Amedi, Nusaybin, Cizre, Şırnak, Silopi, Yüksekova, Varto, dört bin köy, Efrîn, Bab, Cerablus, Serêkaniyê, Girê Spî, Kobanê'yi, içlerindeki çocuklar, yaşlılar, kadınlar, camiler, medreseler ve Kur’anlar ile birlikte yakıp yıkmıştır.

İran'ın ise katl ettiği Kürt ve Sünniler bilinmemektedir. İran ve Irak'ın kendi aralarında katl ettiği insan sayısı milyondur.

Suudi hakeza, Yemen'e her gün uçak saldırıları ile katlımlar ve yıkımlar gerçekleştirmektedir.

Müslüman Afganistan'ın katl ettiği ve hemen hepsinin Müslüman olduğu insanların sayısını kim bilebilir ki?

Müslüman Pakistan'ın Müslüman Bellucilere yaptığını zaten kimse duymamaktadır.

Müslüman Irak'ın ve Saddam'ın ise Kürdistan'ı baştan başa yakıp yıkması, öldürdüğü Şii ve Kürtlerin hala çöllerde toplu mezarları bulunmaktadır.

Müslüman Suriye'nin katl ettiği insanlar ve yerle bir ettiği şehirlerin sayısını bilen var mıdır?

Müslüman Libya'nın iç savaşta yaptıkları, Mısır ve bütün İslam alemindeki durumlar herkesin malumudur.

DAİŞ'in ve diğer radikal Cematlerin yaptıklarını anlatmak ayrı bir yazı konusu.

Şimdi soru şu: Filistinliler de dahil, Müslüman kanını en çok İsrail, Amerika, Rusya ve Avrupa mı dökmekte, yoksa Müslüman diye bildiklerimiz mi?

Müslümanların kanını dökenlerin en az yüzde doksan beşi, kendine Müslümanım diyenlerdir. İsrail 5 bin Müslüman öldürmüş ise kendine Müslümanım diyenlerin katl ettiği, zindanlara atığı ve zorla sürgüne gönderdiği müslüman sayısı nerdeyse yarım milyardır.

Peki ya sömürgeci münafık devletlerin dinine inanan ve kendini Müslüman gören Kürt'e ne demeli?

Filistinliler toprak ve özgürlük için mücadele ederken, acaba Kürtler yüz yıllardır ne için mücadele etmekteler?

Kürt'ün ve Filistinli'nin inandığı İslam ayrı mıdır? Değilse neden Filistinli'ye kahramanlık, şehadet, hak ve hukuk olan mücadele, Kürt'e haram ve dinsizliktir?

Filistinliler için mücadele ettiğini söyleyenler, neden aynı mücadeleyi veren Kürtleri dinsiz ve terörist görmekteler?

Filistinliler, Hıristiyan, Yahudi ve Müslümanlar tarafından yalandan ve riyakarlıktan da olsa desteklenirken, Kürtler neden görmezlikten gelinmektedir?

Kürt zulme uğradığı için, Filistinli'yi görmeli ama kendi evi işgal altındayken, namusu iğfal edilmişken, dini ve dili yasaklanmışken, mezarı dahi açılıp kemikleri kaldırımlara gömülürken, cenazesinin gömülmesine dahi tahammül edilmez iken ne yapmaktadır?

Filistinli için, din tüccarları ve münafık devletlerin örgütlenmesi ile sokağa çıkıyorsa, sizce bu Müslümanlıkta ve bu insanlıkta bir sorun yok mudur?

Müslüman Kürt, sen ne zamana kadar başkasına hak ve helal gördüğün şeyi, kendine de helal ve hak olarak göreceksin?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.