Gelin canlar bir olalım!

Demir ÇELİK yazdı —

22 Nisan 2021 Perşembe - 23:00

Alevilik ve Alevilerin sorunu ile çözüm yollarını aramak, konuşmak ve tartışmak FEDA kadar tüm Alevileri ilgilendiren önemli bir konu olmaktadır. Bu anlamda tüm Alevi kurumlarının birlikte yoğunlaşması gereken öncelikli en temel sorundur. 

17-18 Nisan’da online üzerinden FEDA'nın gerçekleştirdiği Alevi Konferansında Türkiye ve Avrupa'dan akademisyen, siyasetçi ve yazarlar konuya ilişkin değerli düşüncelerini bizimle paylaştılar. "İnancımızı ve İnanç Değerlerimizi Ulus Devletlerin Asimilasyonundan Kurtarıyoruz” şiarı ile gerçekleştirilen konferansta daha çok Alevi kavram ve kuramlarını tartışmak istemiştik. Önemli oranda bu amacı yerine getiren bir duyarlılık ve yoğunlaşma içinde olundu. Bununla birlikte daha çok Alevi sorunu ve mevcut zulmattan çıkışa dair tartışma ve düşüncelerde dile getirildi. Bir yandan devletçi sistemin katliam ve inkarı, diğer yandan asimilasyon politikaları sonucu inancımız ve inanç değerlerimizin tanınmaz hale getirildiği, giderek inancın hakikatine yabancılaşma ve değerlerinden uzaklaşmanın yaşandığının altı çizildi. Sorunun tartışılması ve çözüm yollarının ortaklaştırılması gerektiğinden hareketle daha geniş katılımlı konferans veya konferansların düzenlenmesi gerektiğine işaret edildi.

Alevilik ve Alevilerin sorunu ile çözüm yollarını aramak, konuşmak ve tartışmak FEDA kadar tüm Alevileri ilgilendiren önemli bir konu olmaktadır. Bu anlamda tüm Alevi kurumlarının birlikte yoğunlaşması gereken öncelikli en temel sorundur. Bu anlamda ileriki aylarda Kürt, Türk, Türkmen, Tahtacı, Çepni, Arap Alevilerinin Ocax Pirleri ile üzerine araştırma yapan akademisyenlerin olduğu bir konferansı gerçekleştirmemizin çok yararlı olacağını düşünüyorum. Çok zamana yaymadan gerçekleştireceğimize konferansa AABK ve FEDA başta olmak üzere, Alevilerin sivil demokratik oluşum ve kurumlarının temsilcilerinin de yer almasını, kişi olarak oldukça önemsiyorum. Meşru kurumlarla, toplum dinamiklerinin soruna yaklaşımlarını ve çözüm perspektiflerini dile getirmeleri, ortaklaşmaları ve asgari müşterekte buluşmalarını hayatı önemde görüyorum.

“Yol Bir Sürek Binbir” düsturundan hareketle özgün ve özerk olan süreklerimize, kendi doğrularımızı dayatmadan ve kimseyi ötelemeden, ayrıştırıp karşıtlaştırmadan inancımıza yakışır ortaklaşmacı bir yolu bulmak zorundayız. Tarihte birçok yol önderimizin; “Bir Olalım, İri Olalım, Diri Olalım” sözü tam da içinden geçmekte olduğumuz bu süreçte hayata geçirmemiz gereken hakikat olmaktadır. Derneklerimiz, Cemevlerimiz, Dergahlarımız, akademilerimiz ve kurumlarımızın çoklu varlıkları önemli kazanımlarımız olarak orta yerde duruyor. Ancak Türkiye'de ve Avrupa'da elli yıla varan sivil, demokratik kitle örgütlenmesine dayalı inancımızı yaşama ve yaşatma arayışımız, giderek inancımızın yaşatılması ve inanç değerlerimizin yeniden toplumsallaştırılmasına cevap olamama durumu ile karşı karşıyadır. İnsan toplumsallığının geldiği bu noktada yeniye dair ne söyleyebilir, Yol’umuzu kırıma uğratmadan kendi hakikat ile nasıl buluşturabiliriz sorularına yanıt olmak durumundayız.

Elbette ki çok değerli emek ve birikimler söz konusudur. Büyük bedeller verilmiş, önemli kurumsallığa varılmıştır. Ancak tarihin çok uzun soluklu geçmişinde Ocaxlar sisteminin gördüğü tarihsel misyonunu mevcut kurumlarımız yerine getirmede oldukça uzaklar. İnançsal, dilsel, kimliksel, düşünsel, kültürel, siyasal ve sosyal sorunlarımızı çözmede ve ihtiyaçlarımızı devlete ve iktidara bulaşmadan Ocax sistemi ile karşılayan tarihsel hakikatimiz giderek kaybolmakta, inançtan uzaklaşma ve yabancılaşma yaşanmaktadır. Tarih boyunca birçok kadim dine ve Peygambere ikrarlık veren, zalime karşı mazlumun ve haklının yanında duran, tarihi direnişçi çizgiye öncülük ve önderlik eden Yol’umuzun içine düştüğü, düşürüldüğü açmazı aşmak, Yol’u kendi hakikati ile buluşturmak, başta biz Aleviler olmak üzere, herkesin insani ve vicdani sorumluluğu olmaktadır.

Çünkü insanlığın bugün yaşadığı siyasal, toplumsal, kültürel, ekolojik, ekonomik ve kadın kırımının asıl nedeni devletçi ve iktidarcı sistemdir. İnsanlıktan sapma olan devlet ve iktidarlaşmanın neden olduğu bu sorunlar, her geçen gün daha da derinleşmek te, kriz ve kırımların yaşanmışlığına yol açmaktadır. Alevi Yol önderleri, insanlıktan sapma olan devlete ve iktidara bulaşmamak ve kendi hakikatini yaşamak uğruna idam sehpalarındayken, derisi yüzülürken ve boynu vurulurken bile hakikati haykırmaktan asla geri durmamışlardır.

Her tür sorunlarını çözmek ve karşılamak için Cem ve civatlarda yan yana gelmiş ve birlikte olmuşlardır. Egemene ve onun adil olmayan hukukuna, yargısına, idari ve siyasi karar vericilerine gitmeden, nehak zihniyete muhtaç olmadan çözüme kavuşturmanın doğrudan ilişkisine sahiptiler. Bugünün kapitalist ve emperyalist sistemine karşı birçok çevrenin dile getirdiği doğrudan demokrasiyi, ya da radikal demokrasiyi, Ocax sistemi sayesinde Aleviler tarih boyunca hep yaşamış ve yaşatmışlardır. Dikey olmayan yatay insan toplumsallığı olan Ocax sistemi, belki de yeryüzünde bu denli uzun soluklu hiç olmamış, yaşanmamış, yaşatılmamıştır. Hiyerarşi dışı bu toplumsallığımız sayesinde devlet dinine dönüşmemiş, devletin savaşcıl yok edici kıyım politikalarının ideolojik aygıtına düşmemiş olan inancımızın yok oluşuna seyirci mi kalacağız? Yoksa sahip olduğu ahlaki ve politik değerler ile “Yetmiş İki Milleti Bir Nazarda Gören”, “Cümle Varlıklarla İkrarlı Olan” inancımızın demokratik, ekolojik ve özgürlükçü anlayışına sahip mi çıkacağız? Soruları can alıcı sorular olarak biz Aleviler tarafından yanıtlanmayı bekliyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.