• Kürt Özgürlük Hareketi karşıtları öncülüğünde yürütülen kara propaganda, Kürtler arasında kin, nefret ve düşmanlığa yol açarken, devletin elini güçlendirip değirmenine su taşıyor.
  • Kürtlerin yapması gereken şey; Kürtlerin ilk kez siyasal özne olarak muhatap alındıkları bu süreçte/müzakerede, Kürt tarafının elini güçlü kılan tarz, yöntem ve söylemdir.

DEMİR ÇELİK

Kürt Özgürlük Hareketi, Mayıs 2025‘te kendi özgür iradesi ve iç dinamizmi ile yeni ve önemli bir stratejik hamleye karar verdi. Bu stratejiyi anlamaya çalışmak yerine, siyasal mücadelede doğan boşluğu doldurmaya çalışan, objektif olmayan, tamamen özel savaşın kara propaganda aygıtı gibi çalışan ve her geçen günü sayıları aritmetiksel oranda çoğalan dijital medya trolleri peydahlanmaya başladı.

Bu troller, günümüz dünyasındaki değişim dinamiğini anlamaya çalışmak, Kürtlerin içinden geçmekte olduğu konjonktürün subjektif olanaklarını analiz etmek yerine, on yıllardır Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı yürüttükleri düşmanlığa kendilerince gerekçe oluşturuyor. Çoğu zaman kin ve nefret kusan bu çevreler, düşmanlık üretmede hiçbir beis görmüyor, hakarette sınır tanımıyor. Yıllar yılıdır verilen mücadeleye mesafeli olan bu çevreler, geçmişte temcit pilavı gibi; “PKK niye savaşta ısrar ediyor. Kürt gençlerini niye ölüme gönderiyor” diyordu. Son iki yılda da ”PKK silah bırakmakla Kürt davasını sattı” diyorlar. 

Onların görmedikleri ve anlamadıkları şey; günümüz konjonktüründe açığa çıkan bölgesel ve küresel dinamizmin olanak ve imkanlarını göz ardı etmektir. Dönemin ruhuna uygun pozisyon alınmadığında ise olası tehlike ve riskleri anlamadıklarını gösteriyor. Sürece karşı olmalarının nedeni, uluslararası konjonktürü anlamak değil, dünün karşıtlığını iflah olmaz düşmanlığa dönüştürmenin çabasıdır. Genelde sol siyasette, özelde de Kürt Özgürlük Hareketi'nde pozitif eleştirinin insanı ve kurumu geliştireceği yönlü genel bir kabul söz konusudur. Çoğu zaman önemli kriz anları, eleştiri ve öz eleştiri süreçleri işletilerek kriz, kaos haline dönüşmeden hep yol alınmıştır.

Kürt Özgürlük Hareketi'ne ve Önderliğine eleştiri adı altında yapılanlar, özel savaşın psikolojik savaşına hizmet etmekten başka bir şey değildir. Dünyada, Ortadoğu’da, Türkiye’de ve Kürdistan coğrafyasında olup bitenleri analiz etmek, çıktılardan hareketle bir kısım öngörülerde bulunmak elbette ki herkesin hakkıdır. Bilimsel ve objektif analiz ve tespitler insanı geliştirir, risk ve tehlikeleri önleme fırsatını insana verir. Aynı şekilde doğru, bilimsel ve objektif analiz ve tespitler kişiye, yapıya, harekete ve topluma olanak ve fırsatlar da sunar. Bu temelde de Kürt Özgürlük Hareketi'nin 50 yıla varan tarihsel birikimini, mücadele deneyim ve pratiğini yok sayan, hatta başından itibaren bu mücadeleyi karalayan, öncülerini itibarsızlaştıran ve onları subjektif niyetlerine kurban eden eleştiri adı altında dile getirilen söylem ve yaklaşımların, kara propagandadan öte bir anlamı yoktur. Dijital medyada eleştiri diye ifade edilenler, kurulan sözler; Kürtlerde kaygı, kuşku, şüphe ve güvensizliğe neden oluyor. Kürt Özgürlük Hareketi ile Önderliği arasına, öncüleri ile kadroları arasına, Hareket ile tabanı arasına, bir bütünen Kürtler arasına nifak sokmak amacıyla troller tarafından dolaşıma sokulan bu kirli söylemin, Kürtlere ve Kürdistan davasına bir faydası yoktur. Aksine sürece ve yaşananlara tereddüt ile yaklaşmaya, çözülme ve çöküş psikolojisine yol açan algı operasyonudur.

 Kürt Özgürlük Hareketi'ne başından itibaren karşı olan bu kesimlerin öncülüğünde yürütülen bu kara propaganda, Kürtler arasında kin, nefret ve düşmanlığa yol açarken, devletin ve iktidarın elini güçlendirip onların değirmenine su taşıyor. Bu hakikati her Kürt’ün görmesi, önümüzdeki dönemde elimizi güçlendiren olacaktır.  

Kürtlerin yapması gereken şey; belirsizliği ve bilinmezliği büyütmek, kaygı ve kuşkuyu dillendirmek olmamalıdır. Kürtlerin ilk kez siyasal özne olarak muhatap alındıkları bu süreçte, müzakerede Kürt tarafının elini güçlü kılan tarz, yöntem ve söylem bize kazandıran tek yoldur. Uluslararası ve bölgesel konjonktürü dikkate almadan, 50 yıldır savaşan tarafların özgünlüklerini göz önünde bulundurmadan, tamamen subjektif niyetlerle yapılan okumalar ve geliştirilen politikaların kimseye bir faydası yoktur. Bu anlamda Kürt Özgürlük Hareketi'nin 50 yıllık deneyim ve pratiği sonucu kendisini demokratik siyaset stratejisi ile dönüştürme politikasını yanlış görebilirsiniz. Bu meşru zeminlerde tartışıldığında anlamlı ve değerli olur. Analiz etmek ve tartışmak yerine, sürekli kuşku ve kaygı üreten, spekülatif çarpık bilgilerle sürekli algı oluşturan yaklaşımlar, müzakere masasındaki taraflardan devletin elini güçlü kılan yaklaşımlardır. Her gelişmeyi ve her sözü daha büyük bir başarısızlık diye ifade etmek, Kürt toplumunun Önderliğine ve Hareketi'ne güvenini sarsmaktan başka bir işlevi olmayacağı gibi Kürtlerin elini zayıflatan olur.

Elbette ki Kürt Özgürlük Hareketi kendisiyle yüzleşecek, 50 yılın muhasebesini yapacak, birikim ve pratik deneyimleri üzerinden demokratik siyasete doğrultu verecek güç ve kudret sahibidir. Dışardan okumalardan bağımsız olarak stratejik değişimin ve dönüşümün risk ve tehlikelerini öngörecek değerli pratiğin sahibidir. Bu öz güvenle müzakere sürecinin olanak ve imkânlarını, Kürtler ve Kürdistan lehine çevirmede asla tereddüt etmeyecektir. 50 yıla varan kirli savaşın neden olduğu ağır siyasal, sosyal ve kültürel travma yerine, demokratik siyaset stratejisi ile demokratik toplumun inşasını ete kemiğe büründürmek, Kürt toplumsallığını yarınlara taşımada önemli bir işlev görecektir. Bu sayede sosyal ve kültürel aydınlanma, dilsel ve kimliksel hakların elde edilmesi, kendi kendisini yönetmenin değerli kazanımlarıyla eşit-özgür yaşama erişmek de olanak dahilinde olacaktır. Söz konusu çevreler, Kürt varlığının kabul gördüğü, Kürt Özgürlük Hareketi ve Önderliğinin muhatap alındığı bu süreci karartmaya çalışarak, Kürtleri umutsuz ve çaresiz bırakmak istiyor. 

Dört parça Kürdistan’da 60 milyon Kürt’ün demokratik ulusal birliği yolunda önemli ve tarihi adımların atıldığı bu sürece çomak sokarak, Kürtler arası güvensizliği körüklemek, kaygı ve kuşku algılarıyla karşıtlık üretmek, Kürtlerin işi olmamalıdır. Kürtler arası çelişkileri derinleştirmek, siyasal gelişmeleri krize dönüştürmek, çözümsüzlük ve çaresizlik üretmek isteyen bu çevrelerin yapmak istedikleri tek şey; kafa karışıklığı yaratarak, Kürt ulusal birliğinin önüne geçmeye çalışmaktır.

Yaptıkları şey, temcit pilavı gibi PKK ve Önderliğine karşı besledikleri düşmanlığı, milliyetçi söylemlerle süsleyerek Kürt’ün aklını çelmeye, umudu karartmaya çalışmaktır. Günümüz dünyasının tarihsel dönüşümünü, dönüşümün yeni dinamiklerini ve ittifak güçlerini anlamak yerine Kürtlerin hassasiyetini kaşıyarak, süreç karşıtlığını örgütlemek, asıl olarak biz Kürtler için tehlikeli olandır. Bu da Kürtlerin yeni risklerle karşı karşıya kalması anlamına gelmektedir.

Bu nedenle bugün Kürtlerin siyasal özne olma pozisyonu ile müzakerenin tarafı olmasını fırsata çevirerek, ulusal demokratik taleplerimiz toplumsallaştırmamız, yapılması gereken biricik yoldur. Bununda ilk adımı, ulusal birlik olup demokratik siyasal mücadele ile Kürt toplumsallığını hukuki zemine çekerek, siyasal güvenceye tabi kılmaktır.