HDP, AKP-MHP sonrasına hazırlanmalıdır

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

25 Ağustos 2020 Salı - 23:55

  • HDP tüm saldırılara karşı ayakta durmayı başardı. CHP, AKP ya da MHP bu saldırıların yüzde birine uğrasa kesinlikle yüz gün dayanamazlardı. Bu saldırılar tüm şiddetiyle devam etmektedir. Saldırılara rağmen, demokrasi güçlerinin Türkiye’yi yönetme zamanı gelmiştir. HDP bu tarihi görev için hazır olduğunu tüm dünyaya göstermelidir.

AKP-MHP’yi iktidarda tutan emperyalist güçlere ve bazı iç-dış dengelere rağmen sonlarının geldiğinin önemli işaretleri vardır. Ekonomi bitti! İflas ettiler. Savaşla her şeyi ört bas etme dönemi de bitti!

Son iki aydır yeryüzünün en şiddetli savaşı Heftanîn’de yaşanmaktadır. Dünyanın birçok bölgesinde çatışmalı durumlar vardır, savaşlar yaşanmaktadır fakat hiçbiri Kürdistan’daki, hele ki Heftanîn’deki kadar şiddetli ve büyük değildir. Faşist işgalci soykırım saldırılarına karşı Heftanîn’deki gerilla direnişi tarihin en büyük destanlarından biri haline gelmiştir.

Fakat toplumsal destek yeterince güçlü olmazsa, bu kahramanca direniş, eş zamanlı olarak halk serhildanlarıyla desteklenmezse dağlarda yenilen faşizm kentlere dayanarak ömrünü uzatacaktır. Kent direnişleri yeterince güçlü olsa AKP-MHP bir dönem daha insanlığın başına bela olamaz. Bu amaçla, gerekli halk insiyatifinin açığa çıkması için her türlü bedeli ödemeye değer. Heftanîn direnişi tüm halka, tüm demokratlara, aydınlara, gençlere, kadınlara daha büyük direnme olanağını sunmuştur. Bu fırsat kaçırılmamalıdır.

Halk direnişinin çok güçlü zemini vardır. Fakat bazı tutumlar halen halkın gündemine girme önünde engeldir. Direniş gündemi dışındaki her gündem sadece soykırım saldırılarına cesaret vermekte, faşizmin ömrünü uzatmasına yol açmaktadır. Bu konuda yaşanan eksiklikler giderildiğinde serhildanın önü daha çok açılacaktır.

Şırnak başta olmak üzere bazı alanlarda serhildanlar gelişti ama genele yayılmadı. Bunun birçok nedeni olsa da en önemlisi direniş gündemine yeterince girilmemesidir. Hepimiz yönümüzü Heftanîn’e verelim, faşizmin sonunu getirelim.

Bunca saldırıyla yıkılmayan
HDP Türkiye’yi de yönetebilir

Türkiye’de demokratik siyasetin tek adresi olan HDP bu süreçte sözünü daha etkili söyleyebilmeli, sesini daha gür çıkarabilmelidir. Nerede işgal ve tecavüz varsa HDP yönünü oraya vermekten çekinmemelidir. Bu sayede hem faşizme hem de HDP’ye karşı oynanan oyunlara cevap verilebilir.

Mesela Muharrem İnce parti kurmaya hazırlanırken Hakkâri istismarcılığı yapmakla işe başladı. Gençlerimiz sahipsiz kalmış da kendisi sahip çıkacakmış! Hakkarili gençlerin buna verecek bir cevabı vardır elbette. Diğer sebepler bir yana, Hakkâri gençliğinin asi ruhundan ve gelişkin politik bilinç düzeyinden haberdar olsaydı böyle üst perdeden konuşmalar yapmazdı. Yüz yıldır kanayan Kürt sorununa böyle mi yaklaşılır? Bu tür laflardan anlaşılmaktadır ki kuracağı partinin bir ciddiyeti olmayacaktır. AKP-MHP’den ayrılıp parti kuranların da Türkiye’ye vereceği farklı bir şey yok. Geriye HDP kalıyor.

HDP tüm saldırılara karşı ayakta durmayı başardı. CHP, AKP ya da MHP bu saldırıların yüzde birine uğrasa kesinlikle yüz gün dayanamazlardı. Bu saldırılar tüm şiddetiyle devam etmektedir. Merkezinden il, ilçe teşkilatlarına dek her yerde günübirlik saldırılar yapılmaktadır. HDP direnmektedir. Fakat HDP politika üretme konusunda gerekli atılganlığı gösterememektedir. Asıl mesele de budur. Unutulmamalı ki siyasi alanda faşizmin saldırganlığının büyüklüğü değil HDP’nin öncülük yaptığı demokrasi güçlerinin politik girişkenliği sonucu belirleyecektir.

HDP yaşanan süreci değerlendirmektedir, bazen eylemsel de olmaktadır fakat bunlar dönemsel kalmaktadır. Yaşanan süreç HDP’nin günü gününe saati saatine siyaset üretmesi gereken bir süreçtir. Ara sıra bir araya gelinerek ya da bazen basın açıklaması yapılarak sürece cevap verilemeyeceği açıktır. Erdoğan’ın elinde o kadar güç vardır yine de günde en az üç kez kameraların karşısına geçmese, her gün bir yerlerde özel savaş propagandası ve diplomasi çalışması yapmasa iktidarını sürdüremeyecek durumdadır. Her gün, her saat faşist saldırganlık sürdürülürken buna karşı direnenlerin aralıklı, dönemsel çıkışlarla yetinmesi büyük bir handikaptır. Bir de çok önemli başka bir gerekçe vardır ki o da AKP-MHP sonrasına hazırlanmaktır.

AKP-MHP gitsin de yerine kim gelirse gelsin diyebileceğimiz bir süreçte yaşamıyoruz. Bunların gidici olduğu belli ama yerini demokrasi güçleri doldurmazsa halkın hayalleri ve umutları boşa çıkarılır. Gitmelerini hızlandırmak için anı anına hesap soran, anı anına halkla olan, anı anına siyaset üreten bir duruşa ihtiyaç olduğunu belirttik.

Bunun daha güçlü yapılabilmesi için stratejik bir karar alınmalıdır: HDP ülkeyi yönetmeye adaydır. O halde HDP’de siyaset yapan herkes de bu iş için her zamankinden farklı bir tarz ve tempoyla işe koyulmalıdır. Ciddiyet bu şekilde ortaya çıkar. Yine bazen çok önemli şeyler söyleniyor ama çok silik bir şekilde, çok pasif kalınarak yapılıyor. Çoğu zaman tek düze sözcülük bilgilendirmeleriyle sınırlı kalıyor, rutin olmayı aşamıyor. Yöntemde zenginlik geliştirilemiyor. O zaman etkisi olmuyor. Bu durumu aşmak adına yöntem zenginliği, çalışkanlık, anı anına siyaset üretme girişkenliği, ülkeyi yönetme sorumluluğu ve ciddiyeti gibi konularda herkesin kendini gözden geçirmeye ihtiyacı vardır. Bu şekilde doğru gündemler etrafında doğru ve yetkin yöntemlerle siyaset üretilebilir. Direniş ruhu vardır. Fakat kendini daha iyi örgütleme gibi bir sorun yaşanıyor ki tüm çabalara rağmen sürece yeterince cevap olunamıyor. Fakat her şey bir yana, gerçekten çok çalışılırsa cevap olunabilir.

Mazlumların Nucanların ruhuyla başaracağız

O direniş ruhunu sarsılmaz kılacak direnişin öncülerinden olan büyük kahraman kişilikler daha önce o alanda, HDP ya da öncülü partiler içinde siyaset yürütmüşlerdi. HDP onların yiğitliklerine sahip çıkabilir. Her yerde resimleri, adları, anıları ve direnişleriyle anabilir ve demokrasi mücadelesinin sembolü olarak öne çıkarabilir. Ayrıca Şehit Mazlum Tekdağ yoldaşımız Eşbaşkan yardımcılığı görevini yürütmüş, zindanlarda direnmiş, sonunda yönünü dağlara vermişti. Yine o alanda herkesin Zero olarak tanıdığı Nucan yoldaş Heftanîn direnişinin yiğitlik sembollerinden biri haline geldi. O zamanlar bir gençlik öncüsüydü. Gençlik ruhuyla da direnişini dağlara taşıdı. Onların kahramanca direnişi önünde saygıyla eğiliyor, özeleştiri ve borçluluk duygusuyla anılarını yaşatma sözünü veriyoruz. Onların iyi bir takipçisi olacak, faşizmi yıkıp özgür bir ülke yaratmakla intikamlarını alacağız.

Yine Memyan, Esmer, Rüstem ve diğer sembolleşen yoldaşlarımızın direniş ruhu tüm Kürdistan için ayaklanma ve moral gerekçesidir. Bu direniş ruhu her yerde temsil edildiğinde başarı en kısa sürede gelecektir.

Demokrasi güçlerinin Türkiye’yi yönetme zamanı gelmiştir. HDP bu tarihi görev için hazır olduğunu tüm dünyaya göstermelidir. Bunun için direniş kadar çözüm kabiliyetini çok etkili şekilde geliştirmekten sorumludur. Tarih ve halk bu sorumluluğu HDP’ye vermiştir. Halkımızın da HDP’yi daha güçlü sahiplenmesi ve yine büyük bir halk hareketiyle yani serhildanlarla siyasetin önünü açması gerekir. Dağların ve kentlerin devrimci direnişi ancak serhildanlarla ve doğru siyasetle tamamlanırsa faşizm tarihin çöp sepetine atılabilir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.