Kadının öncülüğü devrimin sigortasıdır

İlham BAKIR yazdı —

24 Temmuz 2020 Cuma - 08:00

  • Kadın öncülüğünde ortaya çıkan ortakçı toplum düzeninin yıkılması; İktidarın, sınıflı toplumun, devletin ortaya çıkışı ve kurumsallaşması kadının düşürülmesi ve köleleştirilmesi üzerine kurulmuştur.

Kadın öncülüğünde ortaya çıkan ortakçı toplum düzeninin yıkılması; İktidarın, sınıflı toplumun, devletin ortaya çıkışı ve kurumsallaşması kadının düşürülmesi ve köleleştirilmesi üzerine kurulmuştur. Kadın bilincinden, kadının bilgisinden yoksun gelişmiş uygarlık çizgisi, toplumsallığı parçalanmış bir köle-efendi ilişkisini esas kılmış, her türlü eşitsizliğin gelişimine kaynaklık etmiştir. Özgür üretimden, özgür iradeden yoksun bırakılarak çürütülmüş kadınlık bir bütün olarak çürümüş bir insanlığı, çürümüş bir uygarlığı ortaya çıkarmıştır. Bugün erkek egemenlikli düzenin ulaştığı en kıyıcı aşama olan kapitalist uygarlık tüm doğayı, tüm canlı türlerini ve tüm insanlığı bir yok oluş süreci ile karşı karşıya bırakmıştır.

Tüm doğanın ve insanlığın yegane kurtuluşu kaybedileni, kaybedilen yerde aramaktan geçiyor. Düşürülen kadında kaybeden insanlığın ancak yücelen ve eski öncü gücüne ulaşan kadında kazanması mümkündür. Kadınının öncülüğünü esas almayan hiçbir mücadele biçiminin, hiçbir ideolojik mücadelenin, hiçbir paradigmanın kazanma şansı yoktur. Ezilenlerin devrim, direniş ve mücadele tarihi bunun sayısız deneyimleri ile doludur. Geçtiğimiz yüzyılda gerçekleşen insanlığın kurtuluşunun devasa bir potansiyelini barındıran, neredeyse yeryüzündeki tüm coğrafyalarda etkisini gösteren Ekim Devrimi, iktidarcı-erkekçi zihniyetin kadını bir kere daha tasfiye ederek egemen olması neticesinde heba olmuştur. Büyük bedeller ödenerek geliştirilen devrim bırakalım insanlığın kurtuluş umudu olmayı kapitalist uygarlığı muazzam bir şekilde tahkim eden bir karşı devrimci sürece dönüşmüştür.

Kürt Özgürlük Hareketinin, ezilenlerin mücadele pratiğine, sosyalist devrim teorilerine, reel sosyalizm deneyimine dönük geliştirdiği eleştiri kadar kendi pratik ve teorik mücadele tarihine getirdiği en büyük özeleştiri devrimin ve mücadelenin kadın öncüğünden yoksun oluşuna dairdir. Kürt Özgürlük Hareketinin büyük bir çıkışı ve yükselişi yaşayışı, tüm Ortadoğu coğrafyasında olduğu kadar dünyanın diğer coğrafyalarında etkili olması; dost ve düşman güçler nezdinde dikkate alınır olması devrimin kadın öncülüğünde gelişen bir devrim olmasıdır. Gerçek anlamda kadın öncüğüne kavuşmuş bir devrim, klasik erkek egemenlikli ilişkiler üzerine kurulu tüm dengeleri, tüm ittifakları alt üst edebilmiş, kapitalist uygarlığın afallamasına yol açabilmiştir.

Tıpkı kadının düşürüldüğü gibi düşürülmüş olan Kürdistan halkının kurtuluşu da kadın öncülüğünün ne kadar güçlü geliştiği ile doğru orantılıdır. Ve bu devrimin yenilgiye uğratılmasının yegane yolu da bu devrim içinde kadının yeniden düşürülmesinden geçiyor. Bu bağlamda iktidarın, genelde kadınlara özelde de kadın mücadelesinin öncülüğünü yürüten Kürt Kadın Hareketine bunca amansız saldırışının tek nedeni budur. Belki de Türkiye’de bu iktidar döneminde olduğu kadar hiçbir iktidar döneminde kadına dönük bu kadar sistemli, bu kadar kıyıcı bir saldırı geliştirilmemiştir. Elbette bunun en temel nedeni, kadın özgürlük mücadelesinin ulaştığı güçlü mücadele pratiği ve öncülüğüdür. Tüm kıyım ve saldırılarına karşı geri adım atmayan ideolojik hattını ve kadın bilincini daha da örgütleyen kadın hareketine dönük içeriden saldırıların başlatılmasının bu kadar gelişmesinin bu döneme rastlaması da bir tesadüf değildir.

Elbette içeriden kadının düşürülmesine dönük girişimler hep olagelmiştir. Ancak kadına dönük şiddet ve cinsel saldırı gerekçesiyle iki milletvekilin ihraç edilmesine giden bir süreç ilk defa yaşanmaktadır. Bu durum “milletvekili de olsa erkektir, böyle şeyler yapar. İhraç ettik mesele bitti” şeklinde yaklaşılacak bir mesele değildir. Meselenin kökü çok daha derin ve tehlikeli bir boyuttadır. Bu zihniyetteki insanların bu partide böylesi önemli görevler almasının önünü açanların, bu tür şeyler yaşanırken bunları gizleyenlerin, görmezden gelenlerin, böylesi bir zihniyetin zemin bulmasına ve gelişmesine yataklık edenlerin derinden ve güçlü bir şekilde soruşturulmadığı, sorumlularından hesap sorulmadığı ve özeleştirisinin verilmediği bir yaklaşım yeni daha güçlü saldırıların önünü açacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.