Kemiklerimiz ve kaldırımlar

Ahmet TURHALLI yazdı —

2 Haziran 2020 Salı - 15:29

Turancılık ve Kemalizmin barbar ve vahşi bir yapılanma olduğunu anlatıp durmaktayız. Bu barbar ideolojik iktidar yapılanması, kendi tarifi ve kendi günlük uygulamaları ile zamana ve objektiflere kayıt ettirmektedir. İşkence, talan ve işgalini büyük bir güven ve hazla bütün boyutları ile anlatmaktadır. Tarih kitaplarında da bütün geçmişi bir işgal ve vahşet ideolojisi olarak kayıtlara geçen bu yapılanmanın, mağdurları olan bizler tarafından da yeterli derecede şuurlu bir biçimde karşı koyuşa dönüştürülememiş, bu fitne anlayışı Kürdistan ve İslam coğrafyasından sökülüp atılamamıştır. Örneğin Mısırın ve birçok Arap devletinin tarih dersleri kitaplarında, Osmanlılar anlatılırken, on binlerce insanın haksız yere ve vahşice öldürüldükleri yazılmaktadır. Malvarlıkları ve servetlerinin bunlar tarafından talan edildiği anlatılmaktadır.

Başta Mısır ve Arap devletleri bu iktidarın yavrusu olan Kemalist devlet yapılanması ile siyasal, iktisadi hatta kültürel ilişkisini üst düzeyde ve canlı tutmuşlar/tutmaktadırlar. Mısır rejiminin muhalefeti dediğimiz İhvanlar da iplerini, politikalarını yeşil Kemalistlerin eline vermiş, onları dost ve kardeş edinerek kendi hazin sonlarını da hazırlamışlardır. Ortadoğu’nun bütün iktidarları ve muhaliflerinin durumu hep aynı olmuştur. Avrupa devletleri de Viyana kapılarına dayanan bu yönetimin işgalci, talancı ve barbar bir yönetim olduğunu tarih kitaplarına yazmış, okullarında ise ders kitapları olarak okutmaktadır. Buna rağmen Fransa’da eğitim gören Osmanlı bakiyesi Jön Türkler ve Kuvayi Milliyeler, batının eli ve istemi ile daha milliyetçi faşizan bir yönetim oluşturulmuştur.

Turani iktidar ideolojisi kendini bu defada Kemalist libasla sürdürmeyi ve icra etmeyi günümüze kadar başarmıştır. NATO’nun, İslam coğrafyasının, Sosyalist blokun yekpare desteklediği bu ırkçı ve vahşi yönetim, KUM karşısında yıpranmış ve sendelemiştir. Kürt ulusal mücadelesinin emsalsiz direnişi ve Kürt’ün uyanışı ile nefes alan ezilenler, horlanan muhalifleri İslamcılar, yorgun demokratlar ve tatlı su liberalleri kullanılarak yıkımla yüz yüze gelen kızıl Kemalizmin dayanağı olmuştur. Bu defa da muhafazakarlık ve İslam maskesi takarak, yeşil tona bürünmüş daha gaddar ve pervasız bir biçimde kendini idame ettirmeyi sürdürmektedir. Aslında Türkiye diye arda kalan Anadolu ve Kürdistan toprakları, ‘kılıç artıkları’ olarak isimlendirilen Rumların, Çerkezlerin, Asuri/Süryanilerin, Ermenilerin, Pontusların, Kürtlerin, Hıristiyanların, Alevilerin, Şafilerin, Êzîdîlerin, dürüst Müslümanların birde muhaliflerin kabristanına dönüştürülmüş bir toprak parçasıdır. Bu coğrafya bir korku imparatorluğu olarak kendi maktullerinin çocuklarından yalancı ve müreffeh bir devlet inşa ettiğine inanmıştır. Kuvayi Milliye ve Jön Türklerin barbar rejimine karşı, otuzdan fazla kıyamla karşı koyan Kürt milleti bölge bölge vahşice kırım fermanından geçirilmiştir. Tedip, tenkil ve ‘Şark İslahat planları’ ile on beş bin yıllık kültüre ve yerleşim yerine sahip olan Kürtler ise Ağrı Dağı’nın tepesine betondan bir mezara gömüldüğüne inanılmıştır. ‘Muhayyel Kürdistan burada metfundur’ yazısı hepimizin malumudur. Kürt’e karşı vahşetin dozajı her yönüyle artırılmıştır. Her türlü vahşet ve soykırıma rağmen Kürt bitirilememiştir.

KUM’in ağır mücadelesinden sonra gerçekliği bütün çıplaklığı ile bir kez daha ortaya çıkan bu rejimin, mağdurlarına ve kendine Kürt’üm diyenlere birkaç sual etmek isterim:

Turani tahakküme boyun eğmeyen, zulme zorbalığa ve vahşete başkaldıran bu uğurda canlarını feda eden, mütedeyyin rehberlerin ve İnanç ehlinin, Mezhep önderleri ve taraftarlarının mezarlarını bileniniz var mı? Kendine mütedeyyin ve muhafazakarım diyen Kürtler; Şeyh Said ve Kıyamına katılan ulema ve mücahitlerin mezarları nerede? Kendine Kızılbaşım ve Aleviyim diyen Kürtler; Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezarları ve kemikleri nerede? Êzîdîler, Asuri-Süryaniler atalarınızın mezarları nerede? Çerkezler, Rumlar, Pontuslar dedelerinizin, ninelerinizin ve çocuklarınızın mezarları nerede? Bu mezarları sorabilecek ve sormuş olanların akıbeti nasıl olmuştur? Bu sorulara net bir cevabınız var mıdır? Bu vahşi sistem ya bizleri sindirmiştir ya da kılıç artıkları olarak bizleri kendisine benzeştirmiştir.

Bu sistem kendisine itaat etmeyen, karşı çıkan herkese ve her şeye düşmandır. Şimdi kıyama kalkmış Kürtlerden intikam alıp ibret yapmak için, hepinizin gözü önünde vahşet uygulamakta, bu insanların kemikleri topraktan çıkarılarak kaldırımlara gömülmektedir. Bu kemiklerin üzerine beton ve asfalt dökülerek yaya geçidi haline getirilmektedir. Dürüst Müslümanlar Hz Muhammed sav bedir savaşında, savaşta öldürülen Müşriklerin cenazesini arkadaşları ile birlikte gömmüş müdür? İnsanının dirisi de ölüsü de mukaddestir demiyor mu İslam? Bu yapılanlar karşısında dindarlığınız ve Müslümanlığınız nerededir? Filistinli için kıyameti koparan Müslüman, Yahudi İsrail’den bin kat fazla olan, Kürt düşmanlığınızın sebebi nedir? İsrail Filistinlilerin kemiklerini kaldırımlara gömmüş müdür? Kendine demokratım diyenler, insan kemikleri asfalta gömülürken neden sesiniz çıkmaz?

Kendine Kürt’üm deyip, Kürdistan devletini kuranlar, büyük Kürdistanı klavye ve mikrofon başlarında hararetle savunanlar, gençlerinizin kemiklerini kaldırımlara gömenlere söyleyecek sözünüz ve yapacak işiniz yok mudur? Bu vahşete karşı çıkmayan Müslüman, hangi dine inandığını sorgulamalıdır, sorgulamayacaksa münafıktır. Bu vahşete ses çıkarmayan demokrat ise yalancıdır. Bu vahşete gözlerini kapatan, kendine devrimci ve sosyalist ad ediyorsa, gerçekte ırkçıdır. Bu azgınlığa karşı, ben Kürt’üm Kürdistanı istiyorum deyip kıyameti koparmıyor ve bu yapılan vahşete seyirci kalıyorsa o da haindir, ahlaksızdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.