Kültürel aydınlanma

Demir ÇELİK yazdı —

  • Kürtler olarak bizi diğer toplumlardan ve halklardan farklı kılan kültürel kodlarımıza dayalı kültürel aydınlanma hareketlerini yaratamazsak kapitalist modernitenin popüler kültürünün kuşatıcılığına mahkûm olur, kültürel kırımı kendi içimizde yaşamış oluruz. 

Bir halkı, bir ulusu diğerlerinden farklı kılan özelliklerin başında kültür gelir. Çünkü kültür; var olmanın hakikati, yaşamın dili, toplumsallığın kimliği, siyasal ve sosyal değişimin ve dönüşümün temel dinamiğidir. Halklar ve uluslar bu temel dinamik üzerinden toplumsal kimliklerini evrensele taşırlar. 

Toplumun ve toplulukların değişim ve dönüşüm süreçlerinin en temel dinamiği bu anlamda kültürel aydınlanma hareketleri olmaktadır. Durup dururken kültürel yapım ve yaratımlar oluşmadığı gerçeğinden hareketle geçmiş, gelenek, tecrübe ve birikimlerle bugünün bağını kurmak, onu toplumsallaşmanın ve kültürleşmenin sürdürülebilir faaliyeti olarak görmek kültürel hafızayı oluşturur. En iyi ve doğru biçimde yeni ihtiyaçları karşılama temelinde geleceği kurmak, değişim ve dönüşümü yaratmak, uzun yılların emekleri ile oluşan bu tarihi hafıza esas alındığında mümkün olur. Tarihin uzun soluklu geçmişine dayanmayan, deneyim ve birikimlerin inkârı esasıyla yaratılmak istenen şeyler fazla köklü, kalıcı olamazlar. Kapitalist modernitenin kuşatıcılığındaki halkımızın yaşayageldiği sorunları da çözme potansiyeli taşımazlar.

Kürtler gibi devletsiz ve statüsüz bir halkın herkesten çok kültürel aydınlanmaya ihtiyacı vardır. Festivaller ve kültürel etkinlikler bu ihtiyacı karşılamalıdırlar. Çok büyük emek ve bedellerle gerçekleştirilen bu etkinliklerin kültürel aydınlanmadan çok mevcudun tekrarı olduğu açıktır. Genel festivalde de, yerellerde gerçekleştirilen festivallerde de, Dersim festivalinde de durum üç aşağı beş yukarı aynıdır. Yıldan yıla değişen sanatçı ve siyasetçilerin ismi dışında festivallerin içeriği ve formatı birebir aynı değilse bile benzerdir. Festivalde sahne alması istenen sanatçılarla siyasetçiler esas alındığından, festivallerimizin içeriği de onlara göre şekillenmektedir.

Avrupa toplumları değişime geçmişin inkârı temelinde yaklaştıkları için yaşanan değişim toplumu monotonlaştıran, köksüzleştiren, ruhsuz topluma yol açan karakterde olmuştur. Yani kültürel üretim faaliyetlerinde, ya da kültürel değerleri oluştururken insana doğru yaklaşılması, özgür toplumsallık için kaçınılmazdır. Bu anlamda bir toplum kendi geçmişini nasıl ele alıyor, nasıl değerlendiriyor ve onun eğitimini nasıl veriyorsa, bu durum hem bugün hem de gelecekteki kültürel aydınlanma hareketleri için hayati konudur. Kültürel yaratım açısından değişimin okunması, yorumlanması, sorgulanması çok önemli kültürel faaliyettir. Bu yaklaşımın kendisi de tek başına bir kültürdür.

İnsanlar neyi düşünüyor, sorgulama biçimleri nasıldır, kabul ve ret ölçüleri nelerdir, bir şeyi niye kabul ediyor, niye reddediyorların düşünüş yöntemi ve yaklaşımı, kendi kültürel ürünleri ve kültürel değişimlerinde etkili olmaktadır. Siyasal, sosyal ve kültürel bir varlık olan insanın kültürel faaliyeti, onun kimliği haline gelerek topluma mal olması sonucu kendisini diğer halklardan ve uluslardan farklı kılmış olur. Nasıl ki insan varlığını sürdürmek için doğa-insan ilişkisinde ihtiyaç duyulan araçları ortaya çıkarmış ve bu da insanın doğada farklılaşmasına neden olmuşsa, toplumun kendi içerisinde yarattığı maddi ve manevi sorunları aşma faaliyeti de insanların farklılaşmasına yol açmıştır.

Kültür; doğanın zorluklarına rağmen insanın beslenme, barınma ve üreme ihtiyaçlarını karşılamada, yaşamı sürdürmede ve yaşamı toplumsallaştırmadaki yapım ve yaratımların bütünüdür. İnsan toplumsal bir varlık olarak toplumsal ilişkiler içerisindeyken, toplumsal yapının özelliklerinden kaynaklanan ihtiyaçlarla karşılaşır. Yapım ve yaratım değerlerinin kalıcılaşması için toplumsallığa ihtiyaç vardır. İnsan bellek yaratarak toplumsallığını kalıcılaştırmakta, toplum olarak varlığını sürdürmektedir. Toplumun kalıcılaşması ve devamlılığını sağlaması, ancak ve ancak insanın kök hücresi değerleriyle yaşama ve doğaya doğru yaklaşmasıyla mümkündür. Bizim Kürt toplumsallığında kazandıklarımız, binlerce yıllık yapım ve yaratım faaliyetlerinin bugüne taşırılan değerleri olmaktadır. Binlerce yıl önce yaşanmışlıklar, bir şekilde hala bizde yaşanmaya devam ediyorsa, bu durum geçmiş ve gelecek arasında kurulan devlet dışı toplumsallık sayesindendir.

Her toplumsal mücadele nihayetinde toplumsal yaşamda bir etki bırakır. Bu da kendisiyle birlikte bir farklılığa yol açar. Tam başarıya ulaşmış olmasalar da, tarihteki hiçbir mücadele yaşama bir şey katmadan da edemez. Onun için yaşam içinde birçok din ve mezhep, farklı değer yargıları bir arada yaşayabilmektedirler. Demek ki toplumsal olarak yaşayan, düşünen ve konuşan varlıklar olmamıza rağmen, bu kadar çok değişik dil, din ve kültür yaratımları ortaya çıkmışsa, bunun asıl nedeni yaygın düzeyde siyasal ve sosyal mücadelelerin yaşanıyor olmasındandır.

Kürtler olarak bizi diğer toplumlardan ve halklardan farklı kılan kültürel kodlarımıza dayalı kültürel aydınlanma hareketlerini yaratamazsak kapitalist modernitenin popüler kültürünün kuşatıcılığına mahkûm olur, kültürel kırımı kendi içimizde yaşamış oluruz. İnsanlığın kök hücresi değerleri esasıyla Mezopotamya’da yaşanan kültürel aydınlanma hareketlerinin kadim halklarından Kürtlerin devletçi sistem tarafından yok edilmeyen kültürel değerlerini bilince çıkarmak ve toplumsallaştırmak festivallerin temel amacı olmalıdır. Bunun yolu da yaşamı ve yaşam değerlerini bilince çıkarmaktan geçiyor. Kürt kültürü sadece müzik değildir. Hele hele müzikte popülerleşmiş starların müzik şöleni değildir. Tarihi yapım ve yaratım faaliyetlerinin şekillendiği on binlerce yıllık insan toplumsallığının değerleri Kürt toplumsallığında ve onun tarihi hafızasında hala yaşamaktadırlar. Sinema, tiyatro, resim, müzik, folklor, şiir ve romanı ile tarih hafızamızı bugünlere taşırmalıyız. Kobani destanını, Şehir savaşlarını, Afrin, Zap, Avaşin ve Metina’da gerillanın tarihsel destanının romanını yazmak, filmini çekmek, şiirini ve edebi eserleri ile Kürt rönesansını açığa çıkarmak Kürt aydınlarının ve entelektüellerinin en önde gelen görevi olmalıdır.

Kürt kültürüne planlı saldırıyla devlet ve iktidar dışı insan komünalitesinin kültürünü asimile etmek, ortadan kaldırmak isteyenlere inat direniş kültürünü bilince çıkarmak esas olmalıdır. Saldırının, asimilasyon ve kültürel soykırımın nedeni; Kürt halkının toplumcu kültürel hakikatinin yönünü saptırmak, Kürt halkını özgürlük mücadelesinden koparmayı hedeflemektir. O halde bizim kültürel faaliyetlerimiz ve etkinliklerimiz kültürel soykırıma karşı Kürt hafıza ve belleğini zindi kılan, yaşanan sorunlarımıza çözüm geliştiren kültürel aydınlanma hareketleri olmak zorundadır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.