Kürtçe mevlid ve kılıçlı başkan

Ahmet TURHALLI yazdı —

17 Ağustos 2020 Pazartesi - 23:00

  • Büyük bir şamata ile Ayasofya propagandasını yaptıktan sonra, hutbeye çıkan Diyanet İşleri Başkanı kılıçla pozlar vermiş; DAİŞ’in devlet biçimini, yani kendi dinlerinin kılıç ve öldürmek olduğunu herkese göstermiştir. Oysa Allah’ın bize inzal ettiği dinin ismi barıştır. Bunların yaşadığı din ise savaş ve yıkımdır.

Türk İslam sentezi, karşıt İslam olarak gündem oluşturmaya devam etmektedir. Tek dertleri Türk ırkçılığı ve işgalciliği olan bu ideolojik yapılanma, İslam alemini zehirlemeyi sürdürmektedir. Faşist, ırkçı, zalim ve iktidarların dini olan bu uygulamalarla sürdürülen tehlikeli gidişat, 21. yüzyılda ideolojik ve pratik olarak ne kadar sürdürülebilir? Bu durumu kestirmek zor olsa da gelişmiş insanlık düzeyinin bunu fazla kaldırabileceği kanaatinde değilim. DAİŞ ve benzeri aşırılık yandaşları olan örgüt ve yapılanmalar, birçok gücün himaye ve desteğine rağmen, kısa bir dönemde marjinal duruma düştüler.

Zalim devletlerin aşırı derecede ve alenen işkence ve sömürüleri ayyuka çıktığı halde bu tür çağdışı, ilim irfan ve adaletten yoksun yapılar, toplumların rahatsızlık ve nahoşluklarını arkalarına alarak, ‘Arap baharı’ dediğimiz dönemde bile, başarılı olamadılar ve ortaya çıkan şansı da heba ettiler. Ortadoğu coğrafyasında onlarca yıldır iktidarlar, toplumların kahır ekseriyetine her türlü zulmü uygulamaktadırlar. Kendilerini zorba iktidarların muhalifi olarak görenler ise ellerine iktidar ve maddi gücü geçirdiklerinde, eskilere rahmet okutmaktalar. Şimdi kızıl Kemalizm’in yeşil tonu olan eski muhalefet, şimdiki iktidar AKP, uygulamaları ile kızıl kemalistlere rahmet okutmuyor mu?

Kürtlere din kardeşlerimiz diyerekten iktidara oturdular. Kürt’ün kendi lisanı ile hutbe okumasını, medrese, okul ve kreşlerini de yasakladılar. Kürdistan medreselerinin içini boşaltarak, kendilerine bağlı, Medrese ve Alimler Birliği diye, kendi milletine düşman paralı mutref ve meleleri A haberin ekranlarına taşıdılar. Kızıl Kemalistler, Kürtçe konuştukları için, Kürt’ü para cezasına çarptırmış ve hapse atmışlardı. Yeşil Kemalistler Kürtçe konuşanları sokak ortasında linç ettirdiler. Kürtçe Mevlidi yasaklamakta ve bu Mevlidi okuyanları tehdit ettiler. Ne acıdır ki bunu görmek istemeyen, Kur’an ın tabiri ile kalpleri, gözleri ve kulakları hakikate kapalı olan iman yoksunu dindarlara, işbirlikçilik ve hain olmakta ısrar eden Kürtlere, mükerreren hatırlatmak zorunda kalıyorum. Türk-İslam ırkçılarının, milletimize ve dürüst Müslümanlara yaptıklarını, Trump’ın güvenlik danışmanı, on binlerce kilometre öteden, “Erdoğan Kürtlerden nefret ediyor” diye kitap yazarken, bizdeki hala İslam’a ve Kürtlere ihanet sentezi olan Türk İslam sentezine alkış çalmaya, yanında durmaya devam etmektedir.

Başta Kürt Müslümanları olmak üzere, dürüst Müslümanlar daha ne kadar bu duruma katlanacakları ve bu ağır vebali sırtlayacakları bilinmez. Ama bu gidişatın maddi ve manevi olarak, çürüyüp kokuştuklarını her akıl sahibi görmektedir. Büyük bir şamata ve gürültü ile Ayasofya propagandasını yaptıktan sonra, hutbeye çıkan Diyanet İşleri Başkanı, kılıçla pozlar vermiş, DAİŞ’in devlet biçimini, yani kendi dinlerinin kılıç ve öldürmek olduğunu herkese göstermiştir. İslam bir rahmet dinidir, Kur’an da tarif edilen yaratıcı, merhamet sahibidir, Rahmandır Rahimdir. Yaratıcı çalışan ve çaba sahibi herkesin rızkını verir, samimi olan herkesi bağışlar, nimetlerine teşekkür edenleri ödüllendirir, adaleti emir eder, dayanışmaya ve kardeşliğe çağırır, hürriyetin herkesin hakkı olduğunu söyler, dünya ve ahiret huzuruna kavuşturur.

Zulme, dini istismar edenlere, yalancılara, iftiracılara, katillere, hırsızlara, ahlaksızlara karşı mücadeleye motive eder. Müslümanın eline güç geçtiğinde bunun izafi bir güç olduğunu ve mutlak güç sahibinin Allah olduğunu öğütler. Herkesin haddini ve hakikatini tanımasını bildirir, her canlının ölümü mutlaka tadacağını söyler ve ona inananların dünya işlerinde, sadece adaleti hedeflediklerini salık verir. Kılıçla Minbere çıkanlar ise Kur’an’da anlatılanlara değil, maddi güce inanır, iktidarlardan pay alabilmek için uğraşır, hayat söndürür, ifsat eder, yakıp yıkar, çalıp çırpar. Allah’ı ve dini kendi çıkarlarına alet eder. Allah’ın bize inzal ettiği dinin ismi barıştır. Bunların yaşadığı din ise savaş ve yıkımdır. Bunların inandığı din maddidir, kılıca ve iktidara dayalıdır. İslam ise maneviyat ve ahlak ilkelerine dayanır. Yalanı yasaklar ve yalan konuşanların Allah’ın laneti ile lanetleneceklerini bildirir.

Türk lirasının değeri düştüğü için, Kılıçlı Başkan: döviz kullanmak kafirlerin parasını kullanmak haramdır demiş: Dinine inandığın ve hizmet ettiğin devletin, bütün işleri Dolar ve Euro ile yapılır, garibanın 100 doları haram, dinine başkanlık yaptığın devletin milyarlarca dövizi helal! Bindiğin lüks Mercedes helal, savaş teçhizatınız, oturduğunuz İtalyan koltukları, ABD bilgisayarları, İsviçre kol saatleri, Bos takım elbiseleriniz, Tommy Hilfiger gömlekleriniz, Armani kol çantalarınız, Lacoste pijamalarınız, Dolche&Gabbana gözlükleriniz, Burberry montlarınız, Gucci’den kemerlerinizin hepsi, Dolar ve Euro ile alındı ve size helal!

Sahi Dolara ve Euroya haram diyen siz sahtekarlar, bütün yatırımlarınızı ve iç çamaşırlarınız da dahil, hepsini dövizle almıyor musunuz? Yoksa sizlerin dinin de sizlere haram yok mu? Sadece haramlar fakir fukaraya, garibana gurabaya mı? Yıllardır anlatmak istediğimiz iktidar ve devlet dini, tam da budur. Ona öldürmek cihad, fakat kendisini onun zulmünden korumak için mücadele eden terörist. Garibana tütün ekmek, sigara içmek haram, ona eroin, kokain partileri düzenlemek helal, fakire ihtiyaçtan dolayı bir somun çalmak haram, ama o milyarlar çalsa helal. O içki fabrikaları kurar, faiz alır, tefecilik yapar, kumarhaneler işletir hepsi helal, ama sıradan insana haram, İstanbul Sözleşmesi haram, ama umumhaneler açmak helal. İşte bazılarının din afyondur söylemi, tam da devlet ve iktidarları korumak için uydurulan bu sahte dindir. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.