Muz mu, mafya mı?

Suat BOZKUŞ yazdı —

21 Mayıs 2021 Cuma - 23:00

Vesayete son vereceğiz diyen ırkçı-turancı çeteler memleketi mafya cennetine ve cumhuriyetine çevirdiler. Muz cumhuriyeti bile olamadık. Beka beka derken kendi iktidarlarının bekası derdine düştüler. 

Eskiden egemen siyasetçiler kel tavuk gibi kabara kabara ve övünerek “Biz muz cumhuriyeti değiliz” derlerdi. Eski sömürge ülkelerdeki dışa bağımlı mafyatik yönetimleri ima ederek Türkiye’nin binlerce yıllık devlet geleneği olduğunu ve onlarla aynı kaba konamayacağını iddia ederlerdi. Ama son günlerde iyice faş olan, iç içe geçmiş-kokuşmuş devlet-mafya-medya ilişkileri muz cumhuriyeti bile olamadığımızı ortaya koydu.

Mafya her ülkede, her devirde olabilir. Pişman mafya reisleri itirafçı olup bütün bildiklerini ortaya döküp ilişkili oldukları siyaset alemini de sıkıntıya sokabilir. Ama bütün siyaset alemini ve toplumu sarsan iddialarda bulunamazlar. İlgili savcılıklara ve emrindeki polise biraz iş çıkartmaktan başka bir sonucu olamaz. Çok enteresan ise bazı kitaplara, filmlere senaryo olurlar.

Sedat Peker’in devam eden ifşaatlarına bakın. Açıklamaları internette izlenme rekoru kırıyor. Havuz medyasının yok saymasına rağmen en çok da onlar izliyor, cevap yetiştiriyor. Hele HDP’ye ve sola saldırılarıyla ünlü Özışık kardeşlerin, A. Selvi, Demirören gibilerinin sefaleti okullarda medyanın düşmesine örnek olarak okutulacak cinsten. Sadece medya aleminden değil, toplumun her kesiminden birçok “mühim” şahsiyetin mafya ile ilişkileri daha doğrusu mafya içindeki konumları deşifre olacak gibi. Bakalım kendi aralarında uzlaşıp bu çözülmeyi durdurabilecekler mi? Bu halkın göstereceği tepkiye bağlı olacaktır.

Bu “Organize suç örgütü” elebaşılarının bu kadar etkili olmasının nedeni Türkiye’nin sistemidir. Halkların özgürlük ve demokrasi özlemlerine, mücadelesine karşı, demokratikleşme çabalarını bastırmak için demokrasi askıya alındıkça meydan her türlü ırkçı-gerici örgüte ve mafya çetelerine bırakılmıştır.

Son günlerde adı çok geçen kişilere bakın:

12 Eylül diktasının ünlü işkenceci emniyet müdürü Mehmet Ağar… Sonradan İçişleri ve Adalet Bakanı da olan bu kişi binlerce insanın kaybedilmesinden sorumludur. Çatlı, Çakıcı, Kırcı vb. ile suç ortağıdır. Ama her seferinde ucuza yırtmış ve icra-i sanata devam etmiştir. Mehmet Ağar'ın Yalıkavak Marina'da Alaattin Çakıcı, eski Özel Kuvvetler Komutanı emekli Korgeneral Engin Alan ve Susurluk dönemindeki "müşaviri" emekli Albay Korkut Eken gibi kırk yıllık suç ortakları da öyle. Ağar ve suç ortakları ya hiç yargılanmamış ya da göstermelik cezalarla yırtmıştır. Çakıcı ise Erdoğan ve Bahçeli’nin özel affına mazhar olmuş dava arkadaşı olarak yeniden aleme dönmüştür.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen Erdoğan-Bahçeli darbesi döneminde sisteme muhalefet eden birçok milletvekili, gazeteci, akademisyen ve Kavala gibi iş insanı ya zindanlara atılmış ya da katledilmiştir. Halen HDP eşbaşkanları ve vekilleri, belediye eşbaşkanları zindanlardadır. Onlar zindanda iken onları ölümle tehdit eden mafya artıklarına hiçbir savcı dokunmamaktadır. Usulen dava açılsa bile yargı bunu eleştiri ve düşünce özgürlüğü saymaktadır. Bu durumda Çakıcı, Ağar, Peker gibi “organize suç örgütü” şeflerinin bu kadar etkili olması da, marina mafyası da normaldir.

Yani temel insan haklarına, hukuka dayanan bir demokratik sistem yoksa meydan mafyaya kalmaktadır. O zaman ihale-otopark mafyasından yalı mafyasına kadar, uyuşturucu-silah mafyasından organ mafyasına kadar herkes cirit atar ve en büyük mafya da memleketi yönetir. Türkiye’nin durumu da budur. Bu en büyük mafya da iktidarda kalabilmek için her türlü rezaleti yapacaktır. Kirli imha savaşını azdırarak sürdürmek ve vatan kurtaran şaban olarak iktidarını korumak tek işleri olur.

Vesayete son vereceğiz diyen ırkçı-turancı çeteler memleketi mafya cennetine ve cumhuriyetine çevirdiler. Muz cumhuriyeti bile olamadık. Beka beka derken kendi iktidarlarının bekası derdine düştüler. Memleketi de mafya bataklığına çevirdiler. Ne marinası ne balinası, mafya memleketin ümüğüne çökmüş durumda.

Ya “mafya pislikleri” içinde debelenmek ya da cumhur diktasına son vermek, tam ve gerçek demokrasi!

Sonucu halklarımızın mücadelesi belirleyecek.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.